Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10973 E. 2013/8936 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10973
- Karar No
- 2013/8936
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının 12.07.2012 tarihinde ve 4857 sayılı İş kanunun 25. maddesi gerekçe gösterilerek işten çıkartıldığını,feshin usulsüz olup haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığını, kendisinden önce işten çıkartılan 17 işçide olduğu gibi kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini feshin sendikal nedenle yapıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, vekili, davacının işyeri şahsi sicil dosyasındaki sebeplerle haklı ve geçerli nedenle son verildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını, davacının sendika üyesi olup olmadığının dahi şirketçe bilinmediğini ileri sürerek davanın reddini talep istemiştir. Mahkemece, bu dava dosyası diğer 6 dava dosyası birlikte incelendiğinde, bu dosyadaki davacının hizmet sözleşmesinin ve diğer davacıların hizmet sözleşmelerinin fesih bildirimlerinde İş Kanunun 25. maddesi gereğince feshedildiğinin bildirilmediği, 4857 sayılı İş Kanunun 25. Maddesinde hizmet sözleşmesinin işverence haklı fesih sebepleri düzenlediği, İş Kanunun 26. Maddesinde bu fesih imkanını kullanma süresi fesih sebebinin işveren tarafından öğrenilmesinden itibaren 6 iş günü olduğu, bu fesih usulünde önceden savunma alınması gerekmediği, ancak Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda fesih bildiriminin açık ve net olması, gerekçeli olması gerektiği, davalı işveren vekilinin yargılama sırasında da İş Kanunun 25. maddesindeki haklı fesih sebeplerinden somut olarak bir sebep belirtilmediği, genel ifadelerle verimsiz işçilerin elenmesinden bahsedildiği, bu haliyle de değerlendirilmesi gereken İş Kanunun 18. Maddesindeki işçinin davranışlarından veya verimliliğinden kaynaklanan fesih olduğu bu durumda da mutlaka İş Kanunun 19/2. Maddesi gereğince savunmasının alınması gerektiği, böyle bir savunmanın alınmadığı,bu haliyle feshin tamamen geçersiz ve aynı zamanda haksız olduğu, kaldı ki ; işverenin fesih sonrası kıdem ve ihbar tazminatları da ödediği, sendikal tazminat konusuna gelince tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacının da üyesi olduğu Türk Metal Sendikasının davaya konu işyerinde örgütlenmek için faaliyetlerde bulunduğu, davalı işverenin ise sendikanın örgütlenmesini engellemeye çalıştığı, dosyada da isimleri geçen işveren adına hareket eden işyeri yetkililerinin işçilerin sendikaya üye olup olmadığını araştırarak bu yönde onlara telkinlerde bulundukları, ayrıca işten çıkarma tehdidinde de bulundukları, duruşmada dinlenilen davalı tanığı konsantratör ve yardımcı işletmeler tesis Müdürü olan Ali Bülbül'ün 4. Asliye Ceza Mahkemesinde ve duruşmadaki beyanında Muammer Derendeli adlı işçiyi sendikaya üye olup olmadığı konusunda sorguladığı hatta söylemeyince ona hakaret içeren sözler söylediği, işyerinde işveren tarafından işçiler üzerinde yoğun bir baskı oluşturduğu, sendikaya üye olan 105 işçinin birbirlerine yakın günlerde sendika üyeliğinden çekilmeleri, üyelikten çekilmeyen 21 kişinin yakın zamanda işten çıktarılmaları ve aradan bir süre geçtikten sonra davaya konu 7 işçi de dahil olmak üzere Samsun İş Mahkemelerinde davası görülen 17 işçinin de aynı zamanda işten çıkartılmaları ve aynı dönem içerisinde dosyaya sunulan yazıdan da anlaşıldığı üzere yetki tesbiti süreci ve davalı şirketin mahkemede görülmekte olan 2012/558 Esas sayılı dosyada açmış olduğu Yetki Tesbit davası süreci hep birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin gerçekleştirdiği feshin sendikal örgütlenmeye yönelik olduğu kanaati ile sendikal tazminata da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (d) alt bendinde, "işçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması ,işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması" halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır. Somut olayda; davalı işveren fesih bildiriminde davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunun 25/2. maddesine dayanarak feshedildiğini belirtmiş cevap dilekçesinde de iş sözleşmesinin şahsi sicil dosyasından da anlaşılacağı üzere haklı sebeple feshedildiğini savunmuştur. Dosya kapsamındaki belgelerden davacının 08.07.2012 ve 09.07.2012 tarihlerinde bir başka işyeri çalışanını (Şakir Güler, Hüseyin Ekinci) darp ettiğine ilişkin soruşturma evrakı bulunduğu ve Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/3149 sayılı iddianamesiyle TCK 86/2 (iki kez), 116/4, 117/1, 53/1 sevk maddeleriyle Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1299 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan kamu davasının açıldığı ve derdest olduğu anlaşılmıştır. Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde, mahkemece bu olay üzerinde durularak feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshinde yaklaşık 1 ay kadar önce yapılan fesihlerle bu fesih aynı nedenle yapılmış gibi değerlendirilerek eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 15/05/2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.