Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7226 E. 2013/7238 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7226
- Karar No
- 2013/7238
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işverenin iş akdini geçerli bir neden olmaksızın feshettiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin 2002 yılından beri Hazine yardımı alınamaması nedeniyle ekonomik nedenlerle feshedildiğini ve davacının tüm haklarının ödendiğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, siyasi partilerin özelliğine göre her ilçe teşkilatının aynı zamanda ayrı bir işyeri niteliğinde olduğu, her ilçe teşkilatının mahalli bir özellik arz ettiği, bir ilçe teşkilatında çalışan personelin, diğer bir ilçe teşkilatında çalıştırılmasının değerlendirilmesinin zorunluluğundan söz etmenin mümkün olmadığı, davacının çalıştığı Çankaya İlçe Teşkilatının fiilen faaliyetini yürütemez halde bulunduğu, ilçe teşkilat binasının faal olmadığı, davalı partinin barajın altında kalması nedeniyle Hazine yardımı alamadığı anlaşıldığından, davada feshin son çare olduğunun kabulü ile feshin geçerli bir sebebe dayandığı ve yasada aranan şekilde uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İşverenin ekonomik nedenlerle yaptığı davacının iş akdinin feshi işleminin geçerli fesih olup olmadığı ve fesihte tutarlı davranılıp davranmadığı, feshin son çare olması ilkesine bağlı kalınıp kalınmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından sözedilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır. İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluşturmaktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan nedenlerden dolayı da alınabilir. Bu nedenler, bir ya da birden fazla işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa, dikkate alınmalıdır. İşletmesel karar söz konusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2. maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır. Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında iş görme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır. İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. Keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçi bu durumu kanıtlamalıdır. Dosyadaki bilirkişi raporu ve davalı işverenin ekonomik durumuna dair analizler dikkate alındığında davalı partinin seçim harcamalarının bir önceki yıla göre 2.000.000,00 TL artış gösterdiği, davalının birden çok ilçe teşkilatının olduğu, Çankaya İlçe Teşkilatı kapatılsa bile davacının çalıştırılacağı başka birimlerinin de bulunduğu gerçeği karşısında feshin geçersiz nedenle yapıldığı anlaşılmakla mahkemece dosya içeriğine uygun olan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken aksinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun'un 20/3. maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5-Peşin alınan 24,30 TL harçtan peşin yatırılan 18,40 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 5.90 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davalının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davacının yaptığı, 275,00 TL yargılama gideri ile 36,80 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, artan gider ve delil avansının talep halinde ilgilisine iadesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 22.4.2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.