Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/1770 E. 2013/6952 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/1770
- Karar No
- 2013/6952
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraf vekillerince süresi içinde temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istemiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, işveren tarafından ibraname imzalamasının istendiğini, kabul etmemesi üzerine davacının davalı şirkete ait bilgileri kişisel çıkarı için kullandığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının şirkete ait yazılım kodlarını usulsüz olarak temin ederek daha önce şirkette çalışıp ayrılan ... isimli kişinin kurduğu şirket için verdiğinin tespit edildiğini, davacının sözlü olarak durumu kabul etmesine rağmen yazılı savunma vermediğini, davacının iş akdinin 06.05.2010 tarihli ihtarname ile 4857 sayılı Yasa'nın 25/2-e bendi gereğince haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı firmaya ait bilgileri üçüncü kişilere verdiği veya kendi çıkarları için kullandığı yönünde duraksamaya yer vermeyecek şekilde bilgi ve belge bulunmadığı, davalı tarafın bu konuda ve fesih açısından ileri sürdüğü hususları kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyiniyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez. Somut olayda; davacının tazminat talepleri ile ilgili olarak davacının bilgisayarında ve işyerinde yapılan denetimde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda davacının bilgisayarının bir başka elemana verilmiş olduğu, ancak bu işlemden önce diskinin olduğu hali ile sökülerek korunduğu bilgisinin davalı şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği, ancak bu diskin yerinde inceleme olanağının bulunmaması nedeniyle diskle ilgili herhangi bir işlem gerçekleştirilemediği belirtilmiştir. Bilgisayarın incelenememe sebebinin bilirkişiye açıklattırılarak fiziki imkansızlık yoksa gerekirse bilişim ve teknoloji uzmanı bilirkişiden ek rapor alınarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının çıkacak sonuca göre değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan harcın mahsubu ile fazla alınan harcın davacıya iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.