Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2011/2675 E. 2012/3467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/2675
- Karar No
- 2012/3467
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız şikâyetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, anayasal şikâyet ... kullanıldığı, davalı şirketin kusuru ve kötü niyeti bulunduğu hususunun davacının kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Anayasanın 36. maddesi hükmüne göre herkes, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu madde ile tanınmış olan hak arama, bir başka deyişle ihbar ve şikâyet hakkının kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa bile, hak arama özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı kuşkusuzdur. Ancak bu özgürlük sınırsız olmayıp, ihbar ve şikâyet hakkının kasten ve zarar verme amacı ile veya keyfi olarak ya da uzak ihtimallere göre, herhangi bir delil ve emare bulunmadan, yeteri kadar araştırma yapılmaksızın kullanılmaması gerekir. Aksi halde hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılmış olması nedeniyle hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerekeceğinde de kuşku duyulmamalıdır. Somut olaya gelince; davacı, marka taklidi yapıldığı, ürünlerinin iltibasa ve aldatmaya yol açtığı belirtilerek davalı tarafından haksız olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenle işyerinde arama ve el koyma işlemi yapıldığını, hakkında Bakırköy 1.Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinde “ marka hakkının ihlali “ suçundan açılan davada beraat ettiğini ve kararın kesinleştiğini, daha sonra ürünlerinin iade edildiğini, bu nedenle gelir kaybına uğradığını ve üzüntü duyduğunu öne sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamından, “ ... “ markasının davalı adına tescilli olduğu, davalının şikâyeti üzerine, davacının işyerinde yapılan aramada, “ ... ... “ isim ve kaşeli ürünlere, fatura ve kartvizitlere el konulduğu anlaşılmaktadır. Bakırköy 1.Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda, davalıya ait markanın, davacı tarafından “ GRUP “ kelimesiyle birlikte farklı yazım ve şekil karakterinde kullanıldığı, bu nedenle sıradan tüketiciler üzerinde iltibasa ve aldatmaya yol açmayacağı açıklanmıştır. Mahkemece yargılama sırasında alınan raporda ise, davacının davalı markasına tecavüzünün bulunmadığı vurgulanmıştır. Öte yandan, davalı tescilli marka sahibi olup, davacı şirket ise, ticaret siciline kayıtlı ünvanını, ürünler üzerinde kullanmaktadır. Her ne kadar, davacı şirketin ünvanı ile davalı şirketin tescilli markasında ortak olarak “...“ ibaresi bulunmakta ise de, salt bu neden tescilli marka sahibine, tescilli ünvan sahibi aleyhine şikâyet ... vermez. Kaldı ki, ticaret siciline tescilli ünvan, terkin ettirilmediği sürece kullanımı haksız rekabet oluşturmaz ve şikâyet ... vermez. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacıya iadesine, 15.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.