Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2780 E. 2024/88 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2780
- Karar No
- 2024/88
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/76 E., 2023/319 K. KARAR : Davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/101 E., 2019/219 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen mirasta denkleştirme ıslahen inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ve Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. ... ve Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ..., ... ile ...’nın kök muris ... B. ... kızı ... çocukları; diğer davacılar ..., ..., ... ve ...’in de kök murisin oğlu ... B. ... çocukları; davalının ise kök muris ...'nın oğlu olan 12/04/2013 tarihinde vefat eden ... B. ...'ın evlatlığı ve tek mirasçısı olduğunu, kök muris ...'nın sağlığında bir çok taşınmazını davalının murisi ...'a iadeye tabi olarak bağış yoluyla temlik ettiğini, bunlardan 503 ada 189 ve 200 parsel sayılı taşınmazların imar, tevhid-ifrazdan sonra 5659 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazları oluşturduğunu, davalı murisi ...'ın bu parsellere ilişkin düzenlediği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan "... Sitesi" olarak bilinen inşaattan arsa sahibi muris ...'dan davalıya bağımsız bölümler intikal ettiğini; 788 (eski 503) ada 124 parsel sayılı taşınmazın imar, tevhid-ifrazdan sonra 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazları oluşturduğunu, davalı murisi ...'ın bu parsellere ilişkin düzenlediği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca "Phaselis Konutları" olarak bilinen inşattan arsa sahibi muris ...'dan davalıya bağımsız bölümler intikal ettiğini; kök murisin sağlığında, davalının murisi ...’a miras hissesine karşılık bağışlanan dava konusu 5659 ada 16 ve 17 ile 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarda arsa sahibi sıfatıyla ...’a verilen bağımsız bölümlerin miras payları oranında davacılara iade edilmesi gerektiğini, davalı murisi ...'ın, dava konusu taşınmazlardaki davacıların miras paylarına isabet edecek bağımsız bölümleri davacılara iade edeceğini ölümüne kadar söylemiş olmasına rağmen, iadenin gerçekleşmediğini; davalının, tüm bağımsız bölümleri ...'ın evlatlığı ve mirasçısı sıfatıyla kendi adına tescil ettirerek davacıların miras paylarını iade etmeye yanaşmadığını, oysa mirasta iade borcunu davacı mirasçılara karşı yerine getirme yükümlülüğü olduğunu belirterek bağış yoluyla temlik edilen 5659 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar ile 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarda davacılara iade edilmesi gereken bağımsız bölümlerin ve payların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline; aynen iade mümkün olmadığı takdirde davacılara miras paylarına karşılık ödenmesi gereken bedelin tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili 24.04.2018 tarihli ıslah dilekçesinde; kök muris ...'nın çocuklarının, murisin ilk eşi Hamma'nın ölümünden sonra evlendiği ikinci eş ...'nın 1/4 miras hakkına (veya 1/2 intifa hakkına) sahip olmasını kabullenmediklerinden, aile içinde yapılan görüşmeler sonucu ikinci eş ... ile varılan anlaşmaya göre ...'nın, o gün itibariyle muris üzerinde bulunan malların 1/9 payını alarak kalan 8/9 payın da muris ve çocuklarının olacağını ve murisin ölümü halinde ...'nın, murisin mirasından başka bir hak talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı murisi ...'a güven duyularak taşınmazların iadesi konusunda inanıldığından, ileride kardeşlere eşit olarak dağıtılmak üzere muris ve çocuklarına kalacak payların ... üzerine geçirilmesi konusunda mutabık kalındığını, arazilerin birçoğunun hisseli olması nedeniyle üçüncü kişilerin önalım hakkını kullanılmasını engellemek amacıyla gerek ...'ya yapılacak temliklerin gerekse inançlı işlem ile davalı murisi ...'a yapılacak temliklerin bağış olarak gerçekleştirilmesinin daha doğru olacağı sonucuna varıldığını, varılan anlaşma uyarınca kök muris ...'nın, hibe yetkisini içeren Antalya 1. Noterliğinin 31.03.1973 tarih 7885 sayılı vekaletnamesini ...'ya, yine aynı tarih 7886 yevmiye sayılı hibe yetkisini içeren vekaletnameyi de ...'a verdiğini, vekaletnamelerin aynı anda yapılması ve içeriklerinin tamamen aynı olmasının anlamlı olduğunu, bu vekaletnameler uyarınca 07.04.1973 ve 12.04.1973 tarihlerinde, ...'