Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6622 E. 2023/717 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6622
- Karar No
- 2023/717
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Mera Komisyon Kararının iptali ve tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının iki kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili asıl ve birleştirilen 2009/813, 2011/237 Esas sayılı dosyalarında; dava konusu Uşak İli, Banaz İlçesi, Hatıplar Köyü'nde kain 2394, 2419, 2420, 2516, 2577, 2578 parsel sayılı mera niteliğindeki taşınmazların öncesi ormanken, 2/B uygulamasıyla orman dışına çıkarılan ve Hazineye ait taşınmaz statüsündeki kısımlarının mera olarak tahsisine ilişkin Uşak İl Mera Komisyonu’nun 06.11.2009 tarihli kararının itirazen iptaline, 2/B uygulaması ile orman dışına çıkartılan bölümlerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtar dava konusu yerin niteliğinin belirlenmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiştir IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesince verilen 14.07.2011 tarih ve 2016/36 E., 2016/222 K. sayılı ikinci kısmen kabul kararı Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarih ve 2018/1326 E., 2018/6531 K. sayılı kararı ile aşağıda belirtilen nedenlerle bozulmuştur. B.Bozma kararında ; "Mahkemece 01.11.2013 tarihinde davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizce 12.11.2015 tarihli ve 2014/14377 Esas, 2015/10194 Karar sayılı ilamı ile 4342 sayılı Kanunun 3. ve ilgili diğer maddeleri gereğince "Taraflardan bildirecekleri delilleri istenip toplanmalı, bu arada çekişme konusu meraya ait mera komisyonunda mevcut işlem dosyası aslı veya onaylı örneği komisyondan eksiksiz getirtilmeli, konunun uzmanı olan ziraat mühendisleri ve hukukçu bilirkişiden oluşturulacak kurula komisyondan getirtilen mera, yaylak, kışlak, otlak, çayır tutanakları, tahsis için ihtiyaç tespit tutanağı, komisyon tahsis kararı raporu, çiftçi ve aile bildirim cetvelleri, geçim kaynağı tutanağı, hayvan varlığı cetveli, arazinin krokisi ve 1/5000 ölçekli haritası incelettirilmeli ve bu şekilde keşfe hazır olmaları sağlandıktan sonra yerinde keşif suretiyle inceleme yaptırılmalı, mera komisyonunun ihtiyaç tespitinde ve tahsiste Mera Kanununun 11. maddesindeki kıstaslara göre hata yapıp yapmadığı, hata varsa bunun nedenleri ve hangi kıstaslardan kaynaklandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak bilirkişilerce saptanmalı, hata yapıldığı ve çekişme konusu meraya kısmen ya da tamamen davalının ihtiyacı olmadığı belirlenirse davanın kabulüne aksi halde bu yön kanundaki yönteme uygun şekilde kanıtlanırsa yararlanma hakkı tamamen veya kısmen ya da müştereken davalı köye bırakılmalıdır. Mera Kanununun öngördüğü yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan bir kısım inceleme ve araştırmalar sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davacı Hazine vekili temyiz etmiştir. Dairemizin bozma kararına uyulmakla birlikte bozmada yazılı hususlarda gereğinin tam olarak yerine getirilmediği görülmektedir. Öncelikle, mera komisyonunun mevcut işlem dosyasının ziraat mühendisleri ve hukukçu bilirkişiden oluşturulacak kurula incelettirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen gerek keşifte gerekse keşif dışında bu işlerden anlar bir hukukçu dinlenmemiş ve görüşüne başvurulmamıştır. Yine, bozma kararında belirtildiği şekilde mera tahsisi ile ilgili yapılan işlemlerin incelenmediği ve Mera Kanununun 11. maddesi açısından gerekli değerlendirmenin de yapılmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan, bozmadan sonra yapılan kesif sonucunda düzenlenen raporlar ile bozma öncesi yapılan keşifte düzenlenen raporlar arasında farklılık ve