Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3853 E. 2023/1363 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3853
- Karar No
- 2023/1363
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki vasiyetnamenin ve mirasçılıktan çıkarmanın iptali, uygun görülmemesi durumunda terditli tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tayin olunan 07.03.2023 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılardan ... ve ... vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karar bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 03/04/2010 tarihinde vefat eden muris ...'ın ...Noterliğinde düzenlenen 02/03/2010 tarih ve 5266 yevmiye sayılı vasiyetnamesinin düzenlemeye katılan tanıkların yasaklı tanık olması nedeniyle şekil eksikliği, irade sakatlığı, fiil ehliyeti nedenleriyle geçersiz olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptalini, mümkün olmadığında ise tenkisini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin ispatlandığı ancak vasiyetnamenin iptalini gerektirir bir durum olmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline ve mirasçılıktan çıkarmanın iptaline itiraza ilişkin taleplerin reddine, davacının mirasçılıktan çıkarılmış olması gerekçesiyle tenkise ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili, vasiyetnamenin işlemde birlik kuralına uygun düzenlenmemiş olması nedeniyle şekil eksikliğinden iptalinin gerektiğini, Türk Medeni Kanunu'nun 536 ncı maddesi gereğince vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan tanıklar... nedeniyle vasiyetname şeklen geçersiz olduğunu, delillerin hatalı değerlendirildiğini, vasiyetnamenin mirasbırakanın hasta ve davalılara muhtaç halde olması nedeniyle ve davalıların mirasbırakanın iradesini etkilemeleri sonucunda düzenlettirildiğini, mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin ispatlanmadığını, tanık ifadelerinin dikkate alınmadığını, murise yıllarca müvekkilinin baktığını, davalarının kabulünün gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığından bahisle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinde belirtilen gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki gerekçelerin yanı sıra Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde davanın kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı kira kaybı bedeli ve tazminat istemi olarak belirtilmiş olması, istinaf gerekçelerinin değerlendirilmemiş ve dikkate alınmamış olması nedenleriyle de temyiz yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin ve mirasçılıktan çıkarmanın iptali uygun görülmemesi durumunda terditli tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 510 uncu, 511 inci, 536 ncı, 557 nci, 570 inci maddeleri. 2. Anayasa Mahkemesi 2018/37375 bireysel başvuru numaralı ve 16/11/2022 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: " ... Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).... Ayrıca başvuru formunda Yargıtayın onama ilamında çelişkili ibareler bulunduğu ileri sürülse de maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılan ibarelerin kararda çelişki oluşturduğunun ileri sürülemeyeceği, netice olarak Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtayın önceki içtihatlarıyla uyumlu olarak ibareleri onadığı, dolayısıyla gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır...." 3. Anayasa Mahkemesi 2016/392 bireysel başvuru numaralı ve 02/12/2020 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Somut olayda mahkeme, işlemi şekil yönünden incelemesinin ardından başvurucunun meslek hayatına dair işleme esas olan olguları temel alarak değerlendirme yapmış ve sonuca ulaşmıştır. Bu bağlamda yapılan açık yargılama sonunda tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 18) görülmektedir. Ayrıca karar düzeltme aşamasında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu belirtilmiştir. Bu hâle göre gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır...." 4. Anayasa Mahkemesi 2019/28520 bireysel başvuru numaralı ve 31/12/2020 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Somut olayda mahkeme, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı incelemiş ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirme yaparak sonuca ulaşmıştır. Bu bağlamda yapılan açık yargılama sonunda tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 11) görülmektedir. Ayrıca temyiz ve karar düzeltme aşamalarında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu belirtilmiştir. Bu hâle göre gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır...." 5. Anayasa Mahkemesi 2020/828 bireysel başvuru numaralı ve 02/03/2023 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.... Derece mahkemesi kararında esaslı iddiaların karşılanmaması veya bu iddialara makul bir gerekçe ile cevap verilmemesi hâlinde ise kanun yolu incelemesi yapan mercinin -aynı iddiaların kendisi önünde de ileri sürülmesi hâlinde- ilgili iddialara yönelik atıf yapacağı bir ilk derece mahkemesi değerlendirmesi söz konusu olmayacaktır. Bu durumda kanun yolu incelemesi yapan mercinin davayla doğrudan ilgili olan bu hususları ayrıca değerlendirerek makul bir gerekçe ile cevap vermesi anayasal yükümlülük gereğidir...." 6. Anayasa Mahkemesi 2020/3264 bireysel başvuru numaralı ve 18/01/2023 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "... 35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt vermeleri gerektiği şeklinde anlaşılamaz (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56). Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Yargılama sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39)...." 