Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/11973 E. 2013/18237 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/11973
- Karar No
- 2013/18237
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde personel sorumlusu ve muhasebe işlerine baktığını, her ne kadar 10.12.2009 tarihli istifa dilekçesi vermiş ise de bu dilekçenin işverenin baskısı üzerine imzalandığından bahisle ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının işyerinde personel ve muhasebeden sorumlu olarak çalıştığını, işten ayrılan işçilerin kayıtlarını kapatmayarak onlar adına ücret tahakkuk ettirip paraları da kendisinin aldığının belirlenmesi üzerine istifa ederek ayrıldığını, ayrıldıktan sonra kendisinde bulunan internet şifresini kullanarak kuruma verilen bildirgedeki "istifa" olan çıkış sebebini "işveren feshi" olarak değiştirdiğini, bu konuda SGK ya ve Iş-Kura gerekli başvuruların yapıldığını, davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının istifa dilekçesini işe girerken verdiği boş senedi geri alabilmek için işveren baskısı ile imzaladığından bahisle istifayı geçerli saymayarak işverenin haksız feshi olduğu gerekçesiyle davacının kıdem ve? İhtar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı îş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. Somut olayda, davacının işyerinde personel ve muhasebeden sorumlu olarak çalıştığı, işyerinden ayrılmak istemesi üzerine zorla istifa dilekçesi imzalatıldığını bildirerek dava açtığı görülmektedir. Ancak yapılan yargılama sonunda davacının davalı işyerinden ayrılmasını haklı kılacak, asgari geçim indirimi dışında, alacağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının işyerinden ayrılma nedenini ispat edemediği anlaşılmaktadır. Davalı işveren ise, davacının, işyerinde yolsuzluk yaptığını, bunun anlaşılması üzerine kendilerine zarar ve ziyana karşı senet verdiğini ve istifa ettiğini kendilerinde davacı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını bildirmiştir. Davacıya, kendisine SGK'yla internet üzerinden işlem yapma ve dosyada bulunan 3.7.2009 tarihli vekaletname ile de işveren adına ihalelere girme yetkisinin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu belgelerden ve Kadıköy 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/562 Esas sayılı dosyasında "davacının azledilmiş olmasına rağmen SGK güvenlik şifresini kullanarak işyerinin SGK şifrelerini değiştirip, işten ayrılma bildirgesindeki istifa yerine işten çıkarılma şeklinde değiştirmek suretiyle sahte belge düzenlediği sabit görüp cezalandırılmasına dair" verilen kesinleşmiş mahkumiyet hükmü gereği, bilişim sistemleri konusunda uzman olan davacının nitelikle bir eleman olduğunun kabulü zorunludur. Ancak mahkemece vasıfsız bir işçi gibi kabul edilerek işverenin işe girerken aldığı tanık tarafından iddia edilen senedini geri almak için baskı altında istifa dilekçesini imzaladığının kabul edilmiştir. Oysa ki davacı, dava dilekçesi ile böyle bir senet verdiğini iddia etmediği gibi, davacının sahip olduğu nitelikler göz önünde tutulduğunda mahkemede hakkını arayabilecek kadar bilinçli olduğu da anlaşılmaktadır. Davacı, fesih tarihini taşıyan 30.000,00TL'lik senedi hür iradesi ile vermediğini de herhangi bir delille ispat edebilmiş değildir. Davalının iddiası gişe tüm dosya kapsamı ile desteklenmektedir. Bu durum karşısında, mahkemenin gerekçesinin, dosyadaki delillere uygun olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Davalı işverenin SGK ya ve îş-Kur'a verdiği dava tarihinden önce 23.12.2009 tarihli dilekçelerle davacının yaptığı sahteciliğin bildirilmesine dair bildirimler ve tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının yaptığı yolsuzlukların anlaşılması üzerine kendi el yazısı ile yazdığı istifa , dilekçesini ve zarar ve ziyanı karşılamak için senedi tanzim edip vermek suretiyle, istifa ederek iş akdini feshettiği açık olduğu halde, yazılı gerekçeyle, işverenin haksız feshi sayılarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.