Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7860 E. 2013/6881 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7860
Karar No
2013/6881
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, en son hat formeni olarak çalışmasına devam ederken davalı işveren tarafından herhangi bir haklı ve geçerli neden bulunmadığı halde iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı işveren vekili, davacı işçinin davranışları, kendisinden kaynaklanan ve iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı şirket açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği bir durum oluşturduğundan sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı performansının yetersiz olduğundan bahisle işveren tarafından yapılan feshin geçersiz olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir. İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez. Dosya içeriğine göre, davacıya tebliğ edilen fesih bildirimine konu hususların performans değerlendirmesinden ziyade davacı işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenler olduğu açıktır. Buna rağmen mahkemece, performans kriterlerinin değerlendirilmesine ilişkin standart yöntemlerin uygulandığının davalı işveren tarafından kanıtlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Gerek fesih bildirimi ve gerekse de davacı işçinin özlük dosyasında yer alan savunma talepleri, savunma ve disiplin cezaları dikkate alındığında; davacının, hat formeni olarak "operatörlerin doldurması gereken formları doğru ve zamanında doldurulmasını takip etmek", "üretimle ilgili tüm formların doldurulması ve şefe teslimi"nin görevleri arasında olduğu bizzat davacı vekili tarafından verilen dilekçede belirtildiği, buna rağmen davacının görevi ve üretim işleriyle ilgili olarak bir çok kez yazılı ikaz, uyarı yanında sözlü olarak da uyarıldığı görülmüş, en son 28 Mayıs 2011 tarihinde çalıştığı su hatlarında Hat 4 de çalışan operatörlerin üretilen ürünlerde kalite planına göre yapılması gereken analizleri yapmadığından savunmasının alındığı ve fesih bildiriminde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacının davranışlarından kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesinin feshedildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Hal böyle olunca iş sözleşmesi karşılıklı güvene dayalı olduğundan ve davacının geçmişte benzer davranışları nedeniyle uyarılmasına ve ikaz edilmesine rağmen, en son hat formeni olarak yaklaşık 17 yıl boyunca çalıştığı davalı işyerinde görev tanımı ve iş sözleşmesine aykırı bu davranışları nedeniyle işveren tarafından iş sözleşmesinin devamının beklenilmeyecek hal aldığı ve dolayısıyla davranışa dayalı olarak yapılan feshin geçerli neden oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece performans yetersizliğinin işveren tarafından ispat edilemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL. harçtan peşin alınan 18,40 TL. harcın mahsubu ile kalan 5,90 TL. harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 682,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre 1.320,00 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 17.04.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7860, K. 2013/6881, T. 17.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-7860-e-2013-6881-k-1dd08472268a