Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/4971 E. 2013/4766 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/4971
- Karar No
- 2013/4766
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili davacının, davalı işverene ait Karadeniz Bölge Müdürlüğünde tıbbi satış mümessili olarak 01/07/2010 tarihinde belirsiz süreli iş akdi ile çalışmaya başladığını, davalı işverence iş akdinin şirketin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve işletme gerekleri gerekçe gösterilerek 24/02/2012 tarihinde geçerli nedene dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, şirket yönetim kurulunun 23.12.2011 tarihli yazısı ile çeşitli nedenlerle azalan ciro ve karlılık ve sonucunda zarar nedeniyle ekonomik krizin aşılması için şirkette organizasyon ve istihdamın yeniden düzenlenmesi amacıyla iş akdinin ekonomik nedenle toplu işçi çıkarmaya ilişkin İş Kanununun 29.maddesine göre davacının da içinde yer aldığı 99 çalışanın iş akidlerinin feshine karar verildiğini, feshe ilişkin bildirimlerin 27.12.2011 tarihinde davacı ile, Türkiye İş Kurumu'na ve Karadeniz Bölge Müdürlüğüne yapıldığını, 27.12.2011-27.01.2012 tarihleri arasında ücretli izin verilip, 28/01/2012'den itibaren başlamak üzere 28 günlük ihbar öneli kullandırılarak iş akdinin 24/02/2012 tarihinde sona ereceğini 30 günlük süre sonunda feshin 27.01.2012 tarihinde hüküm doğurduğunu, 4857 sayılı Yasanın 20.maddesine göre 1 aylık dava açma süresinin 27.02.2012 tarihinde dolup, davanın süresinde açılmadığını, 2013/4971 -2013/4766 S/2 ekonomik nedenlerle toplu işçi çıkarma kararı alındığını, keyfi davranılmadığını, tutarlı hareket edildiğini, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar. 4857 sayılı Yasanın 20/I maddesine göre iş sözleşmesi feshedilen işçinin, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliğ tarihinden 1 ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu, iş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde dava açma süresinin önelin sona ereceği tarihte değil, iş verenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlayacağı, yerleşik Yargıtay kararlarının da bu şekilde olduğu, aynı yasanın 29.maddesinde işverenin toplu işçi çıkarmak istediğinde bunun en az 30 gün önceden yazı ile işyeri sendika temsilciliğine, ilgili bölge müdürlüğü ve T.İş Kurumuna bildireceğinin düzenlendiği görülmüştür. Getirtilen belgelere göre davacının davalı şirketin Karadeniz Bölge Müdürlüğünde tıbbi satış mümessili olarak çalıştığı, davalı işverence ekonomik ve işletmesel nedenlerle iş akdinin toplu işçi çıkarmaya ilişkin İş Kanunu 29.maddesine göre feshedildiğinin davacıya tebliğ edilmek istenmesi ve 27.12.2011 tarihinde davacının tebliğden imtina etmesi üzerine tutanak tutularak Beyoğlu 30. Noterliği aracılığıyla APS olarak tebliğe çıkartıldığı sabit olup, bu 2013/4971 -2013/4766 S/3 hususun davacı tarafça da itiraza uğramadığı, 4857 sayılı Yasanın 29/IV maddesi gereği bildirimlerin aynı tarih itibariyle ilgili yerlere yapılması ile, feshin 27.01.2012 tarihinde hüküm doğurup, bu tarih itibari ile iş akdinin feshedilmiş sayılacağı ,4857 sayılı Yasanın 20.maddesine göre fesih bildiriminin yapıldığı tarihten 1 ay içinde dava açılmayıp, davanın ihbar önelinin sona erdiği 24.02.2012 tarihinden de 28 gün geçtikten ve yasada belirtilen hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 23/03/2012 tarihinde açıldığı görülmüştür. Davanın yasada belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmadığı, hak düşürücü sürenin mahkemece resen gözetileceği anlaşılmakla, 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin yatırılan 21,15 TL harcın tenzili ile bakiye 3,15 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı, 15,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Gider ve delil avansından artan miktarın istek halinde ilgilisine iadesine, 7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 27/03/2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.