Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3321 E. 2022/7096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3321
- Karar No
- 2022/7096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Asıl davada davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 01/11/2005 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı kurulması; karşı davada davacılar vekili davalılar aleyhine 06/12/2005 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, ecrimisil, eski hale getirme ve iade bedeli talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen 14/12/2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacılar vekili, karşı taraftan duruşmasız olarak incelenmesi davacı-karşı davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/11/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar-karşı davacılar ... ve ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar-karşı davalılar ... ve ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R I.DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin maliki olduğu 68 ada 168 parsel numaralı taşınmazdaki konutlarının doğalgaz hizmetinden yararlanmasını sağlamak amacıyla komşu taşınmazların malikleri ile ilgili kuruma başvurduklarını, taleplerinin olumlu karşılanarak müvekkillerinin konutuna doğalgaz bağlandığını, ancak bunun için ilgili kurum tarafından da uygun görülen davalılara ait 78 parsel sayılı taşınmaza doğalgaz borusu döşendiğini, bunun için davalıların muvafakatinin alınmadığını ve davalıların buna karşı çıktıklarını, doğalgaz boru hattının başka yerden geçirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, müvekkillerine ait 68 ada 168 parsel sayıl taşınmaz lehine davalıların maliki olduğu 78 parsel sayılı taşınmazdan doğalgaz boru hattı geçirilmesi için mecra irtifakı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP VE KARŞI DAVA 1.Davalılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacıların komşuları olan 166 parsel sayılı taşınmazdan 172 parsel sayılı taşınmaza kadar olan taşınmazlar için Körfez Caddesi ile bağlantılarını kuran 173 parsel sayılı taşınmazın yol olarak tapuya tescil edildiğini ve kullanımlarına verildiğini, davacılara ait taşınmazın eski malikleri tarafından açılan geçit ... tesisine ilişkin davanın 173 parsel sayılı taşınmazın yol olarak kullanması nedeniyle reddedildiğini; ayrıca davacıların müvekkillerine ait 68 ada 178 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını çakıl taşı dökmek, elektrik aydınlatması sağlamak ve merdiven inşa etmek suretiyle yol olarak kullandıklarını ve müvekkillerinden izin alınmadan taşınmazlarından doğalgaz borusu geçirdiklerini; davacıların doğalgaz alabilecekleri daha elverişli güzergahlar olduğunu, davacıların özellikle 173 parsel sayılı taşınmazın Körfez Caddesi ile birleştiği yerdeki hattan doğalgaz alabileceklerini, bu güzergahtan davacıların konutuna giden su ve kanalizasyon borularının da bulunduğunu beyan ederek asıl davanın reddine ve davacıların müvekkillerine ait taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.10.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte şimdilik 500,00 TL kullanma bedelinin, 500,00 TL de eski hale getirme bedelinin tazminine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalılar vekili 09.07.2010 tarihli ıslah dilekçesinde, 25.10.2004 tarihinden itibaren 22.710 TL ecrimisilin, 4.651 TL eski hale getirme bedelinin karşı taraftan müştereken ve müteselsilen tazminine ve elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekili, karşı tarafın taşınmazına herhangi bir müdahalelerinin söz konusu olmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek karşı davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI 1.Mahkemenin 17.10.2006 tarih 2005/279 Esas-2006/346 sayılı Kararıyla asıl davadaki mecra irtifakı tesisi isteminin kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. 2.Mahkemenin 29.07.2010 tarih 2007/430 Esas-2010/247 sayılı Kararıyla asıl davanın kabulüne, karşı davada ise ecrimisil ve eski hale getirme bedeli istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 03.11.2011 tarih 2011/329 Esas-2011/366 sayılı Kararıyla asıl davanın kabulüne, karşı davada ise ecrimisil ve eski hale getirme bedeli istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. 