ın ...'ya verilmesi kararlaştırılan hisseleri bağış suretiyle, yine ...'nın ...'a verilmesi kararlaştırılan hisseleri davalı murisi ...'a bağış yoluyla devrettiğini; kök muris ...'nın 04.01.1979 tarihinde ölümü üzerine mirasçıların bir araya gelerek babalarının sağlığında ileride tüm çocuklarına miras payları oranında iade edilmek üzere davalının murisi ...'a temlik edilen taşınmazların idaresi, yönetilmesi ve yapılması gereken işlemleri bölüşerek taşınmazların onun tarafından işletilmeye ve yönetilmeye devam edilmesine bütün kardeşlerin rıza göstermesi ve bu konuda vekaletname ile taahhütname vermeleri, buna karşılık taşınmazların taksim edilmeden ...'ın emaneten üzerinde bulunması nedeniyle diğer kardeşlerin haklarının güvence altına alınması için ...'ın kardeşlerine karşı taahhütte bulunması konusunda karşılıklı olarak yaptıkları anlaşma çerçevesinde ...'ın bağış yoluyla temlik aldığı ve gerçekte kardeş ... hariç diğer kardeşlerine ait olan taşınmazları 1/6'şar oranında kardeşlerine vereceğine dair Antalya 1. Noterliği 02.04.1979 tarih 13007 yevmiye sayılı beyan ve taahhütnameyi düzenlediğini, buna karşılık kardeş ... dışındaki kardeşlerin de aynı Noterliğin aynı gün ve 13008 yevmiye sayılı vekaletname ve taahhütnameyi verdiklerini, belgelere göre davalı murisi ...'ın ölünceye kadar davacıların haklarını vereceğini söylediğini, binalar ve siteler yapıldıkça haklarına karşılık zaman zaman daireler verdiğini, davalı murisi ...’ın davacıların haklarını vereceğini ölünceye kadar söylemiş, davacılar da ümitle beklemiş olmasına rağmen 5659 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilen ... Sitesi ve 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilen Phaselis Sitesinden davacıların hakları verilmeden ...'ın öldüğünü; ...'ın ölümü üzerine mirasçısı davalıya taşınmazların devri için keşide edilen ihtarnameye davalının olumsuz cevap verdiğini ve davacıların mahkeme kararı olmadan hakları olan daire tapularını alma ümitlerinin kalmadığını, kök muris ...'ya ait taşınmazlar bağış gösterilmek suretiyle davalının murisi ...'a tapuda temlik edilmiş ise de, bağış işleminin gerisinde olan işlemin (iradenin) inançlı işlem olduğunu, aralarındaki mutabakat çerçevesinde inanılan ... ve inanan kardeşlerinin bu anlaşmalarını resmi senede bağladıklarını, ...'ın kardeşlerinden aldığı vekaletname ve talimat ile taşınmazlarla ilgili her türlü tasarrufa yetkili olarak birçok işlemler yaptığını, satılan taşınmazların bedellerini kardeşlerine paylaştırdığını, yükleniciler ile sözleşmeler yaptığını, siteler yapıldıkça kardeşlerine hisselerine karşılık daireler verdiğini, ancak dava konusu edilen 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan sitedeki ve 5659 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan sitedeki dairelerde davacıların hisse ve haklarını vermeden öldüğünü; mirasta iade davası olarak açılan davayı inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak ıslah ettiklerini belirterek 5613 ada 11 parsel B Blok 16 numaralı bağımsız bölümdeki davalı adına kayıtlı 1/6 payın iptali ile ... mirasçıları olan davacılar adına 1/18'er oranında tescilini; diğer davacılar murisi ...'a ait olması gereken 1/6 paydan ...'ın davacı olmayan mirasçısı ...'ın 1/5 payı düşüldükten sonra kalan davalı adına kayıtlı 4/30 hissenin iptali ile ... mirasçıları olan davacılar adına 1/30'ar oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine cevap dilekçelerinde; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, kök muris ...'nın sağlığında çocukları arasında mirasını paylaştırdığını, kök murisin oğlu ...'ın kendisine daha yakın, daha çalışkan olması ve onu daha çok sevmesi nedeniyle daha fazla ve iadeye tabi olmamak üzere bir kısım taşınmazı ...'ın mülkiyetinde olması amacıyla nihai olarak kayıtsız ve şartsız bağışladığını, davacı tarafın taşınmazların miras payına mahsuben bağışlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bağışlamanın iadeye tabi olarak yapıldığının ispat yükünün davacı tarafa düştüğünü, kazandırmanın iadeye tabi olup olmadığının ancak murisin iradesine göre belirlenebileceğini, muris ...’ın duygusal davranarak kardeşlerine bir kısım taşınmazlar verdiğini, davacı tarafın dayandığı taahhütnamenin tek taraflı olduğunu, bu belgenin kök muristen intikal eden miras haklarının iadesi ile ilgisi olmadığını, ...’ın kardeşlerinin tutumu nedeniyle 1989 yılında taahhütten vazgeçtiğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2016/101 Esas, 2019/219 Karar sayılı kararıyla; 07.04.1973 tarihinde tapuda yapılan bağış işleminin arka planındaki iradenin ve 02.04.1979 tarih 13007 yevmiye numaralı ve aynı tarih 13008 yevmiye numaralı noterde düzenlenen belgelere göre ...’a yapılan temlikin inançlı işlem olduğu, davacıların davalının murisi ...'