Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/8329 E. 2013/15627 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/8329
- Karar No
- 2013/15627
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin kürk imalatı yapan davalı işyerinde makinacı - ayakçı olarak sezonun yoğun olduğu zamanlarda 09:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını, bu dönemlerde ortalama 2.000,00 TL, sezon dışında ise 1.400,00 TL ücret aldığını, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, genel tatil, yıllık izin,hafta tatili ve işçilik ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, iş sözleşmesi sona erdiğinde davacıya tüm haklarının ödendiğini, davacının çalıştığı dönemde asgari ücret aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı ve işyerinde fazla mesai yapılıp yapılmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacı işin az olduğu dönemlerde 1.400,00 TL yoğun olduğu zamanda ise 2.000,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiş, davalı ise asgari ücret karşılığında çalıştığını savunmuştur. Ücret hesaplamasına esas alınan tanık beyanı ... Işık'a ait olup; bu tanık davacının kardeşidir ve aynı zamanda davalı işveren aleyhine açılmış bir davası vardır. Dairemizin uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açan kişi tanık olarak dinlenmiş ise, bu işçinin tanıklığına kural olarak itibar edilmemesi, bu tanığın beyanının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan emsal ücret araştırması sonucunda İstanbul Ticaret Odası'ndan gelen cevapta davacıyla aynı işi yapan bir işçinin, işin yoğun olduğu dönemlerde 750,00 TL, durgun olduğu dönemlerde 575,00 TL ücret alabileceğini bildirmiştir. Davalının iddiası ve İstanbul Ticaret Odası'nın da bildirimi karşısında davacının asgari ücretle çalıştığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai ücreti alacağı, davacı tanığı beyanları doğrultusunda hesaplanmıştır. Oysa davacı tanığı olarak dinlenen işçi aynı şekilde davalı aleyhine dava açan davacı ile menfaat birliği içinde olan kişidir. Fazla çalışma yapılan dönemlerde davacının ücretine ekli olarak fazla mesai ücreti ödendiği gözetilerek fazla mesai ücretine ilişkin talebinin reddedilmesi ve diğer işçilik alacaklarının asgari ücretten hesaplanarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken soyut tanık anlatımına itibarla yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.