Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7170 E. 2013/2872 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7170
- Karar No
- 2013/2872
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı davalı firmada 29.04.2008 tarihinde kabin memuru olarak çalışmak üzere işe girdiğini, çalışma günlerinin de sefer başına belli olduğunu, işini başarılı bir şekilde sürdürür iken iş sözleşmesinin davalı tarafından 29.05.2012 tarihinde önce telefon görüşmesi yapılarak, daha sonra da e-mail adresine mail atılmak sureti ile ve yine aynı gün telefonuna mesaj gönderilmek sureti ile 29.05.2012 tarihinde yapılan eyleme katılması gerekçe gösterilerek geçersiz bir şekilde feshedildiğini, Bakırköy 33. Noterliği'nin 01.06.2012 tarihli ve 34580 yevmiye numaralı ihtarnamesinin de aynı gerekçe ile fesih iradesini yazılı olarak ortaya koyduğunu, 29.05.2012 tarihinde Hava İş Sendikası tarafından işçilerin grev haklarının ellerinden alınmasını protesto etme amacıyla gerçekleştirilen eyleme katılmadığını, o gün rahatsızlığı nedeniyle Özel Umut Hastanesi'ne müracaat ettiğini ve 2 günlük yatak istirahatı raporu aldığını, 29.05.2012 tarihinde alana hiç gitmediğini, 31.05.2012 tarihinde de iş yeri hekimliğine raporunu onaylatmak üzere gittiğinde, iş yeri hekiminin işverenden talimat aldığını, o nedenle hastaneden aldığı raporu onaylamayacağını, muayene etmeyeceğini bildirdiğini, feshin geçersiz ve haksız olması nedeniyle dava açtıklarını belirterek davalı tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine ve yargılama süreci ile ilgili olmak üzere 4857 sayılı Yasa'nın 21.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için 4 aylık ücret ve diğer sosyal haklarının ödenmesinin gerektiğine, ayrıca usulüne uygun başvuruya rağmen yasal süre içerisinde işe alınmadığı takdirde 8 aylık brüt ücret tutarındaki işe başlatmama tazminatının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. ./... 2013/7170-2872 S.2 Davalı vekili görev itirazında bulunarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1.maddesinin kanunun kapsamını belirttiğini, bu maddede kanunun 4.maddesinde yer alan istisnalara 4857 sayılı Yasa'nın uygulanmayacağının belirttiğini, Kanun'un 4.maddesine göre havacılığın yer tesislerinde yürütülen işler dışında yer alan tüm hava taşıma işlerinin 4857 sayılı Yasa'dan istisna edildiğini, bu hükmün kamu düzeni ile ilgili ve emredici olduğunu, İş Mahkemeleri'nin görevini düzenleyen 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince, bir davaya İş Mahkemesi'nde bakılabilmesi için taraflardan birinin mutlaka İş Kanunu'na göre işçi sayılması ve ihtilafın İş Kanunu'ndan kaynaklanması gerektiğini, davacının uçucu personel olduğundan ve İş Kanunu'nun 4/1-a hükmü gereğince İş Kanunu kapsamında olmadığından davanın İş Mahkemeleri'nin görev alanında olmadığını ve davacıya işe iade müessesesi de dahil olmak üzere İş Kanunu ile getirilen hükümlerin uygulanamayacağını, 2822 sayılı TİS Grev ve Lokavt Kanunu'nun 6/3. maddesinde "Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu iş sözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümlerinin yenisi yürürlüğe girinceye kadar hizmet akdi olarak devam edeceğinin" düzenlendiğini, Türk Hava Yolları A.O. ile Hava İş Sendikası arasında imzalanmış olan 22.dönem TİS'in 31.12.2010 tarihinde sona erdiğini, iş yerinde gerek iş akdinin fesih tarihinde gerekse dava tarihinde uygulanmakta olan bir TİS'in bulunmadığını, yasanın TİS'in hizmet akdine ilişkin hükümlerinin yürürlükte olacağını, yani TİS'in kısmen de olsa uygulanacağını değil, hizmet akdine ilişkin hükümlerin çalışanların bireysel iş sözleşmelerinin hükmü olarak devam edeceğini düzenlediğini, bu yasa hükmü gereğince TİS'in hizmet akdine ilişkin hükümlerinin bireysel hizmet akdi hükmü olarak devam edeceğini, uygulanmakta olan bir TİS ve TİS'den kaynaklanan bir ihtilaf olmadığını, ihtilafın bireysel hizmet akdinden kaynaklandığını, davacının bireysel hizmet akdinin de İş Kanunu'na değil Borçlar Kanunu'na tabi olduğunu, davacı İş Kanunu kapsamında olmadığından ihtilafın çözümünde İş Kanunu hükümlerinin değil Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın görev yönünden reddini talep etmiştir. Mahkemece, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1.maddesinin kanunun kapsamını belirttiği ve 4.maddede yer alan istisnalara 4857 sayılı Yasa'nın uygulanamayacağı düzenlemesini getirdiği, Kanun'un 4.maddesine göre de havacılığın yer tesislerinde yürütülen işler dışında yer alan tüm hava taşıma işlerinin 4857 sayılı Yasa'da istisna edildiği, Türk Hava Yolları A.O. ile Hava İş Sendikası ./... 