4.Mahkemenin 26.02.2013 tarih 2012/631 Esas-2013/67 sayılı Kararıyla asıl davada dosyanın Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150’inci maddesinin 1’nci fıkrası yarınca yenileninceye kadar birinci kez işlemden kaldırılmasına, karşı davada ise elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme bedeli taleplerinin kabulü ile yola yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir. 5.Mahkemenin 16.02.2016 tarih 2014/211 Esas-2016/82 sayılı Kararıyla asıl davanın kabulüne, karşı davada elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, mecra hakkının kurulduğuna yönelik tecavüze ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA KARARLARI 1.Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 19.06.2007 tarih 2007/2522 Esas-7731 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının eksik incelemeye dayalı karar verilmesi ve karşı davada tüm talepleri karşılamaksızın karar verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; Dairesinin 15.11.2017 tarih 2007/13583 Esas-14310 Karar sayılı ilamıyla ise karar düzeltme istemi reddedilmiştir. 2.Dairenin 01.03.2011 tarih 2010/14281 Esas-2011/2496 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararının karşı davada elatmanın önlenmesi istemi konusunda karar verilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Dairenin 22.05.2012 tarih 2012/2883 Esas-7271 sayılı Kararıyla İlk Derece Mahkemesinin üçüncü kararının karşı davada elatmanın önlenmesi istemi konusunda karar verilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4.Dairenin 03.12.2013 tarih 2013/9605 Esas-15091 sayılı Kararıyla İlk Derece Mahkemesinin dördüncü kararının asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekiline usulüne uygun tebligat yapılmadığı halde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; Dairenin 26.03.2014 tarih 2014/3199 Esas-4046 Karar sayılı ilamıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 5. Dairenin 17.01.2017 tarih 2016/9644 Esas-2017/322 sayılı Kararıyla İlk Derece Mahkemesinin beşinci kararının, 19.06.2007 tarihli bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğinden, bilirkişi tarafından hükme esas alınan rapor İGDAŞ'a sunulmadığından ve mecra irtifakı kurulabilecek alternatifler krokide ayrıntılı şekilde işaretlenerek gösterilmediğinden mahallinde keşif yapılarak, atanacak uzman bilirkişiler aracılığı ile mecra irtifakı kurulabilecek tüm güzergahların seçenekli olarak krokide işaretlenerek gösterilmesi, davacıların taşınmazına doğalgaz götürülecek güzergah için İGDAŞ'ın kurduğu ana dağıtım hatlarından gaz alınabilecek en uygun nokta ile bu noktadan davacıların taşınmazına geçirilecek hattın hangi taşınmaz ya da taşınmazlardan geçirileceğinin belirlenmesi, hatta kullanılacak malzemenin ve hattın derinliğini gösteren denetime uygun rapor alınması ve rapor İGDAŞ'a sunularak onayının alınması, ayrıca güzergahlar belirlenirken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin gözönünde bulundurulması gerektiği ve karşı davada eski hale getirme tazminatı talebinin kabulüne karar verilip, eski hale getirme tazminatı bedelinin tahsiline hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin 12.04.2108 tarih 2017/3277 Esas-2018/2982 Karar sayılı kararıyla ise karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. V.İLK DERECE MAHKEMESİNCE SON BOZMAYA UYULARAK VERİLEN KARAR İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamında alternatifler arasında uygun olanının İGDAŞ'ın görüşü de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği ve karşı davada ise bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne 15/12/2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ve ekinde belirtilmiş olan 0,3 metre genişliğinde 0,65 metre derinliğinde 20,01 metre uzunluğunda alandan 68 ada 78 parsel sayılı taşınmaz aleyhine, 68 ada 168 parsel sayılı taşınmaz lehine mecra geçirme ... tanınmasına, mecra hakkının tapu siciline tesciline; mecra irtifakı bedeli olarak yatırılan 45.528 TL’nin 78 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarına payları oranında ödenmesine; karşı davanın kısmen kabulüne, tecavüzün önlenmesi ve eski hale getirme talebinin kabulüne, 22.710 TL ecrimisilin 500 TL’lik kısmı için 25/10/2004 tarihinden itibaren 22.210 TL’lik kısmı için ise ıslah tarihi olan 09/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile eski hale getirme bedeli olarak ise 4.650 TL’ nin 500 TL’lik kısmı için 25/10/2004 