Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/1731 E. 2023/5853 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1731
Karar No
2023/5853
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2120 E., 2022/638 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/286 E., 2021/238 K. Taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, kabul edilmediği takdirde taşınmazın rayiç değerinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ileride kendisine devredilmesi amacıyla ortak murisleri olan babası ... ... adına tescil edildiğini, tapu malikinin tapuyu devredemeden öldüğünü, davalıların ise tapuyu devretmeye yanaşmadıklarını ileri sürerek inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, kabul edilmediği takdirde taşınmazın rayiç bedelini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın muris ... ...'a ait olduğunu, davacının 02.11.2012 tarihinde para gönderdiğini iddia ettiğini fakat her neden ise tapunun 10.12.2012 tarihinde alınmış gözüktüğünü, bu durumun dahi davacının iddialarının ... dışı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte bu taleplerinin hem hak düşürücü süre yönünden hem de zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, taşınmazın rayiç bedelinin belirlenerek davacıya eksik harcın tamamlattırılmasını ve davanın bu eksiklik giderildikten sonra görülmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın, inançlı işlemin özelliklerini taşımadığını, taşınmazın müteveffa ... ... tarafından kendi ... ve hesabına satın alındığını, müteveffa ... ...'un 02.02.2014 tarihinde vefat ettiğini aradan 2 yıl gibi süre geçtiğini ve davacının hiçbir şekilde dava konusu ettiği şekilde dava konusu dairenin kendisinin olduğunu söylemediğini, hatta ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/517 Esas sayılı dava dosyası ile taraflar arasında vasiyetin iptali ve tenkis davası devam etmekte olmasına rağmen davacının bu konuyu gündeme getirmediğini, taşınmazın satın alındıktan sonra kira sözleşmelerinin müteveffa adına yapıldığını babanın ölümünden sonra kira bedelinin veraset ilamı doğrultusunda üç mirasçıya bölündüğünü, hak düşümü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; taşınmaz satış bedelini gönderdiğini, murisin taşınmaz bedelini karşılayacak bir gelire sahip olmadığını, bu hususun banka kayıtları ile kanıtlandığını, tanık olarak göstermiş oldukları kişinin, aleyhe tanık yapacağına ilişkin beyanları nedeniyle tanık olarak dinletilmekten vazgeçildiğini, mahkeme tarafından yeniden tanık listesi verilmesi talepleri reddedildiğinden dinletilmek istenen tanıkların noter kanalı ile alınan beyanlarının dosyaya sunulduğunu, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine, bu durumun mümkün olmaması halinde denkleştirici adalet ilkesi gereği taşınmaz rayiç bedelinin günümüz koşullarına uydurulmak suretiyle yasal faiziyle birlikte davalılardan miras hisseleri dikkate alınmak suretiyle davacı müvekkile ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde dayanılan 210.000,00 TL bedelli dekontta taşınmaz alımı için gönderildiğine dair herhangi bir açıklama yer almadığından delil başlangıcı olarak kabulüne olanak bulunmadığı 150.000,00 TL bedelli 11.12.2012 tarihli dekont yönünden ise; bu paranın dava konusu taşınmaz için gönderilip gönderilmediği hususunda davacı beyanlarında çelişki bulunduğu, 150.000,00 TL bedellin akit tarihinden bir ... sonrasına ilişkin olup “ev alımı için” gönderildiğinin belirtildiği, bu itibarla bir an için delil başlangıcı niteliği taşıdığı kabul edilebilir ise de davacı tarafın geçerli bir mazereti olmaksızın tanığın dinlenilmesinden vazgeçtiği görüldüğünden bu hususa ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, mahkemece davalılara, murisleri tarafından yapıldığı iddia edilen inanç sözleşmesini bilip bilmedikleri hakkında yemin teklif edildiği, davalılar tarafından da dava konusu ... alımı hususunda inanç sözleşmesi olmadığına, muris tarafından dava konusu taşınmazın davacı adına alınmadığına ilişkin yemin eda edildiği, davacının iddiası ispat edilemediğnden talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, kabul edilmediği takdirde taşınmazın rayiç değerinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 ... maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 4. İnanç sözleşmesinden ... davalar için ... bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 ... maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupdavalı vekil, ... temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1731, K. 2023/5853, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-1731-e-2023-5853-k-17ce79a82dbe