Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/2020 E. 2022/6202 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2020
Karar No
2022/6202
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.12.2009 gününde verilen dilekçe ile suya el atmanın önlenmesi, kal ve eski hale getirme talebi üzerine Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; (eski 182) yeni 133 ada 1 parsel yönünden davanın açılmamış sayılmasına, (eski 183) yeni 13 parsel yönünden davanın kabulüne dair verilen 11.02.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı ASKİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı; ... (...) Köyü'nde kain 183 parsel sayılı taşınmazın iştirak halinde maliklerinden biri olduğunu, komşu 182 parsel sayılı taşınmazda da 1/7 payının bulunduğunu, davalıların bu taşınmazlardan çıkan su kaynaklarını greyder ve kepçeyle kazıp üstüne beton dökerek kapattıklarını ve suyu ... Köyü'ne götürmek için yer altından boru döşemek suretiyle haksız müdahalede bulunduklarını, bu hususların tespiti için Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/138 D.İş sayılı dosyası ile mahallinde keşif yapılıp bilirkişi raporu alındığını ileri sürerek; davalıların su kaynaklarına müdahalesinin önlenmesini, dökülen betonun ve yer altından döşenen boruların kaldırılarak taşınmazların eski hale getirilmesini talep etmiş; 21.12.2015 tarihli celsede de, dava konusu su kaynaklarının paydaşı olduğu 182 nolu parsel içerisinde kalmadığı tespit edildiğinden bu taşınmaz hakkındaki davayı ... bıraktıklarını bildirmiştir. Davalı ..., dava konusu su kaynağının bulunduğu 182 nolu parselde davacının herhangi bir hakkının bulunmadığını, taşınmazda beş kardeşin hak sahibi olup su kaynağının kendi payına düşen kısımda kaldığını ve suyu köye bağışladığını belirterek; davalı ... Köyü ve köy muhtarı ... vekili ise, dava konusu yerde davalı ...'nın isteği üzerine suyun köye götürülmesi için çalışma yapıldığını, müvekkili ...'nın şahsi olarak bir müdahalesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca, davalı ... Köyü'nün Tüzel Kişiliği kaldırılarak mahalle olarak Çine İlçe Belediyesine bağlanması üzerine Çine Belediyesi davalı olarak davaya dahil edilmiş; davalı ... vekili, diğer davalıların savunmalarında bildirdiği aynı sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı ASKİ Genel Müdürlüğü vekili, husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece (ilk kararda), dava konusu 133 ada 1 parsel (eski 182 parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına; 134 ada 1 parsel (eski 183 parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile davalıların, 26.10.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterilen su kaynağına müdahalesinin men'ine; son keşifte yapılan incelemeler sonucu dava konusu yerde kal kararına esas teşkil edebilecek unsurların bulunmadığı gerekçesi ile de kal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişlerdir. Hüküm, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarih ve 2016/10290 Esas, 2019/3599 Karar sayılı ilamında belirtilen; “.. 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca ... İl Belediyesinin Büyükşehir Belediyesine dönüştürülerek il sınırları kapsamındaki tüm su ve kanalizasyon işlerinin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yer alan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne devredildiği anlaşıldığından, davalı ... Belediyesinin artık görülmekte olan davada taraf sıfatı kalmamıştır. Bu durumda, ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün davada taraf olarak yer alması gerektiğinden mahkemece, 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince işlem yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve daha sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece; dava konusu 133 ada 1 parsel (eski 182 parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına; 134 ada 1 parsel (eski 183 parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile davalıların, 26.10.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterilen su kaynağına müdahalesinin men'ine; aynı rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen su kaynağında yapılan plastic boru ve betonun kaline, su kaynağının el atmadan önceki eski haline getirilmesine karar verilmiştir. Hüküm, dahili davalı ASKİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK’nın 119/1-ğ maddesine göre, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık bir şekilde yazmak zorundadır. Talep sonucunun açık olmaması durumunda, HMK'nın 31. maddesine göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerekir. Bu hükümde, “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişki gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir" denilmekte ise de, bunu sadece ... tanınan bir yetki şeklinde değil, aynı zamanda ... verilen bir ödev olarak anlamak gerekir. Ne var ki; davacıların dava dilekçesinde dayandıkları talep ve dayanakları (hukuki sebep) anlaşılamadığı gibi mahkemece, dava dilekçesi açıklattırılmadan sonuca gidildiği görülmektedir. Hâl böyle olunca; mahkemece, öncelikle yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacı vekiline hangi hukuki sebebe dayandıklarının açıklattırılması, bu şekilde (talep sonuçlarına göre,) davanın niteliğinin tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi, akabinde, uzman bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılması, talebin suya vaki el atmanın önlenmesi istemine dair olduğunun anlaşılması halinde, hangi su kaynağı ve/veya kaynaklarına yönelik olduğunun (keşif mahallinde) açıklığa kavuşturulması, bu şekilde uyuşmazlık konusu suyun genel su mu, yoksa özel su mu olduğunun (önceki bozma ilamında belirtilen ilkelerde gözetilerek) tespit edilmesi, belirlenecek hususların (özellikle su kaynak ve/veya kaynakları, plastik boru ve beton zeminlerin) ölçekli ve koordinatlı olacak şekilde fen bilirkişi raporuna yansıtılması, istemin mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesine dayalı olması halinde ise, (az yukarıda izah edilen genel su-özel su araştırması haricinde) benzer inceleme yapıldıktan sonra, toplanan ve/veya toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dava dilekçesi açıklattırılmaksızın ve hukuki nitelendirmedeki noksanlık giderilmeden, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dahili davalı ASKİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dahili davalı vekilinin bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/2020, K. 2022/6202, T. 25.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-2020-e-2022-6202-k-e3fa9bb1034f