Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12343 E. 2013/18642 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/12343
Karar No
2013/18642
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1-Davalı temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre ; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.

Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.

Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.

İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.

Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.

Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.

Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.

Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.

2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.822,00 TL'sını geçmesi gerekir.

Somut olayda, bilirkişi raporu ile hesaplanan ve mahkemece kabule karar verilip davalı tarafça temyize konu edilen miktarın toplamı 218,42 TL olup karar tarihi itibariyle, temyiz eden davalı aleyhine kabul edilen hüküm kesin nitelik taşıdığından, davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.

2-Davacı temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

3-Davacı, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmemiş olması ve ailevi nedenlerle 18.03.2011 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ücretlerinin tahsilini istemiştir.

Davalı, davacının 14.03.2011 tarihinde verdiği istifa dilekçesi ile ailevi nedenlerle 25.03.2011 tarihinden itibaren ayrılmak istediğini ve bu tarihte çıkışının yapılmasını istediğini, verdiği dilekçeye rağmen davacının istifa tarihini beklemeden işi terk edip gittiğini ve izinsiz ve mazeretsiz olarak 19, 21 ve 22 Mart 2011 tarihlerinde işe gelmeyerek devamsızlık yaptığını, iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedilmiş olması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, istifa dilekçesinde davacının ailevi nedenlerle kendi isteği ile işten ayrıldığını belirtmiş olması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağının kabulü ile kıdem tazminatı talebinin reddine, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ise bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında, hesaplamaya esas ücretin belirlenmesi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut olayda; davacı taraf aylık net 820,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmektedir. Davacı tanıkları davacı iddiasını doğrulamışlardır. Davalı taraf ise, davacının bordrolarda olduğu gibi asgari ücret karşılığı çalıştığını savunmaktadır. Davalı taraf dosyaya bir kısım imzasız bordrolar sunmuştur.

Mahkemece, emsal ücret araştırması yapılmaksızın, davalı savunmasına itibar edilerek bilirkişi raporundaki seçenekli hesaplamalardan, asgari ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Yapılması gereken, davacının çalıştığı işyeri nazara alınarak, davacının ünvanı ve kıdemi

açıkça belirtilmek suretiyle daha detaylı şekilde, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve özellikle ilgili meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının aldığı ücret belirlenmeli ve işçilik alacaklarının bu ücrete göre hesaplanması gerekirken, davalı beyanları ve imzasız ücret bordroları esas alınarak ücretin asgari ücret olduğunun kabulüyle sonuca gidilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, davalının temyiz dilekçesinin reddine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 07/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12343, K. 2013/18642, T. 07.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-12343-e-2013-18642-k-d8ef06a25fdd