Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10673 E. 2013/8453 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/10673
Karar No
2013/8453
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının kart ürünleri satış yönetmeni olarak davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davacının iş sözleşmesinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle 4857 sayılı Yasanın 25/2-h bendi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak yaşanan sorunun birimler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklandığı, davacıya yüklenebilecek bir kusur veya ihmalin bulunmadığı, feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre, yetkili mahkemenin hangi iş mahkemesi olduğu uyuşmazlık konusudur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5'inci maddesi uyarınca, İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme geçerli değildir. İş Mahkemesinin görevi kapsamında bulunan bir dava, dava tarihinde davalının ikametgâhının bulunduğu veya işçinin işini yaptığı yerdeki İş Mahkemesi veya iş davalarına bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır. Türk Medeni Kanununun 19'uncu maddesi uyarınca, gerçek kişi yönünden yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturulan yerdir. Gerçek kişi işverenin başka bir yerde yerleşmek niyetiyle oturduğu kanıtlanmadığı takdirde, kural olarak nüfusta kayıtlı olduğu yerin ikametgâh olarak kabulü gerekir. Aynı Yasanın 49'uncu maddesi gereğince, tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça, işlerinin yönetildiği yerdir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemli olan işin yapıldığı işyeri tanımına, 5521 sayılı Yasada yer verilmemiştir. İşyeri, 4857 sayılı İş Kanununun 2'nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Bir yer, ancak işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunmaktaysa, o işyerinden sayılacaktır. İş veya Toplu İş Sözleşmesinin tarafları, davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer dışındaki bir mahkemenin yetkili olduğuna dair düzenleme yapmaları, 5521 sayılı Kanunun 5'inci maddesinin emredici nitelikteki son cümlesi gereğince geçersizdir. Somut olayda; davalı şirketin merkez adresinin ... Cad. No:...Bayrampaşa/İstanbul iken şube adresinin de ... Mah. ... Cad. No:.. 115/121 Zeytinburnu/İstanbul adresi olduğu görülmüştür. Dosyaya sunulan işe giriş bildirgesinde ise davacının davalı şirketin Orta Mah. ... Cad. No:.... Bayrampaşa/İstanbul adresinde girişinin yapıldığı görülmüştür. Bordrolarda ise işyeri ünvanı olarak Bayrampaşa, bölüm olarak Pazarlama Satış Müdürlüğü ve davacının ünvanının da kart satış ürün yönetmeni olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Ayrıca SGK yazısında davacının giriş ve çıkış tarihlerinde çalıştığı işyerinin Gaziosmanpaşa Sosyal Güvenlik Kurumunda işlem görmekte olup istenilen hususların anılan kurumdan temin edilmesi cevaben bildirilmiştir. Yargılama aşamasında davalı vekili tarafından yetki itirazında bulunulmuş, davacının bu yönde bir beyanı olmadığı görülmüştür. Mahkeme ise 10.07.2012 tarihli ara kararı ile sadece "mahkemenin adres itibariyle yetkili bulunması nedeniyle reddine" gerekçesiyle davalının yetki itirazının reddine şeklinde karar verildiği duruşma tutanağı içeriğinden anlaşılmıştır. Dosyada mevcut bu delil durumuna göre yetkili mahkemenin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu sabit olup mahkemece, yukarıda yer alan açıklamalar dikkate alınarak davacının çalıştığı işyeri adres itibariyle tereddütsüz bir şekilde belirlenerek ve bu yönde taraf tanıkları da dinlenerek davacının iş sözleşmesi sonucu yükümlendiği edimlerini icra ettiği yani işin yapıldığı adresin tespit edilerek bu tespite ilişkin ticari kayıtlar da getirtilerek yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yetki itirazının reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10673, K. 2013/8453, T. 08.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-10673-e-2013-8453-k-6f9f47e3ca65