Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/1836 E. 2013/6310 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1836
Karar No
2013/6310
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili) YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... Özel Güvenlik Ltd.Şirketi vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... şirketinin tüm, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalılardan ... Özel Güv.Ltd. Şirketine bağlı olarak Uluslu Alüminyum San.Tic.Ltd. Şirketinde güvenlik personeli olarak çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, Uluslu şirketi çalışanı olan bir kişiden motor aldığını, ancak söz konusu kişinin motorun satışını vermeden motoru geri alması üzerine, ödediği parayı motoru satan kişiden geri istediğini, bunun üzerine 15.01.2011 Cumartesi günü ... Özel Güvenlik Ltd.Şti. müdürü Hayri Güner’in telefonla arayarak işyerine çağırdığını, daha sonra ise hiçbir haklı ya da geçerli sebep olmaksızın ve bildirimde bulunulmaksızın 15.01.2011 tarihinde iş akdini bildirimsiz ve sözlü olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı ... şirketi; davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-h bendi hükmü ile şirketin tabi olduğu 5188 sayılı Yasanın Disiplin Yönetmeliğinin ceza cetvelinin 38-51-53.maddeleri gereğince 17.01.2011 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davacının davalı şirketin güvenlik personeli olarak çalıştığı yerde (fabrikada) kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, 5188 sayılı Yasa kapsamında özel güvenlik talimatlarına uymadığını, çalıştığı yerde görevi olmadığı halde kalorifer yakması, fabrika köpeğini fabrikada bulunan kulübesinden başka bir yerde fabrikanın giriş kapısına bağlaması ve fabrikaya giren ve çıkanlara köpeğin saldırması, güvenlik kıyafeti konusunda uyarılması, güvenlik yaka kartı takmaması, uyurken yakalanması, çalıştığı günlerde rapor yazmaması gibi sorunlar ve davalı şirkete yapılan şikayetler üzerine davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının defalarca yapılan denetim ve uyarılara rağmen işyeri çalışma ve disiplin kurallarına aykırı davranışlar sergilemeye devam ettiği, bu halde davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26’ncı maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanununda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır. Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer. İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar. Haklı fesih nedeninin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez. Örneğin, ücreti ödenmeyen işçi ödeme yapılmadığı sürece her zaman haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir. Bu örnekte işçi açısından haklı fesih nedeni her an devam etmektedir. Ancak işçinin daimî olarak bir başka göreve atanması veya iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması halinde, bu değişikliğin sonuçları sürekli gibi görünse de işlem anlıktır. Buna göre sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçinin bunu altı işgünü içinde işverene bildirmesi gerekir. Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar. İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde Yasanın 24/III-e maddesinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir. 4857 sayılı Yasanın 26’ncı maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır. Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur. Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26’ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine “makul süre” içinde sözleşmenin feshedilebileceğini kabul etmektedir. Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin 17.01.2011 tarihli ihtarname ile 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-h bendi ve şirketin Disiplin Ceza Cetveli 38-51 ve 53.maddeleri gereğince feshedildiği bildirilmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde; davacının özlük dosyası içinde 07/05/2010 tarihinde davacının şirket Disiplin Yönetmeliğinin 51.maddesine uymadığının tespit edildiğine ilişkin tutanak tutulduğu, 07/08/2010 tarihinde Uluslu Alüminyum şirketince muhasebe birimine teslim edilmek üzerine bırakılan zarfın davacı tarafından açıldığına ilişkin denetim formu düzenlendiği, 31/08/2010 tarihinde davacının sakal tıraşı olmadığı ve kılık kıyafetine dikkat etmediğine ilişkin denetim formu düzenlendiği, 06/11/2010 tarihinde davacının vardiyasına güvenlik talimatlarına aykırı halde geldiği, işyerinde ciddiyetsiz tavırlar sergilediği, uyması gereken kurallara uymadığı, ekip arkadaşlarına sıkça yalan beyanlarda bulunduğunun tespitine ilişkin rapor düzenlendiği, 20/10/2010 tarihinde gece denetiminde yapılan kontrol sonucu sivil kemer taktığı ve kimlik kartını takmadığına ilişkin uyarı yazısının davacıya tebliğ edildiği, 11/11/2010 tarihinde ise davacının görevinin başında uyuduğuna ilişkin denetim formu düzenlendiği, 05/01/2011 tarihinde sakal tıraşı olmadığı ve kılık kıyafetinin düzensiz olduğuna ilişkin tutanak tutulduğu, davacının defalarca yapılan denetim ve uyarılara rağmen işyeri çalışma ve disiplin kurallarına aykırı davranışlar sergilemeye devam ettiği, bu halde davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak davacının iş sözleşmesinin feshine konu tutanaklar üzerinden 6 iş günlük hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmış olmakla davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken reddi hatalı olmuştur. 3-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kullanmadığı 32 günlük yıllık izin ücreti karşılığı 849,60 TL alacağı olduğunun belirlendiği, Mahkeme karar gerekçesinde de davacının kullanmadığı 32 gün yıllık izninin bulunduğu kabul edildiği halde kararın hüküm fıkrasında yıllık izin ücreti hakkında karar verilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yıllık izin ücreti talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ... Ltd. Şirketinden alınmasına, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1836, K. 2013/6310, T. 11.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-1836-e-2013-6310-k-62c7d07975a7