Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6401 E. 2023/6253 K.
Konu: Muarazanın Giderilmesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6401
- Karar No
- 2023/6253
- Karar Tarihi
- Konu
- Muarazanın Giderilmesi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1724 E., 2022/893 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/144 E., 2019/159 K. Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan "..." ismiyle maruf kaynak suyu işletme tesislerinin 2005 yılında müvekkili firma tarafından satın alındığını, işletmenin 1960 yıllarında yapıldığını, müvekkili şirketin son teknoloji cihazlarla yenilemek suretiyle işletmeyi çağdaş hale getirerek büyüttüğünü, kuyu ruhsatlarını aldığını, "Aquabillur ve Aouaturka" markalarını tescil ettirdiğini, tesisisin önceleri Köy Tüzel Kişiliği ve Bezirhane Belediye Başkanlığından, şu anda ise T.C. Ankara Valiliği İl Özel İdaresinden kiralandığını, kiracılık ilişkisinin halen devam ettiğini, tesisin yapı kullanma izin belgesine sahip olduğunu, bütün kira sözleşmeleri, izin ve ruhsatlara binaen ve yatırılan ekonomik büyüklükler karşısında, müvekkilinin üstün hakkının bulunduğunu, meraya tecavüzün söz konusu olmadığının tespitine, yıkım işleminin ortadan kaldırılmasına ve davanın sonuçlanmasından önce yıkım icrası karşısında telafisi imkansız zararlar doğacağından, tedbiren yıkım işleminin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili, davanın yargı yolu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı şirketin üstün hakkının var olduğuna dair beyanları kabul etmediklerini, 759 ve 764 sayılı parsellerin mera vasfında olup özel sicilinde kayıtlı olduğunu, Hazinenin özel mülkiyetinde olmayıp Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler olduğunu, meralar üzerinde hiçbir şekilde tesis, inşaat vb. yapılar yapılamayacağını, Kaymakamlıkça verilen men kararının doğru olduğunu, davacının, Ankara İl Özel İdaresi ile arasında su çıkartılması işlemine ilişkin kira akdinin bulunduğunu, tesis veya yapı yapılmasına izin vermenin İl Özel İdaresinin yetkisinde bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; öncelikle davanın husumet nedeniyle reddini, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden mahkemenin görevsizliğine karar verilmesini, esasa girilecekse davacının belirttiği gibi yapı kullanma izin belgesinin mevcut olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece, davacı şirketin kaynak suyu çıkarmak üzere davaya konu yerleri kiraladağını, kalıcı binalar inşa ettiğini, davaya konu mera parsellerinin tahsis amacının değişikliğine ilişkin bir karar bulunmadığını, davacının, merayı ve harman yerini amacına uygun şekilde kullanmadığı ve ıslah da etmediği, mera vasıflı taşınmazların bu şekilde kiralanmasının kanunen mümkün olmadığı, davacının kiracı olarak üstün bir hakkının varlığından da söz edilemeyecegini belirterek, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, üstün hakkının tespiti davasında adli yargının görevli olduğunu, dellilerinin toplanarak bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmü istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.04.2019 tarih, 2018/144 Esas, 2019/159 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 inci bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi; ''.... davacının dava konusu mera parselinde bulunan kaynak suyunu özel idareden kiraladığını, devraldığı tarihte var olan tesisi yapı ruhsatı almak suretiyle yenilediğini ve içme suyunun çıkarılması ve depolanması için gerekli yapıların yapıldığını, ancak Gölbaşı Kaymakamlığı'nca meraya tecavüz nedeniyle 06.11.2009 tarih 31 sayılı men kararı verildiğini, davacı şirket tarafından herhangi bir haksız tecavüzün söz konusu olmadığını, kiracılık yasal izin ve ruhsata dayalı üstün hak sahibi olduklarının tespitine karar verilmesinin talep etmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu Mahmatlı mahallesi 759 parsel numaralı taşınmaz harman yeri niteliği ile ... Köy Tüzelkişiliği, 764 parsel numaralı taşınmaz ise mera niteliği ile Hazine adına kayıtlıdır. Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden ... Köyünün 22.03.2008 tarihinde Gölbaşı Belediyesine mahalle olarak bağlandığı görülmektedir. Ankara Valiliği İl Gıda Tarım Ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 19.08.2018 tarihli yazısına göre taşınmazların vasfında değişiklik yapılmamıştır. Mera Kanunu'nun 14 üncü maddesi kapsamında meraların amacı dışında kullanılacağı durumlar belirtilerek, bu maddede ki yetki İl Mera Komisyonlarına bırakılmıştır. Kira kontratında kiralanan yerin kaynak suyu olduğu ve özel idare tarafından kiraya verildiği anlaşılmaktadır. 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesine göre, yeraltı sularının il özel idarelerince kiraya verileceği hükme bağlandığından dosyaya sunulan kira kontratında da kiralanan yerin kaynak suyu olduğu yazılı olmasından davacının kaynak suyundan kira sözleşmesi gereği faydalanma ... bulunmaktadır. Kira konusu kaynak suyu mera parseli içinde bulunmaktadır. Davacı şirketin, Kaynak Suyu Dolum Tesisleri ve Su Deposu kullanımına yönelik inşa ettiği yapıların ... Mahallesi 759 ve 764 No.lu parseller üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Meraların ve Harman yerlerinin mülkiyeti Hazineye aittir. Mera Kanunu'nun 4. Maddesinin son cümlesine göre, meralar (Harman yerleri de mera ile ayni özelliklere sahip olduğundan) özel mülkiyete konu olamaz, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz ve sınırları daraltılamaz. Mera hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olduğundan, kiraya verilmesi durumunda da bu amacı doğrultusunda yani hayvan otlatmakta kullanılmak üzere komisyonca kiralanabilinir. Davacı Mera Yönetmeliği'nin 7 nci maddesi kapsamında (hayvancılık işi ile uğraşan) bir kiracı değildir. Ayrıca Mera Kanunu'nun 20 nci maddesinde düzenlenmiş olan inşaat yasağı gereğince, meralarda ancak, kalıcı olmayan ve hayvanların ihtiyacı olan yapılar valilikten izin alınmak suretiyle yapılabilecektir. 3194 sayılı İmar Kanunu Geçici 16 ncı maddesinde düzenlemesini bulan Yapı Kayıt Belgesi; ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak 31.12.2017 tarihinden önce yapılan bir yapının kayıt altına alınması ve kullanımına yönelik olarak verilen, imar bakımından ilave bir hak sağlamayan ve kazanılmış hak oluşturmayan, yapının imar durumu ve ruhsata uygun hale getirilmesi veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar verilen geçerli olan geçici bir belgedir. 3194 sayılı İmar Kanunu Geçici 16 ncı maddesinde Mera Kanunu'nun uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Geçici 16 ncı maddenin 9 uncu fıkrasına göre, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz" hükmü bulunmaktadır. Ancak Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler dışında kalan araziler de ise 6 Haziran 2018 tarihli 30443 Resmî Gazetede yayınlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı yönetmeliğe bakmak gerekir. Bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde; "Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar Bakanlığa tahsis edilir" hükmü bulunduğundan 313 sayılı Milli Emak Genelgesine göre de; "Hazinenin satılamayacak taşınmazları sayıldığından, bunların içinde de Mera Kanunu kapsamında kalan taşınmazların satılamayacağı yer aldığından Hazineye ait bu nitelikteki taşınmazlar üzerine inşa edilen yapılar için alınan yapı kayıt belgesinin, mülkiyetin devri imkanı tanımadığı ortadadır. Bu taşınmazlar üzerinde yapılaşmaya engel yasal düzenlemelerin varlığı