çelişkiler mevcut olup, bu çelişkiler giderilmemiştir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklama ve izah edilen eksiklikler ile 12.11.2015 tarihli bozma kararımız doğrultusunda mahallinde yeniden keşif yapılarak inceleme ve araştırma yapılmalı, keşfi izlemeye, infaza elverişli bilirkişi raporları alınmalı, tüm keşifler sonucunda düzenlenen ve düzenlenecek olan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeli ve alınacak uzman bilirkişi raporları doğrultusunda infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. Bu yönler gözetilmeden, bozma kararında belirtilen yönler dikkate alınmaksızın ve Mera Kanununda öngörülen yönteme uyulmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeplerle bozulması gerekmiştir." C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyizinde; ''Dava konusu taşınmazların öncesi orman niteliğinde iken, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan ve Hazine adına tescil edilmesi gereken yerlerden olduğu halde, taşınmazların kadim ve fiilen mera olmadıkları göz önüne alınmadan, davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru değildir '' gerekçesi ile temyize gelmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Mera Komisyon Kararının iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanımlamaya göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. 2. Eldeki davada tahsis iş ve işlemleri 4342 sayılı Mera Kanunu uygulanmak suretiyle yapıldığından öncelikle, Mera Kanunu’nun amacı, arkasından “tahsis” sözcüğünden neyin anlaşılması gerektiği ve Mera Kanunu’na göre köy veya belediyelere mera tahsisi yapılırken üzerinde durulması gereken kuralların neler olduğu hususları irdelenmelidir. 3. 4342 sayılı Mera Kanununun 1.maddesinde kanunun amacı “… daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır. Mera Kanununun 6. maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir. 4. Aynı Kanunun 3. maddesinde yapılan tanımlamalara göre, Tahdit; çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesini ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesini, tespit; bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesini, ifade eder. 5. Tahsis, 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması olarak tarif edilmiştir. Kuşkusuz bir tahsis işleminin yapılabilmesi o konuda yasal düzenleme olmasına bağlıdır. Tarihi sürece bakıldığında, Osmanlı Hukukunda tahsisin kesin nitelikli olan padişah buyruk ve iradesini gösteren belgelerle (fermanlarla) yapıldığı görülmektedir. Cumhuriyet döneminde ise tahsise olanak sağlayan çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Bu husustaki ilk düzenleme 474 sayılı Kanunla yapılmış, kanun kapsamına giren bölgelerde tahsis belgesi vermeye illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık yetkili kılınmıştır. 2502 sayılı kanuna göre tahsise mahalli hükümet yetkilidir. 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununda tahsise yetkili makam toprak tevzi komisyonları olarak kabul edilmiştir. 1757 sayılı kanun, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki kanunlarda da benzeri hükümler bulunmaktadır. 4342 sayılı Mera Kanunu ise tahsise yetkili merciyi yine bu kanuna göre kurulan ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı adına yasanın öngördüğü iş ve işlemleri yürüten mera komisyonu olarak benimsemiş bulunmaktadır. 6. Her ne kadar Mera Kanununun 4/2 maddesindeki “Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur” hükmü karşısında Mera Komisyonlarının henüz çalışmaya başlamadığı yerlerde kadim yararlanma iddiasının dinlenmesi mümkün ise de komisyonun çalışmalara başladığı alanlarda yasadan kaynaklanan idari bir tasarrufla yapılan tahsise karşı bu tür bir iddiaya dayanılamaz. 