Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/6018 E. 2011/5476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/6018
Karar No
2011/5476
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ...O ile davacı ... ve ihbar olunan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalı ...’un tüm ve davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının davalı ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden davalı ... ile diğer davalı arasında, yol ve kaldırım yapımı işi için sözleşme imzalandığı, davaya konu zararın bu işin yapımı sırasında meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir. Bu özellik dikkate alındığında bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından eser sözleşmelerinin yerine getirilmesi ve işin yapımı sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin Borçlar Kanunu’nun 55.maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de aynı kanunun 51/2 maddesi hükmü uyarınca müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. Davalı ... ile diğer davalı arasında düzenlenen sözleşme niteliği bakımından eser sözleşmesidir. Sözleşmenin 22. maddesi hükmünde ise iş sahibi olan davalı belediyeye sözleşme süresi içinde, sözleşme konusuna giren işleri kontrol, denetleme ve yükleniciye talimat verme yetkisi tanınmıştır. Bu olgu dikkate alındığında davalı iş sahibinin işin yapımı sırasında yüklenici tarafından üçüncü kişilere verilen zararlardan dolayı zincirleme (müteselsil) olarak sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerekir. Sözleşmenin bunun aksine hükümleri sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişkiyi ve işin yapımı sırasında verilecek zararları en son kimin üstleneceğini düzenlemektedir. İç ilişkiyi düzenleyen bu hükümlerin zarar gören üçüncü kişilere karşı öne sürülmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak iş sahibi davalı belediyenin de diğer davalı ile birlikte zarardan BK'nun 55 ve 51/2. maddeleri uyarınca müteselsilen (zincirleme olarak) sorumlu tutulması gerekirken, iç ilişkiyi düzenleyen ve zarar gören üçüncü kişilere karşı öne sürülmesi mümkün bulunmayan sözleşme hükümleri gerekçe gösterilerek davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3-3095 sayılı Yasa’nın 2/3 üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur. Bu durumda mahkemece davacının talebi gibi avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dâhi davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4-Kural olarak, davanın gerçek tarafı olmak ve hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmak koşulu ile bir hükmü ancak o davanın tarafları temyiz edebilirler. Bunun yanında fer'i müdahilin de yanında davaya katıldığı tarafla birlikte hükmü temyiz edebileceği kuşkusuzdur. Ne var ki, dava Türk Hava yolları A.O tarafından davalı ... ile ... aleyhine açılmış, yargılama sırasında davalı tarafın istemi üzerine dava ...’a ihbar edilmiş ise de, ihbar olunan harcını yatırarak usulünce davaya katılmamış, fer'i müdahil sıfatını almamış, mahkemece verilen kararda da aleyhine bir hüküm oluşturulmamıştır. Saptanan bu olgular dikkate alındığında, hükmü temyiz yetkisi ve temyizde hukuksal bir yararı da bulunmayan ihbar olunan ...’ın temyiz inceleme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’un tüm ve davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davacı yararına, BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan ...’ın temyiz isteminin REDDİNE, temyiz harcı peşin ödendiğinden davalı ...’dan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen harcın istek halinde davacı ve ihbar olunan ...’a iadesine, 27.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6018, K. 2011/5476, T. 27.09.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2010-6018-e-2011-5476-k-9db826583605