Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/19920 E. 2013/13595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/19920
Karar No
2013/13595
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Taraflar arasında davacının kıdem süresi uyuşmazlık konusudur. Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve alt işveren bünyesinde işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İdare vekili, davacının işten çıkarılması ve tazminatının ödenmesine ilişkin sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunu, yüklenici firma tarafından işten çıkarılan işçilerin çıkış durumlarını bildirmekte ve yerine aynı özelliklerde yeni işçinin hastaneye verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı işçinin 01.01.2012- 07.02.2012 tarihleri arasında yüklenilen işi yapmak üzere şirkette çalıştığını, bu nedenle işe iade davası açmak için gerekli olan 6 aylık kıdem koşulunun oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, "davacının davalı şirkette 01.01.2012- 07.02.2012 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığı ve işe iade davasının şartlarından olan 6 aylık kıdeme sahip olmadığı anlaşılmakla yasal şartları oluşmayan işe iade talepli davada davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, her ne kadar davacı vekili davacının sürekli aynı işyerinde çalıştığını beyan etmiş ise de davacının sigortalı hizmet cetveline ve getirtilen işyeri dosyalarına göre davacının davalı şirketteki çalışma süresinin 6 ay olmadığı, davacının davalı şirket dışındaki daha önceki diğer işyerlerinde çalıştığı sürelerin ise daha önceki diğer şirketler ile davalı şirket arasında bir bağ tespit edilemediğinden birbirine eklenmesi suretiyle 6 aylık kıdem şartını gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından 6 aylık kıdem şartının gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı ayrıca ... aleyhine dava açmış ise de davalı şirketin Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ihale yaptığı, hastanenin Sağlık Bakanlığı'na bağlı olduğu ve ayrı bir tüzelkişiliğinin bulunmadığı, kaldı ki Rize Valiliğinin de tüzel kişiliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Valiliğinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı " gerekçesiyle bu davalıya yönelik davanın reddine karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte aynı işverene ait işyeri veya işyerlerinde fasılalı da olsa iş ilişkisine dayalı kıdeminin en az altı ay olması gerekir. İşçinin 6 aylık kıdem hesabına deneme ve askıda kalan süreler de dahil edilir. Başka bir anlatımla bu hesapta fiili çalışma süreleri mutlak olarak aranmaz. Aynı Kanunun 66'ncı maddesinde belirtilen çalışma süresinden sayılan haller altı aylık kıdemin sayılmasında dikkate alınacaktır. İşçinin feshe karşı koruyan hükümlerden yararlanabilmesi için, altı aylık kıdem süresini aynı işveren nezdinde iş sözleşmesine dayanan iş ilişkisi içerisinde geçirmiş olması zorunludur. Altı aylık süre zarfında iş sözleşmesinin feshinde 18'inci maddede düzenlenen geçerli sebepler aranmaz. Süreli fesih yoluyla iş sözleşmesinin feshi mümkündür. Ancak, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek amacıyla, işverenin iş sözleşmesini altı aylık sürenin bitimine birkaç gün kala feshetmesi, dürüstlük kuralına aykırılıktan dolayı geçersiz kılınabilir. Bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile altı aylık sürenin kısaltılması ya da tamamen kaldırılması mümkündür. Çünkü bu hüküm nisbi emredicidir. Söz konusu sürenin, işverenin bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda 17'nci maddedeki ihbar süreleri ile doldurulması mümkün değildir. Kanunda kıdemin esas alındığı haklarda, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izinlerde kıdem başlangıcı için, iş sözleşmesinin yapıldığı tarih değil; işçinin eylemli olarak işe başladığı tarih gözönünde tutulduğu için iş güvencesine ilişkin kıdemin başlangıcında da işe başlama tarihinin dikkate alınması uygun olacaktır. İşverenin işi kabulde temerrüde düşmesi veya işçinin hastalanması, kıdem süresinin başlangıcını engellemez, kıdem işlemeye başlar. Ancak, işçi, kusuruyla işe geç başlarsa, fiilen işe başladığı tarih, altı aylık sürenin başlangıcı olarak kabul edilmelidir. Kanun altı aylık kıdemi olan işçilerin iş güvencesinden yararlanacaklarını öngördüğüne göre, bu sürenin fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte doldurulmuş olması şarttır. Sürenin bildirim önelleri