Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/23277 E. 2013/18863 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/23277
- Karar No
- 2013/18863
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe İade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının, 28 Eylül 2012 Cuma günü akşam saatlerinde görev yaptığı departmanın İlk Kademe Yöneticisinin telefonla arayarak görev yaptığı pozisyona bir personelin alındığını ve sebep göstermeksizin görevinden ayrılmasını veya iki farklı ( Adana ili Kozan ilçesi veya Maraş ilinde ilçe bilgisi verilmemiştir) pozisyonun birinde 2 gün içinde başlaması gerektiğini aksi halde işten çıkartılacağının beyan ettiğini, 1 Ekim 2012 de K.Maraş ili sınırları içerisinde yer alan ve yapımı süren 5 farklı santralin iş güvenliği mühendisi pozisyonuna atandığını ve çalışma bölgesi ile ilgisi olmayan Balıkesir ili Bandırma ilçesinden taşınacağını belirten, 2 hafta sonra da ıslak imzalı olarak kendisine verilen dökümanı şirket e-postası üzerinden gönderildiğini, ayın gün farklı tarafların farklı beyanları olduğunu ve süreci anlamlandıramadığını belirterek ve ayrıca kendisine önerilen görevlerden birini ( Adana ili Kozan ilçesi), taşınacağı evden görev yapacağını, Adana ili sınırları içerisindeki Seyhan Nehri üzerinde tamamlanan santrallere ulaşımı sağlayacak görev aracının tahsis edilmesi koşuluyla kabul edebileceğin bildirdiğini, 12 Ekim 2012 günü İstanbul'a, İK Müdürlüğü İlk Kademe Yöneticisi tarafından İş Güvenliği Birimi İlk Kademe Yönetcisininde yer aldığı toplantıya davet edildiğini, ıslak imzalı dökümanın kopyasının masaya bırakıldığını ve önerilen koşullarda sürdürülmesinin mümkün görmediğini bu görevi kabul etmesi aksi halde istifa etmesinin istendiğini, toplantıdaki katılımcılar tarafından bu aşamada iş sözleşmesinin feshedileceği ve ihbar süresi içinde iş arama izninin birleştirilerek kullanılmasında her türlü kolaylığın sağlanacağı ve tüm yasal haklarının teslim edileceğinin beyan edildiğini, 13 Ekim Cumartesi günü Spor Organizasyonuna katıldığını, 15 Ekim Pazartesi günü ruhsal açıdan ve hem de bedensel açıdan son iki günde yaşadığı yorgunluktan dolayı ayrıca toplantıda beyan edilen kolaylık teklifi nedeniyle o haftanın iş arama iznini birleştirerek dinlenme amacıyla kullandığını ve aynı zamanda ev-ofis çalışarak iş koordinasyounun uzaktan mobil uygulamalarla gerçekleştirdiğini, 17 Ekim günü telefonla arandığını ve kolaylık sağlanacağı belirtilen ve dinlenme amacıyla kullandığı iş arama izni nedeniyle yılın bir bölümünde gerçekleştirdiği seyahatleri sırasında yaptığı gibi işi mobil uygulamalarla koordine ettiğini belirtmesine rağmen rahatsız edici bir tonda geri bildirimde bulunulduğunu, o gün yıllık izin formunu doldurabileceğini belirttiğini, şirket veri tabanından yıllık izin formunu doldurduğunu ve İK uzmanı tarafından izin kullanilabileceğini belirten onayın verildiğini, 19 Ekim günü e posta üzerinden savunmasının talep edildiğini, aynı gün akşam saatlerinde ihtarname ile birlikte yer alan içeriği reel gerçekle bağdaşmayan fesih bildiriminin e -posta ile gönderildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiş, Davalı, öncesinde davacı ile yapılan sözlü görüşmeler çerçevesinde davacının görevini 01.10.2012 tarihiden itibaren Ceyhan İşletmeler pozisyonunda sürdürmesinin uygun görüldüğü davacıya yazı ile tebliğ edildiğini, görevlendirme karşısında sözlü görüşmelerde mutabık olduğu göreve başlaması karşısında taraflar arasında yapılan sözlü görüşmeler çerçevesinde mutabık olunan şekilde 01.10.2012 tarihi itibariyle Ceyhan İşletmeler pozisyonunda sürdürmesinin uygun görüldüğü 12.10.2012 tarihi itibariyle yeni bir bildirim yapıldığını, davacının atama blidirimini yazılı olarak reddettiğini, iş sözleşmesinin 6-c maddesine de uygun olduğunu, bu esnada şirketin davacının ataması nedeniyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak için yeni bir işe alım gerçekleştirdiğini, sözlü görüşmelerden de sonuç alınamadığını ve izin almaksızın işyerine ardı ardına 3 iş günü işe de gelmediğini, davacının kendisine verilen görevi kabul etmemesi ve ardı ardına 3 iş günü işe de gelmemesi nedeniyle iş aktinin feshedildiğini , yapılan görevlendirmede davacının maddi haklarından hiçbir azalma yapılmadığı, bilakis davacıya taşınması için ve bir yıl süreyle kirasını ödemesi için ilave para verileceğinin davacıya bildirilmiş olduğunun ortada olduğunu, bu nedenle sözleşmeye ve kanuna uygun şekilde görevlendirilen davacının işe iade davasının reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, "davacının yeni görev yerine gitmemekte ısrar etmesi üzerine hizmet aktinin feshedildiği, davalı işverenin 35. madde gereği görev yerini tayin etme yetkisi mevcut olup davacı bu yetkinin kullanılmasında işverenin kötüniyetli davrandıgını iddia edip kanıtlamadığını, bu sebeple yeni görevine gitmeyip burada işe başlamamakta ısrar eden davacının hizmet aktinin feshinde gecerli bır neden mevcut olduğunu, yapılan tayin nedeni ile taşıma yerleşim koşulları ile diğer sosyal ve ekonomik koşulların da işverence karşılandığı halde salt Ceyhan bölgesinde çalışmak istememesi nedeni ile ısrarla yeni bölgede aynı şart ve görev koşullarına rağmen işe gitmeme durumunun yasal koruma sağlanmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda davacı, davalı işyerinde iş güvenliği mühendisi olarak yaklaşık 2 yıl süreyle çalışmıştır. İş sözleşmesi, " şirketin Adana Santralinde İSG Mühendisliği görevi çerçevesinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin 6-c maddesinde yer alan "işveren işçinin niteliklerini göz önüne alarak işçiyi ücretinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın başka bir işyerine tayin etmek hakkı saklıdır" ibaresine istinaden yetkinlik ve geçmiş iş deneyimlerinin aranan özelliklere uygun olması nedeniyle kendisine yapılan atama tebliğinin reddedilmesi neticesinde ve buna ilave olarak yazılı tebliğden önce yapılan sözlü bildirimler neticesinde olumsuz herhangi bir geri bildirim olmamasından dolayı transfer sonrasında mevcut pozisyonun yerini dolduracak yeni işe alım yapılması neticesinde" tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmiştir. Gerek yapılan fesih bildiriminde " sözlü bildirimler neticesinde olumsuz herhangi bir geri bildirim olmamasından dolayı transfer sonrasında mevcuz pozisyonu yerine yeni işe alım yapıldığı"nın belirtilmiş olması gerekse dinlenen ...'in "...davacı ayrılmadan önce bir arkadaşta iş güvenliği uzmanı olarak başladı. Davacı da işten ayrıldıktan sonra onun yerini yeni gelen arkadaş aldı. Ceyhan bölgesine de o gitti hem Adana hem Ceyhan bölgesine baktı.." şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle davacının pozisyonunun kaldırılmamış olup hatta henüz fesih işlemi dahi yapılmadan önce davacının mevcut pozisyonuna yeni bir alım yapıldığı da görülmüştür. Fesihten sonra davacının görevine alınan işçinin aynı zamanda davacıya teklif edilen Ceyhan Bölgesine de baktığı tanık beyanından anlaşılmaktadır. Yine davacının yargılama sırasında Adana'dan ikamet etmek suretiyle işi yürütebileceğini de belirtmiştir. Dolayısıyla taraflar arasında imzalanmış bulunan iş sözleşmesinin 6/c bendinde gerek coğrafik olarak gerekse de unvan/görev değişikliği noktasında davacı işçi, davalı işverene yetki vermiş ise de verilen bu yetkinin davalı işveren tarafından öncelikle Medeni Kanunun 2.maddesine ve 4857 sayılı Yasanın 22.maddesine aykırı olarak kullanılamayacağı açıktır. Davalı işveren, davacıya henüz yazılı olarak bir iş/görev teklifinde bulunmadığı halde yerine yeni bir işçi aldığını bizzat fesih bildiriminde belirtmiştir. Aynı hususu cevap dilekçesinde de dile getirmiştir. Davalı ... da bu hususu teyit etmiştir. Gerek davacıya teklif edildiği belirtilen Ceyhan İşletmeleri pozisyonuna atanma talebinin davacı işçi tarafından kabul edilmemiş olması, gerekse yapılan teklifin çalışma koşullarında esaslı değişiklik niteliğinde bulunması karşısında artık davacı işçiyi bağlamayacağı açıktır. O halde davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 22.maddesi uyarınca değişiklik feshi ile geçerli olarak feshedilmesi imkanı var ise de somut olayda değişiklik feshi şartlarının da oluşmadığı açıktır. Özellikle davacının iş sözleşmesinin feshinden önce yerine yeni işçi alınmış olması karşısında artık feshin geçerli nedene dayandığından söz edilemez. Bu nedenle işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece, hatalı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davalı işveren Enerjisa Enerji Üretim AŞ tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının adı geçen işverenin işyerine İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın her iki davalının birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4-Davacı işçinin işe iadesi için davalı alt işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile kalan 3,15 TL harcın davalı şirketten tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacının yapmış olduğu 115,30 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.