Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2011/6640 E. 2012/1596 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/6640
Karar No
2012/1596
Karar Tarihi

Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece mirasçılık sıfatı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 30.maddesi hükmünde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.

Miras bırakanın ölüm tarihi olan 1940 yılında yürürlükte bulunan 743 sayılı TKM 444 maddesi hükmü gereğince “mirasbırakanın eşi alt soyu ile birlikte mirasçı olduğu zaman tercih hakkı olduğu, dilerse terekenin yarısının intifa hakkını, dilerse dörtte birinin mülkiyetini alabileceği, miras bırakanın anne babası veya bunların alt soyu ile mirasçı olduğu takdirde mirastan dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkına; ve büyük babaları ve büyük anaları veya bunların füruu ile mirasçı olan eş terekeden yarısının mülkiyeti ile beraber dörtte birinin intifa hakkına ve bunlar da yoksa mirasın tamamının mülkiyetine sahip olacağı, aynı kanunun 448. maddesi mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Hazine'ye intikal edeceği belirtilmiştir.

Somut olaya gelince miras bırakan Muş merkez Minare Mahallesi cilt 4, hane 88 de nüfusa kayıtlı, 01.07.1877 doğumlu ... ...'in 01.04.1940 tarihinde davacıların annesi ... ile evli iken vefat ettiği, davacının annesi ...'nin miras bırakan öldükten sonra davacının babası Osman ile evlendiği kayıtlarda miras bırakan ile ...’nin müşterek çocukları gözükmediği miras bırakanın üst soyu yönünden mahkemece bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca mahkemece miras bırakan ... ...'in üst soyunu gösterir şekilde bütün nüfus kayıtlarının getirilmesi, gerekirse tanık dinlenilmeli, nüfus kayıtlarına ve toplanacak delillere göre mirasçıları ve payları belirlenerek, davacının miras bırakandan annesi ...’ye intikal edecek miras payından pay alacağı bu halde kardeşleri ile birlikte mirasçı olacağı gözetilerek mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 08.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6640, K. 2012/1596, T. 08.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2011-6640-e-2012-1596-k-65129b603d4e