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, kararın, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. 2. Davacı vekilinin düzenlemeye katılma yasağı ve işlemde birlik kuralı nedeni ile vasiyetnamenin şeklen geçersiz olduğu yönündeki temyiz iddiası dosya kapsamı ile uyumlu olmadığından yerinde görülmemiştir. Vasiyetname tanıkları Çağla Aydın ve Cüneyt Kaplan, Türk Medeni Kanununun 536 ncı maddesinde öngörülen düzenlemeye katılması yasak olan kişilerden değildir. Öte yandan, vasiyetname baştan sona noter katibi tarafından düzenlenmiştir. 3. Adli Tıp Kurumu raporu ile mirasbırakanın vasiyetnameyi yaptığı tarihte fiil ehliyetine haiz olduğu anlaşılmıştır. 4. Dinlenen tanık beyanlarından ve mirasbırakanın sağlığında davacıya karşı açtığı davalar ile davacı aleyhindeki şikayetleri dikkate alındığında mirasbırakanın vasiyetnameyi özgür iradesi ile yaptığı, mirasçılıktan çıkarma koşullarının gerçekleştiği sabit görülmüştür. 5. Türk Medeni Kanunu'nun 511 inci maddesine göre, mirasçılıktan çıkarılan tenkis davası açamaz. 6. Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi, tarafların istinaf başvurusunda gösterdikleri nedenler dosya kapsamı ile uygun bir şekilde özetlenmiş; bölge adliye mahkemesi kararında özellikle ilk derece mahkemesinin gerekçe kısmına oldukça ayrıntılı olarak yer verilmiş; istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçelerin yerinde olması gerekçesi üzerinde durulmak suretiyle esastan reddine karar verilmiştir. Ancak bölge adliye mahkemesi kararında, dava türü kısmında "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Kira Kaybı Bedeli ve Tazminat " ve gerekçesinde " İstinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden eldeki dava; Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Kira Kaybı Bedeli ve Tazminat istemine ilişkindir." ibarelerine yer verilmiştir. Belirtilen ibarelere yer verilmiş olmasının dosya kapsamı ile uyuşmamakta olduğu aşikar ise de, sadece bu iki kısımdaki yanlışlığın "İlgili Hukuk" bölümünün ikinci maddesinde değinilen Anayasa Mahkemesi 2018/37375 bireysel başvuru numaralı ve 16/11/2022 tarihli kararının ilgili kısmında da belirtildiği üzere, maddi hata niteliğindeki çelişkili ibarelerin kararın bütünü ile yargılama süreci karşısında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal niteliğinde olduğu kabul edilemez. 7. Öte yandan ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin esaslı iddiaların karşılanmış olması ve davacı iddialarına makul ve ayrıntılı bir gerekçe ile cevap verilmiş olması ile aynı iddiaların ileri sürülmesinden ibaret olan kanun yolu başvurusunda bölge adliye mahkemesince de belirtilen ilk derece mahkemesi gerekçelerine atıf yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması nedeniyle kararın gerekçesiz olduğunu kabul etmek mümkün değildir. 8. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, usule ve kanuna uygun olup sadece gerekçe kısmının dava türüne ilişkin bölümünde "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Kira Kaybı Bedeli ve Tazminat " ve gerekçesinde " İstinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden eldeki dava; Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Kira Kaybı Bedeli ve Tazminat istemine ilişkindir." ibarelerine yer verilmiş olması doğru bulunmadığından bu kısımların değiştirilerek istinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden dava türünün "vasiyetnamenin ve mirasçılıktan çıkarmanın iptali ve tenkis" istemine ilişkin olduğu yönünde gerekçenin düzeltilmesi sureti ile hükmün onanması gerekmiştir. Bir diğer deyişle, gerekçede dava türüne ilişkin belirtilen iki kısımda yer alan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde yer alan dava türüne ilişkin ifadelere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Düzelterek onama gerekçesine göre Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) Davacı vekili tarafından açılan vasiyetnamenin ve mirasçılıktan çıkarmanın iptali-tenkise yönelik davanın reddine karar verilmesi, bilahare istinaf kararını esastan temyiz etmişlerdir. Sayın daire çoğunluğunun kararın onanması yönündeki kararına katılmadığımız için muhalefet gerekçemiz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır. 1. Öncelikle Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli esastan ret kararı usule aykırı olup, bu yönden öncelikle kararın bozulması gerekmektedir. 2. İstinaf dairesi, istinaf itirazlarını kayda geçirmekle beraber, hiçbiri hakkında gerekçe üretmemiş, hangi gerekçeler ile bu itirazların reddedildiği açıklanmamıştır. 3. İşin vahim tarafı istinaf dairesinin işbu itirazları dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda değil, “dava; kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı kira kaybı bedeli ve tazminat” şeklindeki kalıp cümle üzerinden değerlendirmesidir. İstinaf kararında bu hususun zuhulen yazıldığı düşünülebilir ise de, gerekçenin tamamı incelendiğinde “vasiyetnamenin iptali”, “tenkis” gibi kelimelerin dahi geçmemesi, davalı vekilinin taleplerinin hiç değerlendirilmemesi dikkate alınırsa, gerekçesizlik hali bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. 4. Bu durum Anayasa ve HMK’nın 297 vd. maddelerine açık bir aykırılık oluşturmakla, başlıbaşına Adil Yargılanma temel hakkının ihlali niteliğindedir. Bu açıklamalar gereğince öncelikle, istinaf kararının usulden bozulması gerektiği kanaatindeyim. 5. Mevcut bu açıklamalar gereğince işin esasına girilmeden istinaf kararının bozulması gerekmekle, diğer temyiz sebepleri hakkında değerlendirme yapılmamıştır. 6. Neticeten temyize konu kararın usulden bozulması kanaati ile sayın çoğunluğun kararına muhalifim.