Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2435 E. 2024/213 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2435
Karar No
2024/213
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/267 E., 2022/367 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılardan Maliye Hazinesi vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, müvekkillerinin malik olduğu 261 ada 45 parsel sayılı taşınmazın denize bakan cephesi önündeki kıyı kenar çizgisine kadar olan tapusuz yere, gerek kendisinin gerek murisi ve gerekse murisi evvellerinin bugüne kadar 40 yıldan uzun süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirterek, mülkiyetinin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17 nci maddesine göre zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunu, ayrıca tescili talep edilen yerin tarım arazisi olmadığını, üzerinde yapılaşmaların bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.11.2014 tarihli ve 2011/90 Esas 2014/625 Karar sayılı ilamıyla davacının dava konusu taşınmaza 20 yıldır zilyet olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 04.06.2020 tarihli ve 2016/13645 Esas 2020/793 Karar sayılı ilamıyla; ...’in eşi ...’e tevkilen Avukat ... adına vekaletname vererk dava açıldığı, mahkeme karar başlığı ve gerekçesinde davacı olarak yazılan ...’in davacı kabul edilerek yargılama yapıldığı ve hüküm kurulduğu, 6100 sayılı HMK'nın 24 üncü maddesinin 1 nci fıkrası uyarınca; hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağından davacı ... yönünden yargılama yapılarak karar verilmek üzere hüküm bozulmuştur. 3. Mahkemenin 11.12.2020 tarihli ve 2020/244 Esas 2020/251 Karar sayılı ilamıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. 4. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Dairemizin 20.04.2022 tarihli ve 2021/4547 Esas 2022/3004 Karar sayılı ilamında; davacının müşterek maliki olduğu 261 ada 45 parsel sayılı taşınmaz 15.02.1989 tarihinde hükmen tapuya tescil edildiği, tescile dayanak Erdek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/266 Esas, 1987/73 Karar sayılı dava dosyasının su baskını nedeni ile imha edildiğine dair tutanak tutulmuş ise de dosya içinde kesinleşme şerhi bulunan suretinden taraflarının aynı olduğu ve 45 parsel sayılı taşınmazın tespitine itiraz davası olduğu, 45 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 1962 tarih 188 no'lu 6110 m2'lik gayri sabit sınırlı dayanak tapusunda güney sınırı sahil yolu olarak okunduğu, tescil kararında dava konusu taşınmazın bulunduğu yöndeki ve davacıların fazladan 1550 m2'lik yerin kıyı tarafından iptaline ve tapu kapsamına dahil edilmesi yönündeki talebinin reddine karar verildiği, bu dosyada tescil harici bırakılan ve 45 sayılı parselin güney yönüne ilişkin kesinleşmiş karar bulunduğu gözetilmeden ve mahkeme kararının kesinleştiği tarihten imar tarihi olan 1997 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmayıp davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozma ilamına uyma kararı verilerek davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesin hüküm şartlarının somut olayda oluşmadığını, önceki davanın eski tapu sınırlarının belirlenmesine ilişkin olduğu, eldeki davanın ise imar ihya nedeniyle açılan tescil davası olup her iki davanın talep sonucunun farklı olduğunu, dava konusu yerde yapılan imar uygulamasının iptal edildiğini, bozma gerekçesinin hatalı olduğunu, 1960’lı yıllardan itibaren 20 yıllık zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, olağanüstü zamanaşımı ile imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 ve 2 nci maddeleri. 3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine, 1086 sayılı Kanunu'nun 440 ıncı maddesinin 3 inci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2435, K. 2024/213, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-2435-e-2024-213-k-e0fae0cc040c