Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/17970 E. 2013/13795 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/17970
Karar No
2013/13795
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının 28/07/2004 tarihinde Kozan Belediyesinde işe başladığını Belediyede Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını, Belediyenin 17/12/2012 tarih ve 1538 sayılı görevlendirme konulu yazısı ile İlçe merkezinde bulunan Saimbeyli Caddesinin süpürülmesi işinde görevlendirildiğinin tebliği üzerine çalışma koşullarında esaslı değişiklik teşkil ettiğinden görevi kabul etmediğini ancak Belediye'ye de alınmadığını, hakkında görevine başlamadığından tutanak tutularak savunma istenildiği devamsızlık nedeniyle Disiplin Kurulu Kararıyla 04/02/2013 tarihinde iş akdinin feshedildiğini bildirerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının Bayındırlık işçisi olarak işe alındığını belediyenin değişik birimlerinde çalıştığını görevlendirildiği işin de Belediyenin hizmet binasının bulunduğu caddede olduğunu işlerin daha iyi ve sağlıklı yürütülmesi bakımından idarenin tasarrufu olduğunu, işten çıkartmaya yönelik bir uygulama olmadığını, davacının mazeret bildirmeden yeni görevine başlamadığını feshin haklı nedene dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacının daha önce şantiye şefliği, numarataj, Endeks ve destek hizmetleri birimlerinde görevlendirildiği, bu yerlerde çalıştığı, Belediye de çalışan işçilerin unvanlarının " işçi " olduğu, herhangi bir unvan ve uzmanlık alanına göre görevlendirme yapılmadığı, dolasıyla da davacının işçi konumunda olduğu ve herahangi bir uzmanlık alanı olmadığı, işçilerin çalışma süresi içinde ihtiyaç duyulan farklı birimlerde görevlendirebildiği, davacının devamlı olarak belediye hizmet binasında çalışacağına dair bir uygulamanın bulunmadığı, davacının daha önce görev yaptığı Kozan Belediyesi Yazı İşleri Birimindeki işi ile görevlendirilmesine karar verilen Temizlik Hizmetleri Müdürlüğündeki işi arasında ağır farklılıklar bulunmadığı, çalışma şartlarında esaslı değişiklik olmadığı, görevlendirmenin işverenin yönetim yetkisi kapsamında bulunduğu, bu yetkinin kötüye kullanıldığı hususunun ispatlanamadığı, davacının kabul etmediği yeni görev yerine gitmediği gibi eski işine de devam etmediği, işyerine sokulmadığı iddiasının ispatlanmadığı ve davacının feshin geçersizliğini ispat edemediği anlaşıldığından, davalı kurumca yapılan feshin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca, “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.” Bu maddeye dayanılarak yapılacak değişiklik feshinde; değişiklik ve fesih bildirimlerinin yazılı yapılması ve sebeplerinin de yazılı gösterilmesi geçerlilik koşuludur. İşverenin vereceği talimatlarla, Anayasa ve kanunların emredici hükümleri ile toplu ve bireysel iş sözleşmeleri hükümlerine aykırı olmamak üzere, işin yürütümü ve işçilerin işyerindeki davranışlarını düzenleyebilme hakkına yönetim hakkı denir. İş koşullarında değişiklik, işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İş koşullarındaki değişiklikler geçerli nedene dayandığı takdirde, ayrıca iş şartlarında esaslı değişiklik yoksa veya işçi aleyhine bir durum oluşmuyor ise, işverenin yönetim hakkının sınırlandırılması gerekmez. İşveren, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işyeri değişikliği ile ilgili işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. İşverenin yönetim hakkı kapsamında kalan ve geçerli nedene dayanan değişiklikler çalışma koşullarının esaslı değişikliği olarak nitelendirilemez. Geçerli neden işçinin verimi ile davranışlarından ya da işyeri gereklerinden kaynaklanabilir. İşyerinde iş şartlarında değişikliği gerektirmeyen çalıştırılma imkânı, değiştirilmiş iş şartları altında çalıştırılabileceği başka bir çalışma yerine nakilden önce uygulanması gereken tedbirdir. İşçinin iş şartlarının değiştirilmesi gerekmeden çalıştırılabileceği birden fazla çalışma yeri varsa, işveren bunlar arasından birini seçme hakkına sahiptir. İşverenin talimat verme hakkı kapsamında alternatif tedbirler arasında iş şartlarında ve sözleşme değişikliğine neden olmayacak şekilde bir tedbir olanağı var ise ve bu kapsamda bir çalışma yerinde çalıştırabilecekse değişiklik feshine başvurulmaması gerekir. Davacının iş sözleşmesinin feshine neden olan çalışma koşullarındaki değişikliğin objektif nedene dayanması gerekir. Davalı işverence değişikliğin işçinin işini korumak ve diğer bölümde ortaya çıkan eleman ihtiyacından kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bu durumda davacının öncelikle kendi bölümünde fazlalık teşkil edip etmediği; fesihten sonra davacının çalıştığı bölüme yeni işçi alınıp alınmadığı ya da işletme içinden başka işçilerin o bölümde görevlendirip görevlendirilmediği belirlenmelidir. Davacının çalıştığı bölümde eleman fazlalığı olduğu tespit edildikten sonra çalışmak istemediği bölümde değişiklik teklifinin yapıldığı tarih itibariyle eleman ihtiyacının doğup doğmadığı da araştırılmalıdır. Fesihten sonra davacının görevlendirildiği bölümde eleman ihtiyacının nasıl karşılandığı, davacının çalıştığı ve işyerinin diğer bölümlerine fesihten önce ve sonra yeni işçi alınıp alınmadığı da önem arz etmektedir. Somut olayda dosya kapsamına göre; davalı Belediyenin temizlik işini hizmet alımı yoluyla yaptırdığı karar duruşmasında davalı vekilinin beyanlarından anlaşılmıştır. Davalı vekili norm kadro uygulaması nedeniyle fazla işçilerin gönderildiğini, ve kadrolu olup ta temizlik işinde çok az çalışan olduğunu tamamının şirket çalışanları olduğunu ifade etmiştir. Davacıya verilen görev 4857 Sayılı İş Kanunu 22. maddesi anlamında çalışma koşullarında esaslı değişiklik teşkil eder. Temizlik işi Belediyece hizmet alımı yoluyla şirket işçilerine yaptırıldığından davacıya bu görevin verilmesinde görevlendirme yazısında belirtildiği şekilde "daha verimli ve daha aktif yapılabilmesi ve hizmetin kamuya selameti için Saimbeyli Caddesinin süpürülmesi işinde" bizzat davacı tarafından yapılmasına ihtiyaç ve gereklilik olduğu ispat edilememiştir. Davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davalı ... Belediyesi tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal süresi içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarı olarak belirlenmesine, 4-Davacının işe iadesi için işverene süresi içerisinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 6-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 52,30 başvuru harç masrafı, 32.00 TL posta masrafı olmak üzere 84.30 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 9-Temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.09.2013 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/17970, K. 2013/13795, T. 04.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-17970-e-2013-13795-k-447bd1c1ec1d