Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4349 E. 2023/6407 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4349
Karar No
2023/6407
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/168 E., 2021/325 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 165 ada 270 parsel sayılı taşınmaz üzerinde vekil edenine ait kapama meyve bahçesi bulunduğunu, taşınmazın Çetintepe Barajı yapım çalışmaları nedeniyle kamulaştırma sahası içerisinde kaldığını ileri sürerek ağaçların vekil edenine ait olduğunun tespiti ile tapuya şerh edilmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın malikinin Hazine olduğunu, taşınmazın orman niteliği ile DSİ Genel Müdürlüğüne tahsis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı ... İdaresi vekili, davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan DSİ vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; devlet ormanlarında yer alan ağaçlar yönünden muhdesat tespiti ve aidiyetine, kanunen yasaklanan eyleme hukuki geçerlilik kazandırma ve muhdesata yasallık sağlayacak şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2018 tarih ve 2018/395 Esas, 2018/445 Karar sayılı kararıyla; orman vasfındaki taşınmaz üzerinde meydana getirilen muhdesatla ilgili açılan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince;“…dava konusu 165 ada 270 parsel sayılı taşınmazın, 1.256,571,04 metrekare yüzölçümünde ve orman niteliğinde, 06.04.1999 tarihli kadastro işlemi ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, Mahkemece 04.08.2016 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz üzerinde, 520 adet 12-14 yaşlarında bağ, 18-20 yaşlarında 145 adet a.fıstığı ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği, DSİ Bölge Müdürlüğünün 16.06.2016 tarihli cevabında taşınmazın Çetintepe Barajı yapım çalışmaları nedeniyle kamulaştırma planları kapsamında kaldığının belirtildiği; Mahkemece davacının tespitini istediği muhdesat orman niteliğinde olan 165 ada 270 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer aldığından davanın reddine karar verilmiş ise de, Devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesata hukuken değer verilemeyeceği hususu dikkate alınırken, mülkiyet hakkının ihlali ve davalı mülkiyet sahibi Hazine'nin davacıyı meşru bir beklenti içerisine sokup sokmadığını ortaya koyulmadığı, orman niteliğindeki taşınmazda yer alan muhdesatta, özellikle mülkiyet hakkının ihlali bakımından da inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak, davalı mülkiyet sahibi Hazine'nin, davacının bu haksız kullanımına karşı suskunluk ve eylemsizliği var ise bunun davacıyı meşru bir beklenti içerisine sokup sokmadığı konusunda Mahkeme görüşünün ortaya konulması, yine tarafların dilekçelerinde tanık deliline dayandığı hususu da göz önüne alınarak taraflara tanık listesi sunması için süre verilerek tanıkların dinlenmesi ve tüm bunların sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu…” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, davalı Maliye Hazinesi vekilinin karar düzeltme istemi reddedilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/58283 numaralı kararı gereğince mülkiyet hakkının ihlali açısından inceleme ve değerlendirme yapıldığı, davacı, babası ve dedesi tarafından bu taşınmazın yıllardır bakımının yapılıyor olduğunun ve 18-20 yaşlarında fıstık ağaçları ve 12-14 yaşlarında bağ yetiştirildiğinin iddia edilmesi, dolayısıyla davacının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan bir taşınmazda uzun bir süre zilyetliğinin devam etmesi karşısında kamu makamlarının bu zaman zarfında devam eden edilgen tutumlarının bir anda değişebileceğinin öngörülmesinin mümkün olmaması, davaya konu muhtesatın yaşı da dikkate alınarak davacı bakımından önemli bir ekonomik menfaat teşkil etmesi dikkate alındığında davacının Anayasa'nın 35 inci maddesi uyarınca mülkiyet ... kapsamında korunması gereken bir menfaatinin ihlal edilebileceği düşüncesiyle dava açmakta hukuki yararının olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; muhdesatın orman niteliğindeki alanda bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz maliki olan davalı idarenin muhdesatın da maliki olduğunu, davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.). 3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bozma kararı gereğince tesis edilen hükmün, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılar Maliye Hazinesi ve Orman Genel Müdürlüğü harçtan muaf olmasına karşın hüküm fıkrasının 3 ve 4 No.lu bentlerinde davalıların harçtan sorumlu tutulmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan peşin harç 29,20 TL ve tamamlama harcı 1.531,32 TL’nin isteği halinde davacıya iadesine,” cümlesinin yazılmasına; (4) numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; “Davacı tarafça yatırılan 206,30 TL keşif harcı, 939,70 TL tebligat, posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.146,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılmana, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4349, K. 2023/6407, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4349-e-2023-6407-k-2770f1eba8f3