ın ölüm tarihi itibariyle davacıların tapuda ferağ umudunu yitirdikleri, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. 2. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.06.2020 tarihli, 2019/1150 Esas, 2020/575 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın kök muris ... ile oğlu olan davalı murisi ... arasında inanç sözleşmesi olduğunu iddia ettiğini ancak sözleşmelerin nispiliği ilkesine göre, adı geçenler arasındaki taşınmazların diğer çocuklara paylaştırma iradesini taşır inanç sözleşmesi iddiasını ispata elverişli yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge ibraz edemediği, davaya dayanak olarak gösterilen 02.04.1979 tarih 13007 yevmiye sayılı beyan ve taahhüdün, aynı tarih ve devam eden 13008 yevmiye sayılı vekalet ve taahhütnamenin içeriğinden ...'ın, kök muris ile aralarında inançlı işlem olduğunu kabul ettiği anlamının çıkmadığı, bu belgelerin aralarında adi ortaklık kurulmasına yönelik olarak değerlendirilebileceği, delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, kök murisin, ...'a hibesinden önce 16.03.1973 tarihinde ve birbirini takip eden işlemler ile hibe ve taaahhütlere konu taşınmazlarından sırasıyla 788 (eski 503) ada 124 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ...'e 10.000/56.700 hisse, bir kısım davacılar murisi ...'ye 503 ada 83 parsel sayılı taşınmazda 154.987/288.410 hissesinden 30.000 hisse, 503 ada 189 parsel sayılı taşınmazda 96.509/219.292 hissesinden 7000 hisse, dava dışı Kaplan'a 789 ada 179 parsel sayılı taşınmazda 67.824/154.030 hissesinden 50.000 hissesini hibe ettiği de göz önünde bulundurulduğunda kök murisin, ...'a hibesinin arkasında, diğer çocuklarına paylaştırma (inançlı işlem) iradesi olduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesinin kabulünün, aynı şekildeki işlemler ile taşınmazlarını tüm çocuklarına temlik etmesinde bir engel bulunmadığı, buna ilişkin dosyaya yansıyan bilgi bulunmadığı da dikkate alındığında hayatın olağan akışına uygun düşmediği sonucuna varıldığı, inançlı işlemin tarafı olduğu ileri sürülen ...'ın, davadan önce ölmesi nedeniyle yemin delilinin kullanılması olanağının da kalmadığı, inanç ilişkinin varlığının 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2021/1725 Esas, 2022/6474 Karar sayılı kararıyla Antalya 1. Noteri 02.04.1979 tarih 13007 yevmiye numaralı “düzenleme beyan ve taahhüt” başlıklı belgenin taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin yazılı delili olduğu, taraflar arasındaki inanç ilişkisinin bu belge ile ispatlandığı ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne 5613 ada 11 parsel B blok 16 numaralı bağımsız bölümde davalı ... adına kayıtlı taşınmazın, 360 pay kabul edilerek, 108/360 payının iptali ile; 20/360'ar payının ayrı ayrı davacılar ... ile ...; 5/360 payının davacı ..., 15/360 payının davacı ...; 12/360'ar payının davacılar ..., ..., ... ve ... adına ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline; bakiye 252/360 payın, davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; muris ...'nın sağlığında diğer mirasçılara yapmış olduğu devirlerin, davacıların yapılan bu devirlerden sonra 1/6 oranındaki haklarını elde edip etmediklerinin araştırılmadığını, muris ...'nın ...'a duyduğu ... nedeniyle ona daha fazla yer verdiğini, aynı tarihlerde diğer mirasçılarına da hibe yoluyla taşınmazlar devrettiğini; davacı tarafça ileri sürülen ön alım hakkının kullanılmasına engel olmak, ...'ın çocuğunun olmaması, ikinci eş ...'yı mirastan mahrum bırakma gibi nedenlerin mantıklı olmadığını, tarafları farklı olsa da kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bozma ilamında ... ile kardeşler arasında inançlı işlem olduğunun kabul edildiğini, bozma ilamının hatalı olduğunu, inançlı işlem olabilmesi için inanan kardeşler tarafından ...'a 1979 tarihli inanç sözleşmesi gereği bir mal devri olması gerektiğini, kararda ...'a yapılan bağışlamanın geçerli kabul edildiğini, tek taraflı taahhütnamenin inanç sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığını, bu belgenin muris ... ile ... arasında yapılan inanç sözleşmesine delil olarak kabulü halinde ancak delil başlangıcı olabileceğini, taahhütnamenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, ...'ın vermiş olduğu taahhütten döndüğünü beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mirasta denkleştirme ıslahen inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas ve 1947/6 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.