Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6029 E. 2023/6348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6029
Karar No
2023/6348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2010/594 E., 2015/492 K. KARAR : Asıl davanın reddi, Birleştirilen davanın kabulüne Taraflar arasındaki asıl davada ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali ile tapu iptal ve tescil, birleştirilen davada ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın konusuz kalması nedeniyle reddine, birleştirilen davada alacak talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, asıl ve birleştirilen davada davacının mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile Kartal Noterliğinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre davalı ...'nun kendisini ölünceye kadar bakıp gözetmesi karşılığında 2327 ada 69 parsel sayılı taşınmazın B-Blok 1. Kattaki 3 No.lu bağımsız bölümün 1/4 hissesini verdiğini ve tapuda da söz konusu meskenin 1/4 hissesini davalı adına tescil ettirdiğini, davalı ile 1992 yılında evlendiklerini ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini hatta kendisinin davalıya bakmak zorunda kaldığını, evlendiğinde 68 yaşında olduğunu ve davalının şeker hastası ve tansiyon hastası olduğunu, davacının 85, davalının ise 70 yaşında olduğunu, kendisinin de bakıma ihtiyacı olduğunu ancak sadece bir emekli maaşının bulunduğunu, davalının kendisine bakmaması sebebiyle Noterden gönderdiği ihtarname ile bakım sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesini ihtar ettiğini ve verilen cevap da kendisinin 18 yıldır kendisine bakmış olduğunu, bunun ... olduğunu ve kabul etmediğini belirttiğini, ancak davalının bu iddialarının doğru olmadığını, davalının bakım sözleşmesini yerine getirmediğini, kendisinin de sağlık sorunları nedeniyle 2 yıldan beri birlikte kalmadıklarını, ya hastanede ya da çocuklarının yanında kaldığını, bu nedenlerle dava konusu ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptal edilerek söz konusu taşınmazın tapuda adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nun 27.01.2011 tarihinde vefat ettiğinden davalının mirasçılarına karşı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile davacı müvekkilinin bakım yükümlüsü muris ...'na temlik ettiği taşınmaz payına, bilirkişi incelemesi ile belirlenecek eşit bir bedelin tespit edilerek davacı müvekkiline, murisin terekesinden intikal edecek olan miras payına tekabül eden 1/4'lük bir bedelin de bilirkişi marifetiyle saptanacak bir bedelden mahsup ile 35.000,00 TL'nin 27.01.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bakım borçlusu mirasçıları davalılardan müteselsilen hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, evlilik birliği sürecinde bakım borcunu yerine getirdiğini ancak son zamanlarda kendi sağlık sorunları olması nedeniyle elinde olmayan sebeplerle hastanede tedavi gördüğünü, bu durumdan faydalanılarak eldeki davanın açılmasının iyiniyetli davranış olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından asıl davada ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve tapu iptal ve tescilin talep edildiği, daha sonra davalının vefatı üzerine birleştirilen Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin davasının mirasçılarına karşı dava açılarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile 35.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, asıl davada bilirkişi raporunda tespit edilen bedeli davalılara ödemeyeceğini beyan etmesi üzerine birleştirilen davadaki talep nazara alınarak, asıl davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle reddine, birleştirilen davada ise bilirkişi heyet raporunda tespit edilen 10.312,50 TL alacağın davalılardan tahsiline fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacısının mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen dava davacısının mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk açılan ölünceye kadar bakma akdinin iptali davasından feragat edilmediği halde, mahkemece bu davanın konusuz kalması sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tanık beyanlarından ...'nun sık sık hasta olup hastanede kaldığının açık olduğunu, bilirkişi raporuna itirazının dikkate alınmadığını, raporun hesaplama kısmında da hataların olduğunu, belirlenen alacak miktarın çok düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dava bakım borçlusu aleyhine açılan ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık gerekçesiyle sözleşmenin iptali ile tapu iptal ve tescil, birleştirilen dava ise bakım borçlusunun mirasçıları aleyhine açılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 511 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleştirilen dava davacısının mirasçıları vekili aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde bakım alacaklısının ölümü sözleşmenin sona ermesini gerektirdiği halde, bakım borçlusunun ölümü ile sözleşme son bulmaz, bakma ve görüp gözetme borcu bakım borçlusunun mirasçılarına intikal eder. Ancak yasa koyucu bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölümü tarihinde itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma ( feshetme ) ... tanımıştır. (818 sayılı Borçlar Kanunu 518 inci maddesi) Ne var ki, bakım alacaklısının, bakım borçlusunun ölümü nedeniyle sözleşmeyi bozması ( feshetmesi ) halinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılardan geri istemesine yasal olanak yoktur. Bu durumda Borçlar Kanunu'nun 518 inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası halinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edebilir. Nitekim bu ilke 05.06.1957 tarihli 25/22 sayılı içtihatları birleştirme kararında da açıkça vurgulanmış, uygulama bu yönde kararlılık kazanmıştır. 3. Öte yandan, Borçlar Kanunu'nun 518 inci maddesinde öngörülen fesih beyanının kullanılması ile sözleşmenin ortadan kalkacağı; feshin hükümlerinin önceye etkili olamayacağı; bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin o zamana kadar meydana getirdiği hükümleri muhafaza edeceği kuralı da yerleşmiş Yargıtay İçtihatları ve Bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiştir. 4. Somut olayda, asıl davada; bakım alacaklısı, bakım borçlusuna karşı ölünceye kadar bakım sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı sözleşmenin iptali ile tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş olup, yargılama sırasında bakım borçlusunun ölümü üzerine birleştirilen davada; Borçlar Kanunu'nun 518 inci maddesine (bakım borçlusunun ölümü üzerine sözleşmenin feshinin isteme ...) dayalı olarak bakım alacaklısı, bakım borçlusu mirasçılarına karşı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile alacak talebinde bulunmuştur. Mahkemece, asıl davanın konusuz kaldığından bahisle reddine, birleştirilen davanın ise alacak talebi bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5. Yargılama sırasında bakım borçlusunun ölümü üzerine, bakım alacaklısı tarafından bakım borçlusunun mirasçılarına karşı birleştirilen davada ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile alacak isteminde bulunulması ve mahkemece Borçlar Kanunu 518 inci maddesine göre istemin kısmen kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemişse de; birleştirilen davadaki talebin kabul edilmesi halinde asıl davanın konusuz kaldığından bahsedilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, borçlunun ölümü üzerine sözleşmenin feshini isteme halinde; fesih hükümleri geriye etkili olmayacaktır. Asıl davadaki akde aykırılık gerekçesiyle sözleşmenin iptali talebinde dayanılan hususlar, sözleşmenin feshinin talep edildiği tarih öncesindeki döneme ilişkin olup, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerden bakım borçlusunun akde aykırı davrandığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, birleştirilen davadaki taleplerin kabulü karşısında asıl davanın konusunun kalmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının gerekçesinin açıklanan şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl ve birleştirilen dava davacısının mirasçıları vekili tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Asıl ve birleştirilen dosya davacısının mirasçıları vekili tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, gerekçesinin yukarıda "IV-C-3-2.3.4.5.6." bölümünde açıklanan şekilde değiştirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6029, K. 2023/6348, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6029-e-2023-6348-k-19a178582b08