Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3909 E. 2013/10295 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3909
- Karar No
- 2013/10295
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haklı bir nedene dayanmaksızn feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının devamsızlığı sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle işverence feshedildiği,davacının davalı şirketten alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresi noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı 02.11.2001-07.06.2010 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını ileri sürmüştür. Davalı işveren vekili ise davacının devamsızlık yapması üzerine, haklı nedenle 07.08.2010 tarihinde çıkışının SGK'na bildirildiğini savunmuştur. Mahkemece taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın 07.06.2010 tarihinde işverence feshedildiği kanaati ile karar verilmiş ve hüküm fıkrasında da açıkça fesih tarihi 7.6.2010 olarak belirtilmiştir.Ancak Mahkeme kabulünün aksine hükme esas alınan bilirkişi raporunda SGK hizmet cetveli,işe giriş-çıkış kayıtlarına göre davacının hizmet süresi 2.11.2001-7.8.2010 tarih aralığı olarak belirlenmiş ve talebe konu alacaklar da bu belirlemeye göre hesap edilmiştir. Bu tespitlere göre Mahkemece 31.10.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasına karşın bu raporun aksine hüküm fıkrasında fesih tarihinin 7.6.2010 olarak belirtilmesi kendi içerisinde çelişki içerdiği gibi davacının talebinin aşılması suretiyle belirlenen hizmet süresine göre hesaplanan işçilik alacaklarına hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur. 3-Somut olayda; davacı işçinin fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir. Fazla çalışma, ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tanığının anlatımlarına itibar edilerek yukarıda sayılan alacak kalemleri hesaplanmış ve bu tutarlardan %30 oranında indirim yapılmıştır.Söz konusu alacak kalemlerinde hakkaniyet indirmi yapılması yerinde ise de davalı şirketin sunulan vergi beyannamelerine göre iş hacmi,kırtasiye satışı yapılacak ürünlerin okulların açık ve kapalı olmasından etkilenecek olması ve bu bağlamda çalışma düzeninin yıl içerisinde farklılaşmasının olağan kabul edilmesi gerekeceği düşünüldüğünde Mahkemece yapılan hakkaniyet indirimi oranı somut olay bakımından yetersizdir. Daha yüksek oranda indirim yapılarak bu alacak miktarları belirlenmelidir. Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.