Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7652 E. 2013/22870 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7652
Karar No
2013/22870
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Şt .vekili Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı şirkete ait özel ilköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak 1.9.2008 tarihinde fiilen çalışmaya başladığını, 5580 sayılı Yasa kapsamında çalıştığı halde ek ders ve sosyal yardım kapsamındaki bir kısım ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini 16.07.2010 tarihli noter ihtarnamesiyle haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile ek ders ücreti, hazırlık ve planlama (egzersiz) ücreti, sosyal yardım, ücret artışı alacağı, genel sınav görev ücreti, cezai şart, bakiye ücret ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının birer yıl süreli iş akdi ile 08.09.2008 tarihinden itibaren sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladığını, 12.04.2010 tarihli dilekçe ile istifa ettiğini işverenliğe bildirdiğini, sonradan 16.07.2010 tarihli noter ihtarnamesiyle haklı fesih sebebi yaratılmaya çalışılmış ise de hükmünün bulunmadığını, bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği 07.09.2010 tarihinden aylarca önce ayrılacağını ve yeni eğitim/ öğretim yılında çalışmayacağını sözlü olarak beyan etmiş olması, bununlada yetinmeyerek yazılı olarak da istifa dilekçesi vermiş olması yönü dikkate alındığında kıdem tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır. İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır. Davacının bir kısım ücret alacaklarının ödenmediği Mahkemenin de kabulündedir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 16.07.2010 tarihli ihtarnamede Mahkemece hüküm altına alınan ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini feshettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davacının iş akdini İş Kanununun 24/II-e maddesi gereğince haklı nedenle feshettiği kabul edilerek bunun sonucu olarak da kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. 3-Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde aylık net 11,84 TL sosyal yardım alacağı ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. 5580 sayılı Yasanın 9. maddesinde sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerin, bütçe kanunlarıyla resmi okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödeneceği bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin 5580 sayılı Yasaya göre eksik ödendiği tespit edilerek davacının çalışma süresi içindeki Ocak ve Temmuz aylarına ilişkin zamlarının ödenmediği belirtilerek zam alacakları hesaplandığına göre davacıya iş sözleşmesinde düzenlenen 111,84 TL net sosyal yardım alacaklarının ödenmediği sabit olmakla Mahkemece davacının sosyal yardım alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi isabetsiz olmuştur. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıdaki yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7652, K. 2013/22870, T. 20.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-7652-e-2013-22870-k-4d6176fea0c1