Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5101 E. 2023/5864 K. – Mirasın Hükmen
Konu: Mirasın Hükmen Reddi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5101
- Karar No
- 2023/5864
- Karar Tarihi
- Konu
- Mirasın Hükmen Reddi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/30 E., 2022/794 K. DAVA TARİHİ : KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/176 E., 2019/388 K. Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Başkanlığıvekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vasisi ... dava dilekçesinde; kısıtlı annesi ...'ün oğlu olan ...'ın 24/03/2016 tarihinde vefat ettiğini, murisin vergi borcu nedeniyle kısıtlıya tebligat yapıldığını, murisin hiçbir mal varlığı bulunmadığını, kısıtlı adına dava açılabilmesi yönünden izin aldığını ileri sürerek mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, terekenin ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasifinin belirlenmesi ve mirası kabul anlamına gelen davranışların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; miras bırakanın ölüm tarihinde herhangi bir malvarlığı bırakmadığı gibi terekesinin borca batık olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile miras bırakan ...'ın mirasının davacı yönünden MK'nun 605/2 maddesi gereğince hükmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, eksik inceleme ve araştırma ile verildiği, terekenin ve benimseme fiillerinin yeterince araştırılmadığı hususlarını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dairemizin incelemesinden geçen 2021/208 Esas, 2022/802 Karar sayılı (Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/335 Esas, 2020/282 Karar) dosya kapsamında ve işbu dosyada yapılan araştırmalarda bankalarda murisin mevduatının bulunmadığı, taşınmaz ve motorlu araç maliki olmadığı, hiç bir malvarlığı bulunmadığı saptanmıştır. Murisin pasifinde icra daireleri ve vergi dairelerine hem şahsi hem de ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirket adına borçları bulunduğu tespit edilmiştir. Böylelikle terekenin aktif ve pasifi saptanmış, bu saptama uyarınca da murisin şahsi borçları yönünden dahi pasifin aktiften fazla olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının murisin terekesini sahiplenir davranışlarının bulunduğuna ilişkin bir kanıt da sunulmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmuştur.” şeklindeki gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Ölüm tarihi itibariyle tereke tespitinin gerektiği, murisin Optimed Medikal .... İnş. Kağ. Elpet Ürün Ltd. Şti. ve Mutlucan Makine Oto İnş. Gıda Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, buna rağmen mahkemece bilirkişi eliyle; limited şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmadan şirketlerin aktif ve pasifi saptanmadan karar verildiği, eksik inceleme yapıldığı hususlarını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.TMK'nın 605/2 nci maddesine dayanan mirasın reddi istemi süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). 2. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. 3. Değerlendirme Borcun, miras bırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 22.07.1998 tarihli 4369 sayılı Yasayla değişik 35 ... maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanun'a 25.05.1995 tarihli 4108 sayılı Kanun'la ilave edilen mükerrer 35 ... madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince; Temyize konu dosya ile yine Dairemizin incelemesinden geçen 2022/5125 Esas sayılı dosya itibariyle murisin ortağı ve yöneticisi olduğu limited şirketler ile kolektif şirket olduğu, ilgili şirketlerin vergi borcunun bulunduğu bildirilmesine karşın, mahkemece miras bırakanın ortağı ve temsilcisi olduğu şirketler hakkında araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, terekenin aktifinin belirlenmesi amacıyla miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla muris ile murisin ortağı ve müdürü olduğu şirketler araştırılarak bu şirketler adına kayıtlı taşınmaz, araç, tüm bankalarda mevduat ve kredi kaydı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili tapu müdürlüklerine, emniyet müdürlüğüne ve banka şubelerine yazı yazılmalı; şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak, aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketlerin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsilinin mümkün olup olmadığı ve şirketlerin terekeye aktif değer katıp katmayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.