Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/1891 E. 2023/4210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1891
- Karar No
- 2023/4210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/498 E., 2021/2599 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/641 E., 2019/140 K.
Taraflar arasındaki vasiyetnameden rücu senedinin iptali ve tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Şişli 19 Mayıs Mahallesinde bulunan 983 ada 5 parsel sayılı arsanın tüm parasının müvekkilinin annesi... ile müvekkili tarafından ödenmiş olmasına karşın tapu tahsis belgesinin gerçeğe aykırı olarak müvekkilinin üvey babası ... adına düzenlendiğini; taşınmazın haksızlıkla elinden alınması nedeniyle hem kendi hakkını hem de müvekkilinin miras hakkını korumak isteyen ...ın, ısrarla talep etmesi sonucunda, ... tarafından Kadıköy 10. Noterliğinde 05.05.1993 tarihli vasiyetname düzenlendiğini; ancak daha sonra ...ın 03.09.1996 tarihinde öldüğünü ve (...'ın evlatlığı olan) ...'ın fiil ehliyeti yerinde olmayan muris ...'a baskı ve tehdit uygulayarak vasiyetnameden rücu etmesini sağladığını, dolayısıyla muris ...'ın Beyoğlu 22. Noterliğinin 18.08.1997 tarihli, 30981 yevmiye sayılı vasiyetten rücu senedi düzenlediğini, vasiyetten rücu senedinin fiil ehliyeti ve irade sakatlığı nedenleriyle iptalini; ayrıca müvekkilinin ve müvekkilinin annesinin paralarıyla alınmış olmasına karşın ... adına haksız olarak kaydedilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili; 1984 tarihli tapu tahsis belgesinin ve tapu kaydının muris ... adına olduğunu, aksine hiçbir delil olmadığını; Beyoğlu 22.Noterliğinin 18.08.1997 tarihli vasiyetten rücu senedinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Feri müdahale talep edenler vekili, 07.08.2009 tarihinde dul ve çocuklu olarak ölen muris ...'ın mirasçılarının müvekkilleri olduğunu, iddialarının Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/512 Esas, 789 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile sabit olduğunu belirterek davaya davalının yanında müdahale taleplerinin kabulü ile; hiçbir hukuki dayanağı olmayan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu yerin İstanbul ili, Şişli ilçesi, 19 Mayıs Mahallesi, 9935 ada 7 parsel sayılı, 312,00 m² alanlı, zemin kat 10 bağımsız bölüm numaralı, 29/624 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz olduğu, davacının üvey babası davalının miras bırakanı ... adına kayıtlı olduğu, söz konusu taşınmazın bulunduğu yer ile ilgili davalının miras bırakanı ... adına tapu tahsis belgesi düzenlendiği, daha sonra buranın Kat Karşılığı İnşaat yapmak üzere müteahhite verildiği, karşılığında 4 daire alındığı, dairelerden birinin davacının annesi ...a 3 tanesinin ...'a verildiği, bu dairelerden sadece dava konusu dairenin kaldığı, davacı üzerine bina yapılan arsanın annesi... tarafından alındığını, bedelinin annesi ve kendi eşinin ziynet eşyalarının satılarak ödendiğini, annesinin evde olmadığı sırada gelen kadastro görevlilerine davalının miras bırakanı ve üvey babası olan ...'ın kendi adına söz konusu yer ile ilgili tapu tahsis belgesini düzenlettiğini aslında buranın annesine ait olduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasını ispatlayamadığından, tapu iptali tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı üvey babası ve davalının miras bırakanı ...'ın 05.05.1993 tarihli 16306 yevmiye sayılı Kadıköy 10. Noterliğinde düzenlettiği vasiyetnamede; annesinin ve kendisinin hakkına mahsuben malın 1/2'sini kendisine vasiyet ettiğini, daha sonra 03.09.1996 yılında annesi ...ın ölümü üzerine ...'ın yapmış olduğu bu vasiyetten evlatlığı ...'ın baskı ve tehditleri ile muvazalı olarak Beyoğlu 22. Noterliğinden 18.08.1997 tarihli 30981 yevmiye No.lu vasiyetten rucu seneti tanzim ederek rücu ettiğini iddia etmiş ise de bu iddialarını ispatlayamadığından, vasiyetten rucu senedinin iptali isteminin de reddine karar verilmiştir" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki beyanları tekrarla dinlenen tanıkların arsanın... ve müvekkili tarafından bedeli ödenmek suretiyle alındığını beyan ettiklerini, ...'ın da bu sebeple arsanın 1/2 sini müvekkiline vasiyet ettiğini, ...'ın eşinin ölümünden sonra üvey oğlu...'in baskı ve tehditleri sonucunda vasiyetten rücu ettiğini, davalı tanıklarının ise arsanın alınışı yıllarında aileyi bile tanımadıklarını, tanıklardan ...'in davalının annesi olup davaya konu dairede oturduğunu, dolayısıyla beyanına itibar edilemeyeceğini, kararın gerekçesiz olduğunu, tapunun diğer eşin adına olsa bile müvekkilinin annesinin katkısının fazlasıyla ispatlandığını, vasiyetten rücu senedinin iptali taleplerinin tefrikini talep edip harcını yatırmalarına rağmen mahkemece bu taleplerinin kabul edilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava tapu iptali, tescil ve vasiyetten rücu senedinin iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf taşınmazın annesi ve kendisinin çalışmaları ile bedeli ödenmek suretiyle alındığını iddia ederek miras hissesi oranında tapu kaydının iptali ile adına tescilini, yine vasiyetnameden rücu senedinin baskı ve zorlamayla yapıldığını iddia ederek vasiyetnameden rücu senedinin iptalini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamından davacı tarafın taşınmaz bedelinin tümünü kendisinin ve annesinin ödediği, buna rağmen taşınmazın ... adına yolsuz tescil edildiğini yazılı belge ve delille ispatlayamadığına göre yerel mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, vasiyetnameden rücu senedinin baskı ve zorlama ile yapıldığı da dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre ispatlanamadığından yerel mahkemece bu talep yönünden de yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçelerle kararı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, irade sakatlığı ve ehliyetsizlik nedenleriyle vasiyetnameden rücu senedinin iptali ve tapu tahsis belgesine istinaden oluşturulan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 542 ve 557 vd. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26, 190, 200, 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olayda, iptali istenen tapu kaydı, iptal edilmemiş ve halihazırda hukuken geçerli tapu tahsis belgesine dayanarak oluşturulmuştur. Öte yandan vasiyetnameden rücu senedinin iptali için gerekçe olarak gösterilen sebepler kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.