2013/7170-2872 S.3 arasında imzalanmış olan 22.dönem TİS'in 31.12.2010 tarihinde sona ermiş olduğu, dolayısıyla gerek hizmet akdinin fesih tarihi gerekse de dava tarihi itibarıyla TİS'in sona ermiş olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin İş Mahkemesi olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Deniz taşıma işlerinde çalışanlar 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na tabidir. Ancak hava taşıma işlerinde çalışanlar için özel bir düzenleme yapılmadığından Borçlar Kanunu genel hükümleri uygulanmaktadır. Ancak, hava taşıma faaliyeti yapılan işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 07.11.2012 tarihinden önce 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 66. maddesi, 07.11.2012 tarihinde ise bu tarihte yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş İlişkileri Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir. Keza fesih tarihinde yürürlükte olan 2822 sayılı Kanun'un 2, daha sonra kabul edilen 5356 sayılı Kanun'un 33. maddelerine göre “Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir”. Devam eden maddelerinde de “Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümlerinin yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam edeceği” kuralına yer verilmiştir(2822/6, 5356/36/2). Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’nun 114/1.c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş, 115. maddesinde dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği, dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmediği, taraflarca ileri sürülmediği ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderildiği takdirde, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği belirtilmiş, görevsizlik halinde ise nasıl karar verileceği kanunun 20. maddesinde gösterilmiştir. Diğer taraftan, her ne kadar davacı uçucu personel olup hava taşıma işinde çalışması nedeni ile İş Kanunu kapsamında çalışan değil ise de, davacının üyesi olduğu sendika ile davalı tarafından imzalanan 01.01.2009-31.12.2010 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesi'nin 27. maddesinde “Süreli fesihlerde uçucu personel dahil sendika üyesi tüm ./... 2013/7170-2872 S.4 personele iş güvencesi hükümleri ile birlikte 4857 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı” belirtilmiştir. Her ne kadar sözleşmenin süresi 31.12.2010 tarihinde sonra ermiş ve fesih tarihinde imzalanmış bir Toplu İş Sözleşmesi yok ise de sözleşmenin bu hükmü, 2822 sayılı Kanun'un 6, 6356 sayılı Kanun'un 36/2. maddesi uyarınca hizmet akti hükmü olarak devam edeceğinden, hava taşıma işinde çalışan davacı, iş sözleşmesinin feshine ilişkin iş güvencesi hükümlerinden yararlanacak ve uyuşmazlıkta iş mahkemesi görevli olacaktır. Kaldı ki davalı işveren davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinde yürürlükte olan 2822 sayılı TİSGLK.’un 45. Maddesi uyarınca feshedildiğini savunmuştur. Uyuşmazlığın anılan kanun hükümleri uyarınca çözümlenmesi iş mahkemesinin görev alanı kapsamındadır. Ayrıca karar tarihinden önce davacının üyesi olduğu sendika ile işveren arasındaki 01.01.2011- 31.12.2012 yürürlük süreli ve iş güvencesi ile ilgili aynı hükmü içeren Toplu İş Sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu’nun 22.08.2012 tarihli kararı ile imzalanmıştır. Toplu İş Sözleşmesinin iş güvencesi ile ilgili hükmü hizmet akti hükmü olarak devam ettiği kabul edilmese bile, dava şartı olan görev şartı hükümden önce gerçekleşmiştir. Kabul şekli bakımından da mahkemece 6100 sayılı HMK.’nun 20. maddesini dikkate almadan görevsizlik kararı verilmemesi ve bu karara göre hüküm tesis edilmemesi hatalı olmuştur. Mahkemece yazılı gerekçe ile dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.03.2013 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.