tarihinden 4.150 TL’lik kısmı içinse ıslah tarihi olan 09/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılardan alınarak davalı karşı davacılara verilmesine; mecra hakkının kurulduğuna yönelik tecavüze ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde asıl davada davalı-karşı davada davacılar vekili ve asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekili temyiz talebinde talebinde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davalı-karşı davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde, karşı davada verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, karşı tarafın taşınmazına müdahalelerinin söz konusu olmadığını ve gerekçenin yetersi olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Asıl davada davalılar-karşı davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde, karar başlığında dava ile ilgisi bulunmayan ... ...’nin ve ölü olmasına rağmen ... Kayıhan’ın isminin yer almasının doğru olmadığını, davanın nitelendirmesinin dahi doğru yapılmadığını, gerekçede savunmalarına yer verilmediğini, asıl davanın kabul gerekçesinin olmadığını, hükme esas alının bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, öte yandan söz konusu raporda 173 parsel sayılı taşınmazdan mecra irtifakı kurulabileceğinin belirtildiğini, söz konusu raporda mecra irtifakı bedelinin hesaplanmadığını, mahkemece 2009 yılında düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplanan mecra irtifakı bedelinin esas alınmak suretiyle karar verildiğini, hüküm tarihine yakın bir tarihteki mecra irtifakı bedelinin hesaplanması gerektiğini, bozma kararlarının gereklerinin yerine getirilmediğini, bozma ilamında mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun eksik ve bilimsel olmadığının belirtildiğini, kanun yolu süresinin yanlış gösterildiğini, hükümde yer alan “mecra ... kurulduğuna yönelik tecavüze ilişkin davanın reddine” ibaresine anlayamadıklarını, İGDAŞ’a dosyanın gönderilmediğini ve İGDAŞ’ın yetersiz cevap verdiğini, en elverişli güzergahın 173 parsel sayılı taşınmazdan geçen güzergah olduğunu, kurulan mecra irtifakının müvekkillerinin taşınmazını ikiye böldüğünü ve değerini düşürdüğünü, dosyada bulunan bir kısım bilirkişi raporunda da 173 parsel sayılı taşınmazdan mecra irtifakı kurulabileceğinin belirtildiğini beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 744’üncü maddesine dayalı mecra irtifakı kurulması; karşı dava ise, Türk Medeni Kanununun 683’üncü maddesine dayalı el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale iade bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 2.1.Asıl davada mecra irtifakı kurulması istemi yönünden; 2.2.Başkasının taşınmazından mecra geçirmek isteyen kişi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince bu isteğini iki yoldan sağlama imkanına sahiptir. Bunlardan birincisi, Türk Medeni Kanununun 727’inci maddesi hükmünden yararlanmak suretiyle o taşınmaz maliki ile anlaşarak "rızai mecra irtifakı tesis edebilme" yoludur; diğeri ise, anlaşma sağlanamaması halinde, Türk Medeni Kanununun 744’üncü maddesinde düzenlenen "zorunlu mecra irtifakı tesisi" için dava yoluna başvurabilmesi halidir. (Y.14.HD.16.01.2014 t. 5817 E-243 K.) 2.3.Türk Medeni Kanununun "Komşu ..." başlığı altında düzenlenen 744’üncü maddesi, “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”hükmünü içermektedir. 2.4.Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak ... kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra ... kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir. 2.5.İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet ... kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. 2.6.Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. 2.7.Türk Medeni Kanununun 744’üncü maddesinin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir. 2.8.Karşı davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale iade bedelinin tazmini istemleri yönünden; 2.9.Bilindiği üzere, çaplı taşınmaza el atmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır. 2.10.Öte yandan, ileri sürülen hususların değerlendirilebilmesi öncelikle yöntemine uygun olarak açılmış ve harçlandırılmış bir dava ile mümkündür. 