Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10709 E. 2013/12058 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10709
- Karar No
- 2013/12058
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı, spota mal vermenin zaman zaman gerçekleştirildiğini, feshe konu olayda işverenin bir zararının olmadığını, iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının sürekli müşterilere uygulanan promosyon uygulamasını spot diye tabir edilen diğer toptancılara da uygulanması konusunda temsilcilere talimat verdiğini ve faturaların da sanki sürekli müşterilere yapılmış gibi gösterilip müvekkil şirketin yanıltıldığını davacının da savunmasında bu hususu kabul ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, davacının savunmasında kabul ettiği üzere davalının iddia ettiği davranışları gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, ancak iddia edilen zararla ilgili bir delilin bulunmadığı, dosyaya zarar konusunda sunulan belgelerin resmi belgelerle desteklenmediği bu nedenle haklı değil geçerli fesih nedenin oluştuğu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulüne karar vermiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği ve davacının fazla mesai alacağının olup olmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 nci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyiniyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. Somut olayda davacı davalının ... Bölge Müdürlüğünde saha satış yöneticisi olarak çalışmıştır. Fesih bildiriminde ise "Eylül 2009 tarihinde ... Gıda Satış temsilcilerini promosyonu kullanarak spot kanala yönlendirdiğiniz, bu kanala mal satışı sağlamak için satış temsilcilerine ve distribütöre baskı kurduğunuz belirlenmiştir. Savunmanızda bu husus kabul ettiğiniz, bu nedenle iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-e ve ı maddeleri uyarınca feshedildiği” belirtilmiştir. Davacı feshe konu olayla ilgili olarak verdiği savunmasında isnad edilen eylemi kabul ederek “Eylül ayında satışlarım geri kaldığı ve başarısızlığı kendime yediremediğim için satış temsilcilerinin bazılarına satışı arttırmak amacı ile başka yerlere mal verebileceklerini ilettim” ifadesini kullanmıştır. Davalı tanıkları ve dosyada yazılı ifadeleri bulunan ve işveren tarafından konuyla ilgili beyanları alınan satış temsilcileri davacının kendileri ile yaptığı toplantı sonucunda satış için he türlü yolun açık olduğunun, spota ürün verip sonra faturaları uygun miktarlarda kayıtlı müşterilere dağıtmalarının istendiğini belirtmişlerdir. Dosya kapsamından spota mal vermek diye tabir edilen kayıtlı olmayan müşterilere mal vererek ürünün toptancılara ulaşmasının önüne geçilmesi konusunda işverenin son derece hassas olduğu, bu uygulamanın ürünlerin kayıt dışı olup denetimlerinin yapılmasına engel olduğu, ürünün fiyat ve marka değerini düşürdüğü, son kullanma tarihlerinin denetlenemediği ve bu nedenle müşteri sağılığının da tehlikeye düşmesine yol açtığı anlaşılmaktadır. Davacının da kabulünde olan bu davranışı tüm toplanan bu deliler ışığında işçinin doğruluk ve dürüstlüğüyle bağdaşmayan bir davranış biçimidir ve işverene de iş sözleşmesini son derece açık olarak tazminatsız ve bildirimsiz olarak sonlandırma ... vermektedir. Mahkemece davacının bu davranışı nedeniyle işverenin zarara uğramış olduğunu ispatlayamamış olması nedeniyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Zira işveren fesih bildiriminde doğruluk ve dürüstlük ilkesiyle de bağdaşmayan davranış nedenine de dayanmıştır. Mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.