Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5534 E. 2023/1812 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5534
Karar No
2023/1812
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/467 E., 2022/301 K. KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında görülen meraya el atmanın önlenmesi ve davacı köy adına tahsisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma kararından sonra asli müdahiller tarafından tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil ... mirasçısı ... tarafından duruşma istemli olarak, davacı vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde duruşmasız temyiz eden davacı ... Tüzel Kişiliği vekili Av. ... ve asli müdahil ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Av. .......ve davalı ... vekili Av. ... geldiler. Duruşmalı temyiz eden asli müdahil ... gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ... Tüzel Kişiliği vekili dava dilekçesinde özetle; taraf köyler arasındaki idari sınırın 1960 yılında belirlendiğini, dava konusu Habo Yaylası’nın ise tespit görmediğini ve iki köy arasında tespit harici olarak bırakıldığını, anılan yaylada davacı köyün kadim yararlanma hakkı olduğu hâlde davalı köyün bu yararlanma hakkını engellediğini, bugüne kadar davalı ... sakinleri tarafından göçebelere kiraya verilmesi nedeniyle müvekkili Üçsırt Köyü sakinlerinin yaylayı kullanamadığını ileri sürerek, iki köy arasındaki sınırın tespiti ile Habo Yaylası’nın davacı köy adına tescilini talep etmiş; yargılama sırasında sunduğu 31.05.2011 tarihli dilekçesi ile yaylanın kullanım hakkının davacı köye tahsis edilmesini istemiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; iki köy arasında bulunan Habo Yaylası’nın kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakıldığını, taşınmazın mera vasfında olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığını ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yaylanın kadastro tespitinin yapıldığı ve 108 ada 90, 91, 92, 94 ve 95 parsel numaraları ile bir kısmının davalı köy, bir kısmının ise özel şahıslar adına tescil edildiğini; tespit tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2013 tarih ve 2010/537 Esas, 2013/461 Karar sayılı kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16 ncı maddesi uyarınca, yaylaların özel mülkiyete tâbi olamayacağından tescilinin de mümkün olmadığı, ancak özel sicile kaydının yapılabileceği; köyün idari sınırlarının tespiti ile yaylanın kullanım hakkının tahsisi isteminin ise idari merciler tarafından yerine getirilebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Köy Tüzel Kişiliği vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarih ve 2014/1053 Esas, 4297 Karar sayılı ilâmıyla özetle; "Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu madde 3,4).

3. 31.05.1965 tarih ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “... tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 29 uncu maddesi ile de yasa hükmü hâline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. 4. Meraya el atmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.

5. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi; kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.

6. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi; taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması hâlinde, varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak, dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.

7. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; dosya kapsamından, dava konusu yaylanın kadastro çalışmaları sırasında tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, dava konusu yayladan yararlanma hakkının davacı köye ait olduğunu ancak, davalı köyün bu yararlanma hakkını engellediğini belirtmiştir. Bu durumda taraf delilleri toplanarak ve yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle meradan hangi köyün yararlanma hakkının olduğu tespit edilmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gereğine değinilerek eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Asli Müdahale Talepleri Asli Müdahâle talebinde bulunan ... 18.05.2015 tarihli, ... ise 27.12.2017 tarihli dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazların kendilerine murislerinden kalan yerler olduğunu, buna ilişkin tapu kayıtlarının bulunmakta olup yapılacak keşifte bu kayıtların mahalline uygulanması gerektiğini belirterek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça, Habo Yaylası olarak tabir edilen yerin Üçsırt Köyü adına tescil edilmesinin talep edildiği, yapılan keşif esnasında davacı tarafça gösterilen ve dava konusu olduğu iddia edilen yerlerin (bilirkişi raporunda pembe renkli kalem ile taranan 108 ada 92 No.lu parselin tamamı, 108 ada 93 No.lu parselin 342.052,18 m²'si, 108 ada 94 No.lu parselin 53.859,56 m²'lik kısmı olmak üzere toplamda 2.465.911,74 m²'lik alanın) resmî kayıtlarda “Habo Yaylası” olarak işlenen yere 900 metre uzaklıkta bulunduğu, memleket haritası üzerinden tanzim edilen 25.06.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde, davalı ... Köyünün iddia ettiği sınırın kadastro çalışma alanının doğru olduğuna dair tespitlere yer verildiği, dava konusu taşınmazların davalı köyün kadastral sınırları içerisinde yer aldığı, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarının davacı iddialarını desteklemediği, tanık anlatımlarının ise tarafsız olmadığı; dolayısıyla davacı köyün, uzun yıllardır sınırları yalnızca kendilerinin kullandığına ve diğer köyün hakkı olmadığına dair kadimlik iddialarını destekleyecek bir delil bulunmadığı gibi bu hususun ispat da edilemediği gerekçesiyle davanın reddine;

2. Asli Müdahiller yönünden yapılan değerlendirmede ise 05.08.2019 tarihli ziraat bilirkişileri raporunda, dava konusu taşınmazlarda bitki popülasyonu olarak yoğun bir şekilde geven, kenger, yumak, pıtrak dikenli ve ayrık türlerinden oluştuğu, toprak yapısı, eğim, bitki örtüsü popülasyonu, bitki deseni, konumu, komşuları ile olan bütünlüğü, komşularında bulunan taşınmazlar ile aralarında belirgin ve ayırıcı bir sınır hattının olmaması, sınırlarının genişlemeye müsait olması, yıllardan beri üzerinde işlemeli tarımın yapılmaması ve işlemeli tarım için yeterli imar ve ihya faaliyetinin yapılmaması, sulanmaması ve sulama imkânının bulunmaması, yüksek eğim itibarıyla komşuları olan 108 ada 39, 90, 91 ve 95 mera vasıflı taşınmaz ile benzerlikler göstermesi ve komşuları ile aynı arazi parçaları özelliğini taşımaları, 4342 sayılı Mera Kanunu ve uygulamaları ile komşularının sınır güvenliği ve sınırlarının korunması gibi özellikler göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zayıf mera arazileri ile benzer özellikler gösterdiğinin bildirildiği;