2.11.Karşı davada iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 413’üncü (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 120’nci maddesi) ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, el atmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değerinin el atılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32’inci maddelerinde öngörüldüğü şekilde işlemlerin yerine getirilerek gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır. 2.12. 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32’inci maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. 3.Değerlendirme 3.1.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve ilkeler ile bozma ilamları birlikte değerlendirildiğinde; 3.2.Asıl davada mecra irtifakı kurulması talebi bakımından yapılan temyiz incelemesinde, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi bozma ilamlarının gerekleri de yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 3.3.Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.01.2017 tarihli bozma ilamında, hükme esas alınan 15.12.2014 tarihli bilirkişi raporunun 19.06.2007 tarihli bozma ilamında değinilen hususları ihtiva etmediği ve raporda mecra irtifakı kurulabilecek alternatiflerin krokide ayrıntılı şekilde işaretlenerek gösterilmediği belirtilerek söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı işaret edildiği halde Mahkemece bu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. 3.4.Öte yandan; anılan bozma ilamlarında, davacıların taşınmazına doğalgaz götürülecek güzergah için İGDAŞ'ın kurduğu ana dağıtım hatlarından doğalgaz alınabilecek en uygun nokta ile bu noktadan davacıların taşınmazına geçirilecek hattın hangi taşınmaz ya da taşınmazlardan geçirileceğinin belirlenmesi, kullanılacak malzemenin ve hattın derinliğini gösteren denetime uygun rapor alınması ve rapor İGDAŞ'a sunularak onayının alınması, ayrıca güzergahlar belirlenirken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin gözönünde bulundurulması gerektiği belirtildiği halde Mahkemece bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmamıştır. 3.5.İrtifak hakkının, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak hüküm tarihine yakın bir tarihteki değeri saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Mahkemece, karar tarihinden yaklaşık 12 yıl önce düzenlenen bilirkişi raporuyla belirlenen irtifak ... bedeli depo ettirilmek suretiyle hüküm tesisi hatalı olmuştur. 3.6.Diğer taraftan; Mahkemece, elverişli güzergah olarak kabul edilen alternatiften mecra irtifakı tesisi halinde, mecra irtifakının asıl davada davacı-karşı davada davalılara ait taşınmaza ulaşması için hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan krokide 68 ada 173 parsel sayılı taşınmazdan da geçmesi gerektiğinden yalnızca 68 ada 78 parsel sayılı taşınmaz aleyhine mecra irtifakı kurulmak suretiyle kesintisizlik ilkesi ihlal edilerek karar verilmiştir. 3.7.Tüm bunların yanı sıra; 68 ada 173 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, taşınmazın müşterek yol vasfında olduğu, yüzölçümünün 765,00 metrekare olduğu, maliklerin 68 ada 167, 169, 170, 171, 172, 166 ve 168 parseller olduğu, 68 ada 168 parsel yönünden tesis sebebinin geçit ... tesisi ve tesis tarihinin 19.10.1957 olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince Mahkemece öncelikle 68 ada 173 parsel sayılı taşınmaz üzerinden mecra irtifakı kurulup kurulamayacağı üzerinde durulmalıdır. Bu anlamda, 30.05.2005, 04.05.2010, 09.07.2014, 15.12.2014, 22.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında 68 ada 173 parsel sayılı taşınmazdan 68 ada 168 parsel sayılı taşınmaz lehine mecra irtifakı tesisinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan; 11.04.2006, 28.04.2008 tarihli bilirkişi raporlarında ise 68 ada 173 parsel sayılı taşınmazdan taşınmazın dar, engebeli, sık ağaçlıklı olması, kot farkı bulunması, maliyetli ve emniyetsiz olması nedenleriyle 68 ada 168 parsel sayılı taşınmaz lehine mecra irtifakı tesisinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 744’üncü maddesi, ilgili diğer mevzuat ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmek suretiyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilerek, 68 ada 173 parsel sayılı taşınmaz üzerinden mecra irtifakı kurulup kuralamayacağı tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, bu taşınmaz üzerinden mecra irtifakı kurulmasının mümkün olmadığının anlaşılması halinde diğer alternatiflerin değerlendirilmesi gerekmektedir. 