nedeni ile yapı kayıt belgesi, zilyetliğin muhafazasına da imkan tanıyamayacaktır. Aksinin kabulü halinde anayasal güvence altına alınan yasal düzenlemelerle güvence altına alınan mera yaylak kışlak gibi kamu malı niteliğindeki taşınmazların üzerinde yapı kayıt belgesi ile hakka dayanan zilyetlik tesisi gündeme gelecektir. Kaldı ki, bu yasal düzenleme ile sadece 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca verilen yıkım kararlarının ve para cezalarının kaldırılacağını öngörmektedir. Buna karşılık Mera Kanunu, Orman Kanunu gibi özel kanunları uyarınca verilen yıkım kararları, imar barışı kapsamına girmemektedir. Bu nedenle bu alanlarda yapı kayıt belgesi alınmış olsa dahi Mera Kanunu veya Orman Kanunu uyarınca yıkım kararı verilmesi ve yapıların yıkılması mümkündür. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davacının sadece kaynak suyunu kiralamış olması nedeniyle, Mera Kanunu'na tabi, mera ve harman yeri vasflı dava konusu 759 (116863 ada 3) parsel ile 764 (116863 ada 15) parsel sayılı taşınmazlar üzerinde hiç bir ... bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır" gerekçeleri ile istinaf talebini esastan ret etmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yıkıma ve davaya konu tesisler 1960 yılından beri mevcut olduğunu, 2. Tesislerin bulunduğu alanın önceleri Köy Tüzel Kişiliği ve Bezirhane Belediye Başkanlığından, bilahare ise T.C. Ankara Valiliği İl Özel İdaresinden kiralandığını, 3. Tesislerin tamamına, ilgili belediye tarafından yapı kullanma izin belgesi verildiğini, 4. Keza kaynak suları, ulusal ve uluslararası standart belgelerine sahip, tescilli markalar olduğunu, 5. Müvekkilinin Kamu Kurum ve Kuruluşlarının verdiği yetki ve izinlerle 2005 yılı fiyatlarıyla 10.000.000,00 EURO'nun üzerinde yatırım yaptığını, 6. Sadece işletmede 40’a yakın insan çalıştığını, bayi sayısı 157, bayilerde çalışan işçilerle birlikte bu işletmenin imkanları ile hayatını idame ettiren kişi sayısının 5.000 civarında olduğunu, 7. Gerek bu tesislerin açılması ve gerekse her safhada, müvekkili şirketin, Bakanlık, Valilik, Kaymakamlık, Belediye, Muhtarlık dahil, tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından teşvik ve takdir edildiğini, her türlü izin ve ruhsatların yasalar çerçevesinde alındığını, 8. Kira sözleşmeleri, izin ve ruhsatlara binaen ve yaratılan ekonomik büyüklükler karşısında, müvekkilinin üstün hakkının bulunduğunu, meraya tecavüzün söz konusu olmadığını, meranın altındaki kaynak sularının çıkarılması amacıyla kira sözleşmelerinin yapıldığını, tesislerin inşa edildiği, yapılan tüm işlemlerin yasalara uygun olduğunu, 9. Davanın devamı esnasında, 3194 sayılı İmar Yasa'sının geçici 16 ncı maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda müvekkili tarafından başvuruda bulunduğunu, toplamda 303.680,00 TL harç ödenerek yapı kayıt belgeleri alındığını belirterek, hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şahsi hakka dayalı muarazanın giderilmesi, taşınmaz üzerinde üstün hakkın varlığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Mera Kanununda mera, yaylak ve kışlakların hukuki durumu 4 üncü maddede düzenlenmiştir. Buna göre; mera, yaylak ve kışlakların kullanma ..., bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur. Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Ancak, kullanım ... kiralanabilir. Kiralama ilkeleri yönetmelikle belirlenir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/3 üncü maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez ve amacı dışında kullanılamaz. Kullanım ... kiralanabilir ve kiralama ilkeleri yönetmelik ile belirlenir. 14 üncü madde gereğince de tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan Mera Kanununda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.