7. Özetlenerek belirtmek gerekirse; Daha önceleri fermanlarla ya da kanuni düzenlemeye uygun yetkili makamlar tarafından tahsis edilen veya geleneksel olarak mera, yaylak ve kışlak olarak kullanıldığı tespit edilen yerlerin Mera Kanununun getirdiği hükümlere uygun olarak tespiti ile ölçümlemesi yapıldıktan sonra yeniden bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisine Mera Komisyonları yetkilidir. Çünkü sonraki dönemlerde mera, yaylak ve kışlaklardan yararlanma iddiaları ancak Mera Kanununun 21/1 maddesi gereği özel sicildeki kayda göre ispatlanabilir. O yüzden hak sahibi olabilmek için öncelikle lehe tahsis kararı bulunmalıdır. 8. Kuşkusuz, Mera Komisyonları Kanunun 5.maddesine göre mera, yaylak ve kışlak kapsamına alınan bir yerin bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisini gerçekleştirirken yasanın öngördüğü kıstasları aramak ve tahsisi bu ölçülere uygun yapmak zorundadır. Bu konudaki Mera Kanununun 11. maddesi hükmü “Komisyon; bölgenin ekonomik durumunu, iklim özelliklerini, toprak işleme esaslarını, arazi kullanma şekillerini ve kullanma kabiliyet sınıflarını dikkate alarak mevcut mera, yaylak ve kışlaklar ile bu amaçla kullanılabilecek diğer alanları, sulama ve geçit yerlerini tespit eder ve haritaları üzerinde belirler. Köy veya belediyenin münferiden veya müştereken yararlanacağı mera, yaylak ve kışlak ihtiyacının belirlenmesinde, bu alanların karakter ve otlatma kapasitesi, bitkisel ve hayvansal gelişme ve otlatılacak hayvan miktarı dikkate alınır. Hesaplamada, bir büyükbaş hayvan birimi için verilmesi gerekli olan mera, yaylak ve kışlak alanı üzerinden o yerlerdeki çiftçi ailelerinin otlatma hakkı bulunur” 12. madde hükmü ise; “Komisyon, 11 inci maddeye göre belirlenen ihtiyacı karşılayacak miktarda mera, yaylak ve kışlaklar ile bunlarla ilgili sulama ve geçit yeri olarak tespit edilen alanları halkın ortak olarak yararlanmaları amacıyla, o köy veya belediye tüzel kişiliğine tahsis eder ve tahsis kararı valiliğin onayına sunulur. Bu kararda tahsis edilen yerin niteliği, miktarı, sınırları, hayvan sulama ve geçit yerleri, tahsis amacı, otlatma kapasitesi, aile işletmelerinin büyükbaş hayvan birimi üzerinden otlatma hakkı ve otlatabilecekleri hayvan sayısı da belirtilir…” şeklindedir. Görülüyor ki Mera Kanunu, komisyonca tahsis işlemi gerçekleştirilirken kadim yararlanma biçimini veya mera, yaylak ve kışlakların hangi köy veya belediyenin idari sınırları içinde ise o köy veya belediyeye tahsis edilmesi gerektiğini bir ölçü olarak kabul etmemiştir. Mera Kanunu’nun tahsis için kabul ettiği kıstas o köy veya belediyenin mera, yaylak ve kışlaklara olan ihtiyacıdır. İhtiyaç unsurunun belirlemesi yapılırken gözetilmesi gereken ölçütlerin neler olduğu de özellikle yasanın 11. maddesinde sıralanmıştır. Öte yandan ihtiyaç tespiti yapılırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenen normların dikkate alınması da zorunludur. 3. Değerlendirme 1. Dava, Mera Komisyon Kararının iptali istemine ilişkindir. 2. Uşak il Mera Komisyonu tarafından 06.11.2009 tarih 428 yevmiye No.lu ve 06.11.2009 olur tarihli kararı ile 2394, 2419, 2420, 2516, 2577, 2578 parsel sayılı taşınmazlar davalı köy adına mera olarak tahsis edilmiştir. 3. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan uzman bilirkişi raporları, belge ve tespitlerden; dava konusu yapılan tahsisin köyün mera ihtiyacını % 2.48 oranında karşıladığı belirlenmiş ve mahalli bilirkişi de meraya ihtiyaç olduğunu beyan etmiştir. Uzman bilirkişi raporlarından, dava konusu meraya ihtiyac olduğu, Mera Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme ve tespitlerin mevzuata uygun olduğu anlaşılmaktadır. 4. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.