Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2011/1299 E. 2012/1703 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/1299
- Karar No
- 2012/1703
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, kararda gösterilen gerekçelere, Dairemizin bozma kararı çerçevesinde işlem yapıldığının ve karar verilirken bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerin de gözönünde bulundurulduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün diğer temyiz itirazına gelince, mahkemece iş sahibi davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunun bulunduğu gerekçe gösterilerek hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Eser sözleşmelerinde iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir. Bu özellik dikkate alındığında bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından eser sözleşmelerinin yerine getirilmesi ve işin yapımı sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde kural olarak iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de aynı Kanunun 51/2. maddesi hükmü uyarınca müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, mahkemece, davalılar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi ile Özel ve Teknik Şartname celp edilip hükümleri yukarıda açıklanan yönden incelenmemiştir.
O halde, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında davalılar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi ile Özel ve Teknik Şartnamenin celp edilip incelenmesi, iş sahibi davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’ne işin yapımı sırasında yüklenici şirkete emir ve talimat verme, işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanındığının tespiti halinde davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün de diğer davalı ile birlikte zarardan ortak (müteselsil) olarak sorumlu tutulması gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile davalı İSKİ Genel Müdürlüğü hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Davalı şirketin temyiz itirazına gelince, mahkemece davalı şirket yönünden yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi hükmüne göre herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Ayrıca, alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde ise zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Husumet defi olmayıp bir itirazdır. Bu niteliği dikkate alındığında yargılamanın her aşamasında öne sürülebileceği gibi, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması ve husumet sorunu çözümlendikten sonra işin esasına girilmesi gerekir.
Dava dilekçesinde davacı, davaya konu hasarın iş sahibi davalı İSKİ Genel Müdürlüğü adına çalışma yapan diğer davalı yüklenici şirket tarafından meydana getirildiğini öne sürmüş, davalı şirket bu iddiayı inkar etmiş, tutanak tarihinde tutanağa konu yerde çalışmalarının olmadığını, hasarla bir ilgilerinin bulunmadığını, davanın “... Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.” aleyhine açıldığını, kendi ticari ünvanlarının ise “... İnş. Taah. Proj. Müş. İth. İhr. Temsil Nak. Ltd. Şti.” olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuştur. Hasar tespit tutanağında hasarı yapanın “... İnşaat” olduğu yazılmış olmakla birlikte, davalı şirketin yönetici ve çalışanlarının imzası da bulunmamaktadır. Mahkemece tutanak düzenleyicileri dinlenmemiş, davalı şirketin savunması üzerinde durulmamış, olay yerinde kimin çalışma yaptığı diğer davalı İSKİ Genel Müdürlüğünden sorulup saptanmamış, toplanan deliller hasarın davalı şirket tarafından meydana getirildiğini kanıtlamaya yeterli olmadığı halde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İddia ve savunma üzerinde yeterince durulmadan eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, kanıt yükünün davacı taraf üzerinde olduğu dikkate alınarak öncelikle tutanak düzenleyicilerinin dinlenmesi, tutanak düzenlenen adreste ve olay tarihinde hangi firmanın kim adına çalışma yaptığı diğer davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nden sorulup saptanması, davalı savunması yeterince irdelenip husumet sorunu açıklığa kavuşturulduktan sonra davanın esası yönünden bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiştir.
4-Davalıların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu yönden yapılan araştırma ve soruşturma da hüküm vermeye yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konuda gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru da görülmemiş, davalıların temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
5-Kabule göre de, davacının temyizi, davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretine yöneliktir. Talebin 5,18 TL’lik kısmı reddedildiğinden bahisle davalılar yararına 1.000 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğundan davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davalı İSKİ Genel Müdürlüğü yararına, (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davalı şirket yararına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davalılar yararına, (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istek halinde ilgililerine iadesine, 13.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.