Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/8696 E. 2013/15273 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/8696
- Karar No
- 2013/15273
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı.Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının güvenlik hizmeti veren davalı işyerinde 31.07.2002 tarihinde güvenlik görevlisi sıfatıyla çalışmaya başladığını, 02.08.2004 tarihinde işyerinden çıkışının gösterilerek 03.08.2004 tarihinde tekrar işe girişinin yapıldığını, 14.02.2010 tarihinde ise davalı işveren tarafından iş akdine haksız olarak son verildiğini, davalı firmanın davacı ile birlikte işten çıkarılan diğer çalışanlara güvenlik hizmetini yürütmekte olduğu başka firmada iş bulunacağı söylenerek yanıltılmak suretiyle ibraname imzalatıldığını, bu ibranamelerin geçersiz olduğunu, davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı işçinin müvekkili şirketin sözleşme ile hizmet verdiği işyerlerinden ... Oto Pazarlama ve Tic A.Ş'ye ait Gaziemir'deki işyerinde çalıştığını, ... Oto Pazarlama ve Tic.A.Ş 'nin ise sözleşmeyi 15.02.2010 tarihinde geçerli olmak üzere feshettiğini, müvekkili şirketin çalıştırdığı özel güvenlik görevlilerini ikametgahlarına en yakın projede görevlendirdiğini, ... oto projesinde çalışmış ve istifa etmemiş olan kişileri Swiss Otel projesinde özlük haklarında hiçbir değişiklik olmaksızın istihdam ettiğini, davacı işçinin ise işyerini değiştirmek istemediğini ,asıl işveren konumundaki ... Oto Pazarlama ve Tic.A.Ş'ye hizmet verecek olan ... Güvenlik nezdinde çalışmaya başlayacağını bildirerek 14.02.2010 tarihinde istifa ettiğini, 15.02.2010 tarihinde de ... Koruma Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş de çalışmaya başladığını ve son işverenin bu şirket olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece ,davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır. İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir. İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da ... kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir. İstifa halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile işyeri uygulamaları, 4857 sayılı Yasaya göre geçerli olup, bu halde kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir. Somut olayda; davacı iş akdine davalı işveren tarafından haksız olarak son verildiğini ileri sürmüş,davalı işveren ise davacının 14.02.2010 tarihinde istifa ederek ayrıldığını savunmuştur. Dosya içerisindeki yazı ve belgelere göre ; davalı ... Ltd. Şirketi ile dava dışı ... Oto Pazarlama ve Ticaret A.Ş arasında 01.01.2010 -31.12.2010 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı , dava dışı ... Oto Pazarlama ve Ticaret A.Ş tarafından yapılan 26.01.2010 tarihli feshi ihbar ile sözleşmenin 15.02.2010 tarihi itibarıyla tek taraflı feshedilerek dava dışı ... Koruma Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş ile sözleşme yapıldığı görülmüştür. Davacı 14.02.2010 tarihli el yazılı istifa dilekçesinde ; 14.02.2010 tarihinde kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldığını,çalıştığı sürelere ilişkin olarak aylık ücretlerini,fazla mesai ücretlerini, yol ve yemek ücretleriyle ilgili tüm haklarının tamamını aldığını davalı işvereni gayri kabili rücu ibra ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece dinlenilen davacı tanıkları ;davalı şirketin hizmet verdiği ... Oto Pazarlama ve Tic .A.Ş ile olan sözleşmesinin bitmesi nedeniyle herkesin çıkışının yapıldığını,prosedür gereğince ibraname imzalatılması gerektiğinin söylendiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini beyan etmişlerdir. Somut uyuşmazlıkta ; her ne kadar davacının istifa ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının iş akdinin davalı şirketin dava dışı ... Oto Pazarlama ve Ticaret A.Ş ile olan sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davalı işverence sonlandırıldığı, istifa dilekçesinin tarihi ve tanık beyanlarından istifa dilekçesinin iş bitimi nedeniyle alındığı ,dolayısıyla işçinin gerçek istifa iradesini yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece; taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin iş bitimi nedeni ile davalı iş verence sonlandırıldığı ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gözetilerek talebe konu işçilik alacaklarının hesaplattırılmak suretiyle çıkacak sonuca göre karar vermek gerekirken gerçek iradeyi yansıtmayan istifa dilekçesine değer verilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.