Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/17450 E. 2013/13025 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/17450
- Karar No
- 2013/13025
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının 01/05/2003 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, üretim sorumlusu olarak görev yaptığını, 05/05/2012 24-08 vardiyası çıkışı arkadaşları ile pikniğe gideceklerinden fırça almayı unuttuğundan o an aklına gelen işyerindeki piyasa değeri 1-2 lira olan iki adet tel fırçayı poşete koyarak aldığını, çıkarken poşetindeki tel fırçaların görülmesi sonucu hakkında tutanak tutularak savunması alındığını, 09/05/2012 tarihinde Disiplin Kurulu kararıyla oy çokluğuyla İş Kanunun 25/II-e bendine göre iş akdine feshine karar verildiğini, feshin haksız ve geçersiz olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının işyerine ait malzemeyi işyerinden izinsiz alarak dışarı çıkarttığını işverenin güvenini kötüye kullandığını feshin haklı nedene dayandığından Disiplin Kurulu kararıyla davacının işine son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının kıdemi ve görevi itibariyle işyerine ait malzemenin, yetkilisinin haberi ve izni olmadan işyerinin bilgisi haricinde şahsi kullanım amacıyla işyerinden çıkartılmaması konusunda bilgisi olduğu davacının bu hareketinin işverenin güvenini sarsıcı ve işyerinde çalışanlara kötü örnek teşkil edecek surette bulunması nedeniyle işveren bakımından olumsuzluk yaratabileceği ve geçerli fesih nedeni oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı ve geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (e) fıkrasına göre, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Somut olayda dosya içeriğine göre; davacının 08/05/2012 tarihli yazılı savunması ve aynı tarihli Disiplin kurulu toplantısında böyle bir olay nedeniyle Disiplin kurulu huzuruna gelmesi nedeniyle kahrolduğunu, yaptığının yanlış olduğunu bildiğini, bu kadar ağır sonuç doğuracağını düşünemediğini olayın bir anlık boşluğundan meydana geldiğini, işverene ait malzemeyi fabrika dışına çıkartmanın yasak olduğunu bildiğini, ancak olayda art niyeti olmadığını, yaptığından çok pişman olduğunu ifade etmesi, ve soruşturmada dinlenen güvenlik görevlileri de poşet içinde üstten görülebilecek halde iki adet ağaç saplı sert fırça bulduklarını ifade etmişlerdir. Disiplin Kurulunda görevli iki üye davacının davranışlarının İşyeri Disiplin Yönetmeliği 45.23 (İşverene ait makine ve malzemeyi yazılı müsade almadan dışarı çıkarmak veya imha etmek) maddesine aykırılık teşkil edeceğinden kınama cezası verilmesi yönünde görüş bildirmişler ve karar oy çokluğu ile alınmıştır. Davacının 10 yıla yakın kıdeme sahip oluşu, savunmasının içeriği, kapıda güvenlik görevlisi olduğunu bildiği halde fırçaları saklı-gizli olarak çıkartmaya çalışmaması, eylemin oluş şekli ve iş akdinin feshine dair kararın orantısızlığı ve davacının bu şekilde gerçekleşen ilk eyleminden dolayı başkaca disiplin cezası verilebilecekken iş akdinin feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne, feshin geçersizliğine, fesih sebebi olay ve davacının kıdemi dikkate alınarak işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde davacının eyleminin geçerli fesih nedeni oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi ve fesih nedeni olay dikkate alınarak işçinin dört aylık ücreti tutarında belirlenmesine, 4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, 5-Alınması gereken 24.30 TL harçtan peşin alınan 21.15 TL harcın tenzili ile bakiye 3,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 45.60 TL ilk gider, tebligat ve tanıklık ücreti 108.00 TL TL olmak üzere toplam 153.60 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan gider ve delil avansından artan miktarın ilgililere iadesine, 9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.07.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.