Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5821 E. 2023/312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5821
Karar No
2023/312
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasınakarar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; müdahalenin men'i ve kâl talebi yönünden davanın usulden reddine, ecrimisil yönünden 01.05.2003 - 30.04.2008 dönemi için 2.085,92 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, miras bırakanları...'ın maliki olduğu 333 no.lu parselin imar uygulaması sonucunda 2714 ada, 1 no.lu parsele şuyulandırıldığını, intikal ve tescil işlemleri sırasında anılan imar parseline davalının fabrika binası yapmak suretiyle müdahale ettiğini öğrendiklerini, anılan binanın yapımı sırasında muvafakatlerinin alınmadığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesine, binanın yıkılmasına ve 2003 yılı Mayıs ayından 2008 yılı Nisan ayına kadar 34.275,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davacılara ait taşınmaza müdahalesinin olmadığını, fabrika binasının yer aldığı taşınmazın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olduğunu, husumetin anılan Belediyeye yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece verilen ilk kararda: “… çekişmeye konu fabrika binasının dava dışı 986 no’lu parselde olduğu, anılan parsel ile davaya konu parselin mükerrer tapu oldukları, mükerrerlik durumu çözülmeden davacının talepleri konusunda karar verilemeyeceği, öte yandan taşınmazların tesciline dayanak imar işleminin de ayakta olduğu, bu işlem ayakta olduğu sürece mükerrer kaydın çözümlenmesinin sözkonusu olmadığı…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince karar: “…Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacıların çekişmeye konu 2714 ada, 1 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazda dava dışı kişilerle birlikte paydaş oldukları, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, tapu sicil kaydının beyanlar kısmında; 'Bu parsel numarası mükerrerdir 12/07/2004' şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; çekişmeye konu 2714 ada, 1 no’lu parselin imar parseli olduğu ve evrak arasına sunulan ...Tapu Müdürlüğü'nün 11.12.2012 tarihli yazısında; mükerrerliğin imar uygulaması ile oluştuğunun bildirdiği görülmektedir…Somut olaya gelince; mahallinde yapılan uygulama neticesinde teknik bilirkişiler ... ile ... tarafından düzenlenen rapor ile ekinde yeralan krokiye göre, sarı renkle ve (B) harfi ile gösterilen 1924 m2'lik bölümde mükerrerliğin sözkonusu olmadığı, davacıların parseli içerisinde kalan bu kısımda, davalıya ait fabrikanın trafosunun bulunduğunun ve ekmek fabrikası kamyon otoparkı olarak kullanıldığının tespit edildiği tartışmasızdır. Ne var ki; krokide sarı renkle ve (B) harfi ile gösterilen 1924 m2'lik kısım dışında, dava konusu yapılan başka bir bölümün bulunup bulunmadığı, diğer bir söyleyişle davacıların paydaşı olduğu 2714 ada, 1 no’lu parsel ile davalının fabrikasının yeraldığı komşu 986 no’lu parselin mükerrer olduğu tespit edilen bölümleri üzerinde, dava konusu yapılan kısım olup olmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı gibi, mükerrer olmadığı tespit edilen ve üzerinde davalının trafosunun yeraldığı, davacıların parseli içerisinde kalan 1924 m2'lik müdahalenin imar uygulaması neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği de saptanmış değildir. Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmaz ile komşu 986 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına dayanak tüm kayıtlarının (geldi ve gitti tüm tapu kayıtları, imar dağıtım cetvelleri vs.) getirtilerek mahallinde konusunda uzman bilirkişilerle birlikte yeniden uygulama yapılarak, davacı taraftan, mükerrer olmadığı tespit edilen 1924 m2'lik bölüm dışında çekişmeye konu taşınmazda yıkıma konu yaptıkları başka bölümler olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sorularak tespit edilmesi, öte yandan 1924 m2'lik bölümde davalının imar öncesi kayda dayalı bir hakkının bulunup bulunmadığı belirlenerek, bu doğrultuda teknik bilirkişilerden keşfi izlemeye olanak verecek ve imar öncesi durum ile imar sonrası durumu gösterir çakıştırılmış krokili rapor alınması, 1924 m2'lik bölümde davalının imar öncesi kayıttan kaynaklanan bir hakkının olmaması halinde, bu kısımda mükerrerlik de olmadığı gözetilerek, yıkım isteğinin kabul edilip ecrimisil isteğinin değerlendirilmesi, yok şayet müdahalenin imar uygulaması ile gerçekleştiği ve bu kısımdaki trafonun imardan önce inşa edildiği saptanır ise yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik soruşturma ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk derece mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…Müdahalenin men’i ve kal talebi yönünden;…somut olayda; ... Halk Ekmek fabrikasının 20134 ada, 10 parsel sınırları içerisinde kaldığı, tapu kaydından anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine olduğu, davacı paydaşın müdahalenin men’i yanında kal talebi de bulunduğundan, 13 no’lu celsede davacı vekiline, dava dışı paydaşların davaya katılımının sağlanması ya da muvafakatinin alınması amacıyla sonuçlarını hatırlatır kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde ara karar yerine getirilmediğinden müdahalenin men’i ve kal talebi yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine; ecrimisil talebi yönünden ise davalı tarafından mükerrer olmayan 1828 metrekare miktarlı 2714 ada, 2 parsele yapılan müdahalenin imar uygulamasından takriben 10 yıl sonra oluştuğu, 1987 yılında yapılan İmar uygulamasından önce Halk Ekmek fabrikasının bu alanda hak sahibi olduğuna dair bir kayıt tespit edilemediği…” gerekçesiyle davalının haksız kullanımı nedeniyle ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisil miktarının hatalı hesaplandığını, bilirkişi raporunda belirlenen ecrimisilin tamamına hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ecrimisil bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 3. Fer’i müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. 2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. 3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. 4. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 5. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 6. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. 7. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. 8. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. 9. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun, mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olmasının doğru olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ve fer'i müdahile yükletilmesine, davacıya ise iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5821, K. 2023/312, T. 18.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5821-e-2023-312-k-c532b68c405b