Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/1674 E. 2023/2156 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil Islah İle Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1674
Karar No
2023/2156
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil Islah İle Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/361 E., 2021/1015 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ıslah ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1. Davacılar vekili; dava konusu 4 adet taşınmazın 03.09.2002 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı Fedile Çakmak mirasçıları tarafından davacılar murisi İsa'ya ve davalı ...'e 1/2'şer oranda satıldığını, ancak tapuda davacılar murisi adına devredilmesi gereken hissenin de Hasip adına tapuda devredildiğini belirterek İsa'ya sözleşme gereği devredilmesi gereken 117/2400 (31.956,63 m²) hissenin iptali ile İsa mirasçıları davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacılar vekili 24.02.2021 tarihli ıslah dilekçesinde; 4 adet taşınmaz yönünden davalarını bedele dönüştürdüklerini dile getirmiştir. II.CEVAP Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların talebini satış vaadindeki vaat borçlusuna yöneltmesi gerektiğini, dava konusu yerde toplulaştırma yapıldığından davalının hissesi kalmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi; "satış vaadi alacaklısının sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiye karşı bu hakkını ileri sürme imkanı bulunmadığından ve sözleşme zamanaşımına uğradığından davanın reddine" karar vermiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/1097 Esas, 2019/8450 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin kararın düzeltilmesi talebi kabul edilerek 05.03.2020 tarihli ve 2020/483 Esas, 2020/2764 Karar sayılı ilamında "İsa ve Hasip'in satış vaadi sözleşmesinde vaat alacaklıları olduğu, aynı zamanda akraba oldukları, davacıların alacak hakkı olduğunu bilebilecek durumda olduğu, sözleşmede zilyetliğin teslim edildiği belirtildiğinden zamanaşımının işlemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu 29 ve 92 parsel sayılı taşınmazların dava açıldıktan sonra davalı tarafından davacılara devredilmesi nedeniyle bu parseller yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, eski 2 ve 3 parsel yeni 141 ada 1 ve 142 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların davasını tazminata çevirdiği, taşınmazda hissedar görünen...'in davalı ile birlikte hareket ettiği ve dava konusu taşınmazı devre hazır olduğunu davacılara bildirdiği halde davacıların devre yanaşmadıkları, tapu devri yapılacağı belirtilen yerin zeminde ayrı bir kullanım alanı olmadığından ileride önalım davası açılması riskiyle karşılaşabileceklerini belirttikleri, yargılama sırasında davacılar ile davalı arasında yapılan protokole tüm tarafların katılması ve şekle itiraz olmaması nedeniyle taraflar için bağlayıcı olduğu, bu protokol uyarınca 3.500 m² yerin davacılar adına tescili kararlaştırıldığından dava açılırken uyuşmazlık konusu yapılan 31.956,63 m² yerden sadece 3.500 m² yönünden davanın devam ettiği, davacının menfaatine aykırı gördüğü bir kısım saiklerle imzaladığı sözleşme hükümlerine aykırı olarak tescil yerine bedeli talep etmesinin yerinde olmadığı, protokol imzalandıktan sonra şartların ifayı olanaksız kılacak şekilde değiştiğine dair iddia ve delil ileri sürülemediğinden davacıların tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B.Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/3852 Esas, 2022/7439 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI.KARAR DÜZELTME A.Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Davacılar vekili; 141/1 parsel ve 142/1 parsel yönünden tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, ileride davacılara karşı önalım davası açılmasını istemediklerinden tapuda Miraç'ın hisselerini devralmayı kabul etmediklerini, dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili gerektiğini dile getirmiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali ve tescil ıslah ile tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık sulhnameye rağmen davacıların bedel talep etme hakları olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706, BK'nın 213 (6098 sayılı TBK'nın 237 nci), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89 uncu maddeleri, 3. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”. 4. Belirtilen bu ilke, 4721 sayılı Kanun 1023’de aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki madde 1024’de “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. 3.Değerlendirme 1. Davacılar murisi İsa ile davalı ...'in yakın akraba oldukları, dava dışı üçüncü kişiler ile 03.09.2002 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdettikleri, bu sözleşme uyarınca 4 adet taşınmazdaki üçüncü kişilere ait hisselerin 1/2'si Hasip'e, 1/2'si İsa'ya ait olacak şekilde satımının vaat edildiği, satım bedelinin peşin olarak ödendiği anlaşılmıştır. 2. Satmayı vadedenlerin bir kısmı ise, bu taşınmazlardaki hisselerinin tamamını sözleşme yapıldıktan sonra ...'a tapuda devretmişlerdir. 3. Davacı İsa mirasçıları, davalıya devredilen hisselerin 1/2'sinin aslında murisleri İsa'ya ait olduğunu belirterek tapu iptali ve tescil istemli işbu davayı açmışlar; yargılama sırasında 24.02.2021 tarihli dilekçe ile 4 adet taşınmaz yönünden taleplerini tazminata dönüştürmüşlerdir. 4. Bir önceki bozma ilamımızda da belirtildiği üzere Hasip'in davacılar murisi ile akraba olduğu ve aynı sözleşmede satış vaadi alacaklısı olarak imzası bulunduğundan İsa'ya devri gereken hisseleri de tapuda kendi üzerine alması nedeniyle kötüniyetli olduğu şüphesizdir. 5. Yargılama sırasında ise davalı, 2 adet taşınmazdaki hisselerini davacılara devretmiş, bu parseller yönünden uyuşmazlık son bulmuş olup verilen kararda isabetsizlik yok ise de; eski 2 ve 3 parsel yeni 141 ada 1 ve 142 ada 1 parsel yönünden 07.05.2020 tarihli "sulhname" başlıklı sözleşme Hasip ve davacılardan ... arasında akdedilmiş, dava konusu 141 ada 1 parselde ... adına kayıtlı 3.500 m²'nin ... adına devri kararlaştırılmıştır. Davacılardan ..., ... ve ... ise sözleşmeye rıza göstermiş, devir ve tescil işlemleri bittikten sonra Seyhan ve diğer davacıların mezkur dava dosyalarından vazgeçecekleri kararlaştırılmıştır. 6. Bu sözleşmeden 4 ay sonra aynı taraflar arasında bu defa 07.09.2020 tarihli "protokol" başlıklı sözleşme akdedilmiş, 07.05.2020 tarihli sulhnameye ek değişiklik yapılarak Hasip adına kayıtlı 3.500 m2'nin 1.500 m²'lik kısmının Seyhan'a, 2.000 m²'nin ise üçüncü bir kişiye devri kararlaştırılmıştır. 7. Ne var ki sulhname yapıldığı sırada Hasip, 141 ada 1 parselde hissedar olsa da 08.07.2020 tarihinde tüm hisselerini dava dışı kişilere devretmiştir. 142 ada 1 parselde ise 22.05.2020 itibariyle Hasip hissedar değildir. Bu haliyle sulhnamenin ve protokolün yerine getirilme olanağı kalmadığından çekişme konusu 141 ada 1 parsel ve 142 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların satış vaadine göre edinmesi gereken paylar bakımından tazminat isteğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. 8. Anılan bu husus karar düzeltme incelemesi sırasında tespit edildiğinden onama ilamının kaldırılarak davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/3852 Esas, 2022/7439 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, yukarıda belirtilen nedenle hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1674, K. 2023/2156, T. 12.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-1674-e-2023-2156-k-54e08c998273