Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/11749 E. 2013/19953 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/11749
Karar No
2013/19953
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı ilaç şirketinde 1986 yılından iş aktinin feshedildiği 2008 yılına kadar önceleri tıbbi satış mümessili sonra bölge şefi ve 2007 yılından itibaren de bölge müdürü olarak çalıştığını, Yargıtay'ın işe iade ilamına rağmen işverence işe başlatılmaması üzerine 6 aylık işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süreye ilişkin ücretinin ödendiğini ancak iş akdi feshedilirken ve Yargıtay ilamı sonrasında alacaklarını eksik aldığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ve fazla mesai ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıya iş aktinin feshinde ve Yargıtay ilamı sonrasında tüm alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini, davacının 2007 yılından itibaren bölge müdürü olarak çalıştığını, mesai saatlerini serbestçe ayarlayabildiğini, fazla mesai alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının eksik ödenen kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin olduğunun kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacıya ödenen yıllık izin ücretinin eksik ödenip ödenmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır. Alacağın tahsili istemi aynı zamanda içeriğinde alacağın miktarının tespiti istemini de kapsar. Talep, hakedilen alacak miktarından düşükte olsa, mahkemece talep edilebilecek tüm alacak miktarı belirlenmeli ve talep edilen miktar da gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin geçersiz sebeple feshedildiği 16.10.2008 tarihinde davacıya kullanmadığı 137 günlük yıllık ücretli izin alacağınının ödendiği açıktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya 131 günlük yıllık izin ücreti ödemesi yapıldığının kabulüyle hesaplama yapılmış olup mahkemece yapılan hatalı hesaplamaya itibar edilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur. Davalı, davacının işe başlatılmaması üzerine 4 aylık boşta geçen süreye ilişkin ücretine ve diğer alacaklarına karşılık olmak üzere 18.233,00 TL'nin davacının banka hesabına ödendiğini, bunun 5.000,00 TL'sinin yılık izin alacağına karşılık olduğunu ileri sürmektedir. Dosyaya sunulan davacıya ait banka kayıtlarınının incelenmesinde; 23.11.2009 tarihinde işveren tarafından davacının banka hesabına 18.233,63 TL'nin 4 aylık ücret ve diğer haklar adı altında yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davalının bilirkişi raporlarına itirazlarına rağmen mahkemece bu husus üzerinde durulmaksızın hüküm kurulması da doğru değildir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11749, K. 2013/19953, T. 21.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-11749-e-2013-19953-k-cf33e30f635b