sonunda dolacak olması, güvenceden yararlanabilmek için yeterli değildir. Bu sürenin tamamı iş sözleşmesine dayalı olarak geçirilmiş olmalıdır. Bu açıdan, Kanundaki aylık kıdem şartını, “altı aylık işçilik kıdemi” şeklinde anlamak gerekir. Bu nedenle işçinin iş ilişkisinden önce işverenle vekalet, ortaklık ilişkilerindeki süreler bu sürenin hesabında dikkate alınmamalıdır. Geçici iş ilişkisiyle (ödünç iş ilişkisiyle) çalışan işçinin altı aylık kıdemi, 4857 sayılı İş Kanununun 7'nci maddesinden hareketle, işçinin başka işverende (ödünç alan) geçen süresi, işverende (ödünç veren) geçirilmiş gibi sayılır. Söz konusu işçinin daha sonra ödünç alan işverenin işyerinde yeni bir iş ilişkisi kapsamında istihdam edilmesi halinde, onun nezdinde ödünç iş ilişkisi kapsamında geçirilmiş süreler, yeni iş ilişkisindeki altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz. Çıraklık ilişkisi, İş Kanununun 4'üncü maddesindeki istisnalar arasında sayıldığından, altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz. Buna karşılık stajyer olarak geçirilen süre, stajyerlerin İş Kanununun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasında anlamında iş ilişkisi kapsamında gerçekleştirilmiş olması halinde sürenin hesabında dikkate alınacaktır. 4857 sayılı Kanunda bu şekilde bir şart getirilmediğinden aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet süreleri birleştirilmelidir. Değişik işyerlerinde geçirilen sürelerin toplanması, işverenin aynı olması koşuluna bağlıdır. Altı aylık kıdemin hesabında, otuz işçi ölçütü ile ilgili düzenlemeden farklı olarak açıkça bir düzenleme yer almadığından daha önce çalışılan işyerlerinin aynı işkolunda bulunması şart değildir. İş Kanununun 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca işyerinin devrinde devralan işveren, hizmet süresi ile ilgili haklarda işçinin devreden işveren yanında çalışmaya başladığı tarihe göre işlem yapmak zorunda olduğundan, devirle işverenin değişmesi altı aylık kıdem süresini etkilemeyecektir. Bu bağlamda, iş yerinin, işvereni tarafından, bir şirkete sermaye olarak konulması halinde de, İş Kanunu'nun 6'ncı maddesi anlamında işyerinin devri olarak kabul edilmeli kıdem süreleri birlikte hesaplanmalıdır. Altı aylık kıdem şartı öngören düzenleme, İş Kanununun 21'inci maddesinin son fıkrası uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılamayacak hükümler arasında sayılmadığından, bu süreyi kısaltan veya tamamen ortadan kaldıran sözleşme hükümlerini geçerli kabul etmek gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin davalı işyerinde 01.01.2008 tarihinde çalışmaya başladığı, davalı hastanede hasta kabul, veri girişi ve hasta yönlendirme hizmetlerinin, 2008 ve 2009 yıllarında dava dışı Birim AŞ, 2010 yılında ... Ltd Şti, 2011 yılında ... Ltd. Şti, Ekim-Aralık 2011 arası 3 ay süreyle ... Gıda Ltd. Şti. ve 2012 yılında davalı şirket ... Grup Ltd Şti tarafından üstlenildiği, bu şirketlere ait SGK kayıtlarının dosyaya getirtildiği, davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde de 01.01.2008-31.12.2009 tarihleri arasında 1010097 sicil nolu dava dışı Birim AŞ'de, 01.01.2010-31.01.2010 arası 1012956 sicil nolu ... Ltd.Şti, 01.02.2010-28.02.2010 arası 1013109 sicil nolu ... Ltd.Şti, 01.03.2010-30.09.2011 arası 1013216 sicil nolu ... Ltd. Şti, 01.10.2011-31.12.2011 arası 1016386 sicil nolu ... Gıda Ltd. Şti. ve son olarak da 01.01.2012 tarihinden itibaren 1016398 sicil nolu davalı şirket bünyesinde çalışma kaydı olduğu, bu çalışmaların kesintisiz olarak devam ettiği, giriş ve çıkış şeklinde gösterildiği anlaşılmıştır. Gerek hizmet cetveli ve gerekse davalı hastanede ihale tarihleri ile bu ihaleleri alan şirketlere ait verilen bilgiler sonucu davacının davalı işyerinde alt işverenler değişmesine rağmen 01.01.2008 tarihinden fesih tarihine kadar davalı hastanede çalıştığı sonucuna varılmıştır. Mahkemece, davalı yüklenici şirketler arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığından bahisle hizmet süresinin eklenmesinin mümkün bulunmadığına yönelik gerekçesi hatalıdır. Yapılacak iş, davacının anılan hastanedeki tüm hizmet süresi toplamı dikkate alınarak işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar vermektir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.09.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/19920, K. 2013/13595, T. 02.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-19920-e-2013-13595-k-6a7f59c69614