3. Meraların özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu edilen alanın mera olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı ve asli müdahil vekillerinin, ... tarafından defaatle dosyaya ibraz edilen tapu kayıtlarının, dava konusu zemine aplike edilmesine ilişkin istemlerinin de esasa etkili olmadığı gerekçesiyle de asli müdahiller ... ve ...’ün davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... mirasçısı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf köyler arasındaki sınırın Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 1960’lı yıllarda belirlendiğini, 1980’li yılların başında kadastro çalışmaları yapılırken herhangi bir fiziksel ölçüm yapılmadan tevzi komisyonunun raporu üzerinden tespit yapıldığını, tespit sırasında dosyaya sunulan 1949 tarihli Köy Hudutnamesinin dikkate alınmadığını ve dava konusu Habo Yaylasının tespit harici bırakıldığını; Mahkemece yapılan keşifte görev yapan fen bilirkişilerince de söz konusu köy hudutnamesinin zemine uygulanmadığını, rapora itiraz edilmesi üzerine keşifte görev yapan ziraat bilirkişilerinden ek rapor istenmiş ise de, ziraat bilirkişilerince ek raporda da belirtildiği üzere, köy hudutnamesinin uygulanması işleminin fen bilirkişileri tarafından yapılması gerektiği, Mahkemece bu eksikliğin giderilmediğini, fen bilirkişilerince yalnız kadastral sınırlar üzerinden değerlendirme yapılmış olup kadimlik iddiasının göz önüne alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ve bozma ilâmına uyulmasına rağmen gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.

2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin miras bırakanlarından kendisine intikal eden tapu kayıtlarının zemine uygulanması talebinin, davanın esasına etkili olmayacağı ve ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın zayıf mera arazisi olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de bu hususların tapu kayıtlarının zemine uygulanmasına engel teşkil etmediğini, aradan geçen zaman zarfında sınırların değişmiş olması ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle eski ve yeni sınırların çakıştırılarak, davaya konu taşınmazın sınırlarının tespiti ile müvekkiline ait tapu kayıtlarına ilişkin mahalli bilirkişilerin de beyanı alınmak suretiyle zemine uygulanması için yeniden keşif yapılması gerektiğini, Mahkemece eksik inceleme ile verilen kararın müvekkilinin mülkiyet ve miras haklarının ihlâline yol açtığını ileri sürmüştür.

3. Asli müdahil ... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde özetle; murisi ... tarafından sunulan eski tapu kayıtlarının zemine uygulanması için yeniden keşif yapılması gerektiğini, Mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığını ve kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 3, 4 ve 29 uncu maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20 nci maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun “Kayıt ve Belgelerin Kapsamını Tayin” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre; “Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde; A) Kayıt ve belgeler; harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır. C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.”

2. Somut olaya gelince; davacı ... tarafından, kadimlik iddiasına ve Segiran Köyü, Molla Hıdran Köyü, Gakser Köyü, Resulan Köyü ve Kızılmescit Köyü İhtiyar Heyetleri arasında düzenlenen 1949 tarihli Köy Hudutnamesine dayalı olarak meraya el atmanın önlenmesi ve davacı köy adına tahsisine karar verilmesi talep edilmiş; asli müdahiller ... ve ... ise eski tapu kayıtlarına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuşlardır. Ancak Mahkemece, mahallinde yapılan keşifte, söz konusu 1949 tarihli Köy Hudutnamesi ile asli müdahiller tarafından delil olarak sunulan eski tapu kayıtları ile ilgili zeminde herhangi bir uygulama yapılmadığı anlaşılmıştır.

3. Bu durumda Mahkemece; uygulamada yararlanmak üzere, asli müdahillerin dayandığı eski tapu kayıtları ile varsa komşu taşınmazlara ait tapu kayıtları ve vergi kayıtları ile tüm dayanakları ilgili birimlerden getirtilmeli; mahallinde yapılacak keşifte komşu köy ve belediyelerden belirlenecek, yöreyi iyi bilen, yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişiler ve konularında uzman olan teknik bilirkişiler aracılığıyla davacı Köy tarafından sunulan 1949 tarihli Köy Hudutnamesi ile asli müdahillerin dayanağı olan tapu kayıtları hakkında zeminde uygulama yapılmalı ve kayıtlardaki her sınır bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli; davacı Köyün dayandığı Köy Hudutnamesi ile asli müdahillerin dayanağı olan tapu kayıtlarının, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli ve saptanan sınırlar teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilmeli; diğer yandan, mahalli bilirkişilerin söylediklerinin denetimi açısından, komşu taşınmaz revizyon tapu veya vergi kayıtlarının, nizalı taşınmaz yönünü ne şekilde gösterdiği üzerinde durulmalı ve ayrıca tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenmelidir.

4. Mahkemece, dayanak Köy Hudutnamesi ile tapu kayıtlarının, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra keşfi izlemeye yeterli fen bilirkişi raporu düzenlettirilmesi ve daha sonra işin esası hakkında oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... mirasçısı ...’in temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davalı ... ile davalı ...’nden alınarak, davacı ... Tüzel Kişiliği ile asli müdahil ...’e verilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5534, K. 2023/1812, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5534-e-2023-1812-k-4f8d598b57e4