Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10558 E. 2013/9988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10558
- Karar No
- 2013/9988
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin ayrıntılı araştırmalardan sonra 28 Temmuz 2011 tarihinde " bir takım müşterilere fatura edilmeden yani bedeli ödenmeksizin ürünler verdiği, bu durumu gizlemek ve bertaraf etmek için adına işyerinde uygulanan kuralları manipüle ettiği ve usulsüz bazı işlemler yaparak işyerini maddi zarara uğrattığı"nın ortaya çıktığını, inceleme biriminin de yaptığı detaylı tespitler sonucu isnat edilen bu filleri gerçekleştirdiği konusunda hiçbir şüpheye yer kalmadığından 4857 sayılı Yasanın 25/2-e-ı bentleri uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, somut olayda davalı işveren ,davacının ürünsüz mal teslimi nedeniyle 30 günlük ücretiyle ödenmeyecek derecede hasara ve kayba uğradığını iddia etmiş ancak söz konusu hasarla ilgili herhangi bir delil sunmadığı için hasarın meydana gelmesinde davacının kusurlu olup olmadığına dair araştırma yaptırılmamıştır. Davacının kasten faturasız ürün teslim ettiğini ve davalı işvereni otuz günlük ücreti tutarında hasar ve zarara uğrattığını ispat edecek herhangi belge veya bulgu dosyaya ibraz edilmemiş, davalı işveren tarafından feshin son çare ilkesine uyulmamış, davalı işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayandığı yeterli, somut delillerle ispat edilememiştir. Tüm bu gerekçelerle feshin haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir. İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez. Dosya içeriğine göre; davacının, davalı işyerinde kategori satış müdürü olarak yaklaşık 6,5 yıl kadar hizmeti bulunduğu, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e-ı fıkraları uyarınca haklı neden gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmıştır. Davacı hakkında yapılan iç denetim sonucunda tanzim edilen iç denetim raporu içeriği, kısa bir zaman aralığında hakkında tutulan çok sayıda tutanak, bedelsiz verilen ürünlere ait listeler ve davalı tanık beyanları ile fesih bildiriminde yer aldığı üzere bir takım müşterilere ( ... gıda, ... Gıda, ... Petrol, ... ve ... Eğt.Kur) fatura edilmeden yani bedeli ödenmeksizin ürünler verdiği, bu durumu gizlemek ve bertaraf etmek adına işyerinde uygulanan kuralları manüple ettiği ve usulsüz bazı işlemler yaparak işverenin güvenini kötüye kullandığı, karşılıklı yükümlülük ve güven esasına dayalı iş sözleşmesinin devamının işveren yönünden beklenilmez hal aldığı, davacı tanıklarından ...'in davacıdan yaklaşık 4 ay önce yine haklı neden ileri sürülerek işten çıkarıldığı, fesih tarihinde bu tanığın işyerinde çalışmadığı gibi davalı şirket ile arasında husumetin de bulunduğu, diğer davacı tanığı ...'nın ise kendisine bedelsiz mal verildiği belirtilen firmalardan birinin yetkilisi olduğu anlaşılmakla bu tanık beyanlarına değer verilemeyeceği anlaşılmakla davacı ile davalı işveren arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı ve işverence yapılan feshin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e bendi uyarınca haklı nedene dayandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle işveren feshinin işçinin davranışlarından kaynaklanan haklı nedene dayandığından davanın reddi gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile kalan 5,90 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.455,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 29.05.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.