Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/5643 E. 2013/13730 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/5643
- Karar No
- 2013/13730
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kararı davacının temyiz etmesi nedeniyle, dava dilekçesinde toplam alacak miktarının belirlenebilir olmasına rağmen kısmi dava açılmış olmasının bozma nedeni yapılmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, davacı işçinin ödenmeyen ihbar tazminatı ile fazla mesai karşılığı ücret alacaklarının tahsili amacı ile 1.700,00 TL ihbar tazminatı , 38.000,00 TL fazla mesai ücreti alacağı olmak üzere toplam 39.700,00 TL alacağının olduğunu ancak şimdilik fazla mesai alacağı için 2.000,00TL ve ihbar tazminatı için 300,00 TL olmak üzere toplam 2.300,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, tüm alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ihbar tazminatı alacağının davacıya banka kanalı ile ödendiği, davalı iş veren vekilinin zamanaşımı definde bulunması nedeniyle 13/01/2007 tarihinden önceki fazla mesai alacaklarının zamanaşımına uğradığı, Ocak 2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin fazla mesai alacaklarının ise bordro karşılığı tahakkuk ettirilerek davacının ücreti ile birlikte banka hesabına yatırıldığı ve davacı tarafından çekildiği, bu sebeple davacının ihbar tazminatı ve fazla mesai alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır . Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Somut olayda, davacının fazla mesai ücrete alacağını ispatı amacıyla işyeri giriş çıkış kayıtlarının getirtilmesini istediği, ancak mahkemece, bordolarda fazla mesai ücret tahakkuku yapılmış olması nedeniyle bu talebin gereğinin yerine getirtilmediği ve sonuç olarak, davanın, tüm alacakların ödenmesi nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki, yukarıdaki ilke kararı gereği olarak, ödenen fazla mesai ücretinin gerçek çalışmaları tam karşılamadığının davacı tarafından bordrolara eş değerde yazılı delil ile ispatının mümkün olması nedeniyle bizzat işveren tarafından tutulmuş yazılı delil olan işyeri giriş-çıkış kayıtlarının davaya konu dönemin tamamını kapsayacak şekilde davalı işverenden istenerek gelen evraklar üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.