Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/8708 E. 2013/22874 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/8708
- Karar No
- 2013/22874
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Mahkemesi :İş Mahkemesi ve Tic. Ltd. Şti. Vekili Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı,09.02.2008 tarihinden davalı hafriyat şirketinde ağır vasıta şoförü göreviyle belirsiz süreli hizmet akdine dayalı olarak davalı tarafından iş akdinin haksız feshedildiği 30.01.2011 tarihine kadar çalıştığını, haklarını aramak istemesi üzerine iş akdinin 30.01.2011 tarihinde işveren tarafından haksız ve tazminatsız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacı ile birlikte dava açan işçilerin haklı neden olmaksızın birlikte hareket ederek mesai saatinde işi bırakarak işyerini terk ettiklerini, telefonla ve çekilen ihtarname ile işe davet edilmesine rağmen işe dönüş yapmaması üzerine iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şahitlerinin beyanlarında davalı firmanın Balıkesir’den iş alarak işçilerin oraya çalışmak için gitmelerini istediği, davacı işçilerin de Balıkesir’e gitmek istemedikleri, işverenin yazı imzalarını istediği, işçilerin Balıkesir’e gitmeleri hususundaki bu yazıyı imzalamamaları üzerine merkez şantiyede toplantı düzenlendiği, "bu yazıyı imzalamayanlar çıksın gitsin" denildiği, davacının da bu şekilde işten çıkartıldığının anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya 30/01/2011-31/01/2010 tarihlerinde işbaşı yapmadığının işe gelmemesi üzerine mazereti varsa belgelendirerek bildirmesi aksi taktirde sözleşmesinin fesih edileceğine ilişkin Bakırköy 36.Noterliğinin 01/02/2011 tarihli ihtarname gönderildiği, bu ihtarnamenin 01/02/2011 tarihinde çekilmesine rağmen ihtarname tarihinden önce 31/01/2011 de iş akdinin fesih edildiğinin SGK’ya bildirildiği, böylece davalı işverenin davacıyı işe davetinin samimi olmadığı ve davacının iş akdinin işveren tarafından haklı veya geçerli bir sebebe dayanmaksızın son verildiği kanaatine varıldığı böylece davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İhbar tazminatı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesinde çalışma koşullarında esaslı değişiklik sebebiyle işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshedebileceği öngörülmemiştir. Bununla birlikte çalışma koşullarının değiştirilmesi aynı zamanda koşullarının uygulanmaması anlamına geldiğinden, aynı Kanunun 24/II- f bendinde belirtilen hal, işçinin haklı fesih nedenleri arasında sayılmıştır. Bu durumda işçinin ihbar tazminatı talep hakkı doğmazsa da, kıdem tazminatı ödenmelidir. Bununla birlikte, çalışma koşullarında esaslı değişikliği kabul etmeyen işçinin iş sözleşmesinin işverence feshi halinde, işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarını talep hakkı doğar. Somut olayda dosya içeriğine ve özellikle davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacı ve bazı işçi arkadaşlarının davalının Balıkesir’den aldığı iş nedeniyle Balıkesir’e gönderilmek istenmesi ve işçilerin kabul etmemesi ve işverenin haklarını aldıklarına dair tutanak imzalatmak istemesi üzerine iş sözleşmesinin davacı tarafından eylemli olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmakta ise de iş sözleşmesini haklı da olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığından ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 3-Taraflar arasında davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Somut olayda, davalı vekilince yıllık izin kullanımına dair izin formunun temyiz dilekçesiyle birlikte sunulduğu görülmektedir. Hakkı daraltan veya ortadan kaldıran savunmalar itiraz niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. İzin hakkının mevcut olmadığına, sona erdiğine dair olan yıllık izin belgesinin yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereklidir. Bu nedenle, söz konusu belgelerin davacı tarafa gösterildikten sonra mahkemece değerlendirilmesi zorunlu olup kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.