Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13515 E. 2013/19786 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/13515
- Karar No
- 2013/19786
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalıya ait işyerinde 06/02/2012 tarihine kadar restoran şefi olarak çalıştığını, en son aylık ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, ücret ve işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak akdi feshettiğini, haftada 7 gün 12 saat çalıştığını, ayrıca tüm dini ve milli bayramlarda da çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının iş akdini kötüniyetle sonlandırıp, işyerlerinin hemen bitişiğine aynı nitelikte yer açtığını, tüm işçilik alacaklarının ödendiğini, ücretinin asgari ücret ve bahşiş olduğunu, işe başlangıç tarihinin 5/12/2007 olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin hafta tatili çalışması yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde ise, Kanunun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme hakkının verileceği bildirilmiştir. Hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, hafta tatili günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Hafta tatili günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarından, hafta tatili ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmasının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatili çalışmasının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir. Somut olayda davacının hafta tatil günlerinde çalıştığını iddia ettiği, davalının ise davacı iddiasını kabul etmediği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hafta tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tanığı ... ile davalı tanıklarının beyanlarından işyerinde çalışan işçilerin haftada bir gün hafta tatili kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu anlatımlarla çelişen davacı tanığı ...'in haftanın yarım günü hafta tatili kullanıldığı yönündeki beyanı hayatın olağan akışına ve dosya içeriğine uymamaktadır. Bu nedenle hafta tatil ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanması gerekirken en yüksek mevduat faizi uygulanması hatalı olmuştur. O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.