Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/7385 E. 2011/5474 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/7385
- Karar No
- 2011/5474
- Karar Tarihi
Mahkemesi : İstanbul Asliye 19.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... Telekomünikasyon A.Ş. ve davalı İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmede iş sahibinin yükleniciye emir ve talimat verme yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olmasına, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacakları yönünden faiz istenebilmesi için ayrıca temerrüde düşürmenin gerekmeyip zarar verenin olay tarihinde kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılmasına göre, davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün ve davacı tarafın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün hükmedilen tazminat miktarına, davacı tarafın faizin niteliğine ve kusur miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, kusurun miktarı ve faizin niteliği yönünden varılan sonuç da davanın niteliğine ve dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını hakız fiil sorumlularından isteyebilir. Somut olaya gelince, dosya içeriğinden tahsili istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerinden olan işçilik ve vasıta giderine de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez. Öte yandan; somut olayda zarar gören kabloların bulunduğu yerde davacı idareye ait menhollerin bulunduğunun belirlenmiş olması karşısında, ayrıca ayırıcı bir işaret konulmasının gerekli olmadığı bu haliyle de davacı tarafın gerçekleşen olayda müterafik kusurunun bulunmadığının kabul edilmesi gerekir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve davalı tarafın tam kusurlu olduğu dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, gerçek zarar ilkesine uygun olmayan hesaba dayalı ve kusur oranı yönünden itiraza uğramış bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi uyarınca, gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda, istek halinde T.C.Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği göz ardı edilerek hüküm yerinde yasal faize hükmedilmesi dahi isabetsiz, davacı ve davalılardan İSKİ Genel Müdürlüğünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 27.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.