3.8.Açıklanan nedenlerle Mahkemece, değinilen yönler gözetilerek, mahallinde tarafların iddia ve savunmaları konusunda uzman bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, bozma ilamlarında belirtilen hususlar araştırılarak, tüm alternatifler yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilerek, mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği gibi hususlar belirlenerek, kapsamlı ve ölçekli kroki çizdirilerek, İGDAŞ’tan da gerekli görüş alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre infaza elverişli bir karar verilmelidir. 3.9.El atmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale getirme bedelinin tazminine ilişkin karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; 3.10.Asıl davada davalı-karşı davada davacılar, asıl davada davacı-karşı davada davalıların taşınmazlarına yol yapmak, elektrik aydınlatması kurmak, merdiven inşa etmek ve doğalgaz borusu geçirmek suretiyle el attıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış; Mahkemece, asıl davada davalı-karşı davada davacılara ait taşınmaza iddia edilen şekilde müdahale edilip edilmediği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeden el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Ayrıca hükümde, asıl davada davacılar-karşı davada davalılar tarafından dava konusu taşınmazın hangi kısmına, hangi miktarda ve ne şekilde el atıldığı belirtilmeden, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve krokisine atıf yapılmadan infaza elverişsiz hüküm tesis edilmiştir. 3.11.Diğer taraftan; karşı dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde el atmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak asıl davada davalılar-karşı davada davacılar tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, asıl davada davalılar-karşı davada davacılara çekişme konusu taşınmazın değerinin açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde keşfen değerin saptanması, belirlenecek değer üzerinden yukarıda belirlenen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle harcın tamamlattırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, bu zorunluluk yerine getirilmeden işin esası bakımından hüküm kurulmuştur. 3.12.Hal böyle olunca Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle eksik harcın tamamlattırılması ve mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılacak keşifte el atmanın önlenmesi istemi bakımından infaza elverişli rapor ve kroki alınması, varsa tecavüzlü bölümlerin saptanarak ölçekli krokiye yansıtılması, keşif sonucu düzenlenecek rapor ve buna bağlı krokinin ilamın eki niteliğinde olduğu hususunun hükümde belirtilmesi suretiyle, elde edilen bütün bu bilgiler değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. 3.13.Bunlarla beraber; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak araştırma sonucunda asıl davada davalı-karşı davada davacılara ait 68 ada 78 parsel sayılı taşınmazda bulunan güzergahtan başka bir güzergahta mecra irtifakının kurulmasının uygun olduğu sonucuna varılması halinde de 68 ada 78 parsel sayılı taşınmaz aleyhine yasal yoldan tesis edilmiş bir irtifak ... olmadığından Türk Medeni Kanununun 683’üncü maddesi uyarınca bu taşınmazda bulunan doğalgaz tesisatı yönünden de el atmanın önlenmesine yönelik istemin kabulüne karar verilmelidir. 3.14.Mahkemece, yukarıda değinilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılmadan eksik soruşturma ile yetinilerek infazda tereddüt yaratacak biçimde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. 3.15.Kabule göre de; karar başlığında, davada taraf olmayan ... nin davacı sıfatıyla, ölü ... İklil Kayıhan’ın davalı sıfatıyla yer alması ve ölü ... İklil Kayıhan mirasçısı ...’ın karar başlığında gösterilmemesi de doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilinin ve asıl davada davalılar-karşı davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.Bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3.Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 4.Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400 TL’nin asıl davada davacılar-karşı davada davalılardan alınarak asıl davada davalılar-karşı davada davacılara verilmesine, 5.Yargıtay duşuma vekalet ücreti 8.400,00 TL'nin asıl davada davalılar-karşı davada davacılardan alınarak asıl davada davacılar-karşı davada davalılara verilmesine, 6.Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.