Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4649 E. 2024/3647 K. – Komşuluk Hukukun
Konu: Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan El Atmanın Önlenmesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4649
- Karar No
- 2024/3647
- Karar Tarihi
- Konu
- Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan El Atmanın Önlenmesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/321 E., 2023/1595 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/314 E., 2022/359 K. Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; komşusu olan davalı ...'in 18.12.2019 günü bahçesine giren kedileri kaçırmak amacıyla olduğunu söylediği ultrasonik sinyal cihazını kurarak çalıştırmaya başladığını, işbu makineden çıkan sinyal sesinin son derece rahatsız edici olup, bir süredir kulaklarında çınlamaya neden olduğunu, geceleri uyumayı imkânsız kıldığını, diğer yandan müzisyen olarak çalıştığından işitme ile ilgili yaşadığı herhangi bir sorunun direkt olarak mesleki hayatını etkilediğini, ayrıca ultrasonik sinyallerin insan sağlığına zararlı olduğunu, tüm uyarılara rağmen davalının cihazı kaldırmadığını belirterek cihazın kaldırılmasını, olmadığı takdirde kapatılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediğini, cihazın dava açılmadan önce kaybolduğunu, davaya konu cihazın sinyal sesinin insanlar tarafından duyulmasının imkansız olduğunu, dava konusu cihazın en fazla 1 (bir) metreye kadar ses yayabileceğini, davacı ile davalı konutu arasında yaklaşık 13-14 metre uzaklık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama devam ederken davaya konu cihazın mahalden 26.01.2020 tarihinde kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının dava açmada haklı olduğu gerekçesiyle yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ortada cihaz yok iken davalının cihazı ayarlamada bilinçli olmadığına dair bilirkişi raporu sunulmasının doğru olmadığını, davalının cihazı üretim ve kullanma kılavuzuna uygun ayarladığını, keşif talebinin karşılanmadığını, keşif yapılmış olsa idi davacının ikameti ile davalı taşınmazının sınır komşusu olmadığının tespitinin yapılabileceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk medeni Kanunu'nun 737 inci maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkin olup, bu tarz uyuşmazlıklarda elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. Zararın doğduğunun kabulü için ise; mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. 3. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalının bahçesinde bulunan cihazın sesinden rahatsız olduğundan bahisle eldeki davayı açmış olup, davaya konu edilen cihaz, dava açıldığı tarihten birkaç gün sonra ortadan kaybolmuştur. Mahkemece davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip; davacının, dava açıldığı tarihte haklı olduğu gerekçesiyle yargılama giderlerinden de davalı tarafın sorumlu olduğu belirtilmiştir. 4. Her ne kadar yargılama sırasında; kaybolan cihaza ilişkin tanık dinlenilmiş ve bilirkişi raporu alınmışsa da yapılan araştırmalar sonucunda, komşuluk hukuku anlamında bir zarar olup olmadığı yukarıda açıklanan usullere uygun şekilde tespit edilememiş, başka bir deyişle davacının dava açtığı sırada haklı olduğu hususunda kesin bir bulgu elde edilemediği gibi haklılık ve haksızlık durumu da ortaya konulamamıştır. Bununla birlikte cihazın kaybolması nedeniyle, gelinen noktada artık yukarıda açıklanan usulde, zarar olup olmadığı hususunda bir tespit yapılma imkanı da kalmadığı açık olduğundan, taraflar leh ya da aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru değildir. 5. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3-) numaralı bendinin tümünün hükümden çıkartılması ve hüküm fıkrasının (4-) numaralı bendinde yer alan “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.