Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3407 E. 2024/3622 K. – Muhdesat Şerhini
Konu: Muhdesat Şerhinin Terkini Ve Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3407
- Karar No
- 2024/3622
- Karar Tarihi
- Konu
- Muhdesat Şerhinin Terkini Ve Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/619 E., 2023/465 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Gelibolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1115 E., 2021/708 K. Taraflar arasındaki muhdesat şerhinin terkini ve muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının hukuki yarar yokluğu ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1796 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında üzerindeki binanın 44.00 metrekaresinin muris ...’na ait olduğuna dair tapu kaydına şerh tesis edildiğini, dava konusu binanın yapımına 1980 yılında 44.00 metrekare olarak müvekkili ve babası ... tarafından başlandığını, bedelin büyük bir kısmının müvekkili tarafından karşılandığını, ...’nun gelirinin olmadığını, tarafların ...’nun ölümüne kadar bodrum katta oturduğunu, müvekkili TEDAŞ’da çalışmaya başlayınca binayı genişletmeye başladığını üst katlarını yaptığını, binanın şu anda 120.00 metrekare civarında olduğunu belirterek dava konusu 1796 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın katlarının değerlendirilmesi ile tespit ve oranlamasının yapılması, bodrum katın 5,50 metrekaresinin davalı ..., 8,25 metrekaresinin davalı ... adına, binanın diğer kısım ve katların ise müvekkili adına tespitini ve tapuya şerh tesis edilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın arzının uzun yıllardır kök muris ... tarafından kullanıldığını, 1983 yılından beri kök murisin taşınmaz üzerinde iki katlı muhdesatı inşa ettiğini, davacının sadece muhdesatta 3. katı inşa ettiğini, muhdesatın bir kısmını davalı anne ...'nun kullandığını, dava konusu taşınmazın ... mirasçılarına payları oranında tesciline dair Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1145 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını belirterek Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1145 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini ve davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde yapılan keşif ve tanık beyanlarına göre taşınmazın alt katının muris tarafından diğer kısımlarının davacı tarafından yapıldığının beyan edildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesata ilişkin şerhin, muhdesatın meydana getirilişini doğru biçimde yansıtmadığı gerekçesiyle dava konusu 1796 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan "iş bu gayrimenkul üzerindeki ev 1980 yılında ... tarafından yaptırılmıştır" şerhin terkinine, dava konusu 1796 parsel sayılı taşınmaza "iş bu gayrimenkul üzerindeki evin bodrum katı ... tarafından, diğer kısımları ... tarafından yaptırılmıştır" şerhi konulmasına, şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçenin yetersiz olduğunu, davacının iddialarını kanıtlayamadığını belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1796 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 20/03/1981 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra 09/12/2019 tarihinde açıldığı, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden ve hak düşürücü süre davanın her aşamasında gözetilebileceğinden davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davacının davasının hukuki yarar yokluğu ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, kaldırılmaması gerektiğini, istinaf mahkemesi kararının ve gerekçesinin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu kaydındaki muhdesat şerhinin terkini ve muhdesat aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) 4. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.