Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10872 E. 2013/9311 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10872
- Karar No
- 2013/9311
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine, 2-Davacı vekili, davacının davalı işyerinde usta makinacı olarak çalıştığını, ancak sigortasının yapılmadığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, milli bayramlarda ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının davalı işyerinde iş akdine bağlı olarak çalışmadığını, taraflar arasında iş akdi bulunmadığını, davacının 3-4 kez birkaç günlüğüne çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafça temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2012 tarihli ilamı ile “...Somut uyumazlıkta, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen çalışma kaydı bulunmamaktadır. Davacı tanıkları, davalıya ait iş yerinde kendilerinin de sigorta kaydı yapılmaksızın çalıştırıldıklarını ileri sürerek davacının iddia ettiği tarihlerde davalıya ait iş yerinde çalıştığını doğrulamışlardır. Davalı işveren, iş yerinde bir işçi dışında başka işçi çalıştırılmadığını, bu hususun vergi yoklama memurları ve Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişleri tarafından düzenlenen tutanaklar ile sabit olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı tanıklarının beyanlarından da iş yerinde çalışan işçi sayısının birden fazla olduğu anlaşılmaktadır Davalı tarafından delil olarak ibraz edilen 04.06.2008 tarihli vergi yoklama fişinin, 25.04.2008 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülen fesih tarihinden sonra düzenlendiği ve bu belgede iş yerinde 28 adet makine olduğu, 1 işçi çalıştığı belirtildiği görülmektedir. Ayrıca davacının iş yerinde geçici olarak kısa süreli çalıştırıldığı davalının da kabulündedir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, taraflar arasında hizmet akdinin bulunduğu anlaşılmaktadır Dosya içerisindeki tüm veriler bir arada değerlendirilmeli, davacının çalışma süresi belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme dayalı hüküm kurulmasının hatalı olduğu“ gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve bozma kararı öncesi delillere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bozma öncesi hazırlanan bilirkişi raporunda davacının tanık anlatımlarına istinaden 12/10/2004-25/4/2008 tarihleri arasında 3 yıl 6 ay 13 gün çalıştığı kabul edilmiş ise de, beyanı hükme esas alınan davacı tanıklarından ... davacının işe önce çırak olarak başladığını daha sonra makinacı olduğunu bildirmiştir. Davacının 1992 doğumlu olması dikkate alındığında davacının çırak olarak çalıştığı dönemin tanıkların yeniden dinlenerek tespit edilmesi ve tespit edilen çıraklık döneminin toplam hizmet süresinden dışlanması sureti ile çalışma süresinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. 3-Davacı vekili bozma kararı sonrası ıslah dilekçesi vererek dava konusu ettiği kimi alacakların miktarını arttırmıştır. Davalı vekili süresinde yapılmayan ıslaha itiraz etmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan ıslaha itibarla alacaklar hüküm altına alınmıştır. Mülga 1086 sayılı HUMK'nun 84.maddesindeki hüküm 6100 sayılı HMK'nun 177.maddesinde aynen korunmuş ve ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır. YİBBGK'nun 04/02/1948 tarih ve 1944/10 Esas ve 1948/3 Karar sayılı kararında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir. Bu itibarla bozmadan sonra yapılan ıslaha itibarla arttırılan miktarlar üzerinden alacakların hüküm altına alınması hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.