Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2026/253 E. 2026/5466 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2026/253
Karar No
2026/5466
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/580 E., 2022/197 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık adına hükmü temyiz eden müdafiin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık ve katılan vekilinin temyiz istemleri yönünden, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I.Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden Sanık için soruşturma aşamasında baro tarafından görevlendirilen müdafii olan Av. ...'nin müdafiilik görevinin iddianamenin kabulü neticesinde kovuşturmanın başlaması ile sona erdiği, yeni bir görevlendirme yapılmadığı gibi sanığın kovuşturma aşamasında savunmalarında müdafi talebi olmadığını beyan ettiği ve sanık adına hükmü temyiz eden Av. ...'nin dosyada vekâletnamesi veya yetki belgesi de bulunmadığı,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

II.Katılan ... İdaresi Vekilinin ve Sanığın Temyiz İstemleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezasına mahkumiyetine dair 08.10.2015 tarihli hükmün sanık aleyhine temyiz edilmediği anlaşılmakla, sanığın cezada kazanılmış hakkı gereği cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi ile yetinilmesi yerine neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün kazanılmış hakka ilişkin bendinden " SANIĞA VERİLEN NETİCE CEZANIN 2 YIL 6 AY HAPİS VE 80,00TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE," ibaresinin çıkartılarak yerine "cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Kaçakçılık suçundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık ile katılan idare vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluğun düzeltilerek onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Dairemizin 2025/16234, 2022/66 19... /7215 Karar nolu ilamları ile sonrasındaki birçok ilamında da belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Yasanın 5/2. fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmalık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulaması olanaklı hale getirildiği ve 5607 sayılı Yasanın 5/2-b-son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesi yapılmıştır. Son cümlenin eklenmesiyle soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına, suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı parayı Devlet Hazinesine yatırdığı takdirde ikinci fıkra kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanacağı hususunda şüpheliye ihtar zorunluluğu getirmiştir. İkinci fıkrasının son cümlesiyle de soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamışsa, kovuşturma evresinde Hâkim tarafından sanığa ihtarat yapılması gerektiği belirtilmiş olup, artık sanığın etkin pişmanlıktan yararlanması için, etkin pişmanlık genel teorisinden ayrılarak aktif davranışta bulunma zorunluluğu bu düzenlemeyle ortadan kalkmıştır. Yani sanık/sanıklara etkin pişmanlık konusunda Cumhuriyet savcısı ya da Hakim tarafından ihtarda bulunmaları kanunla zorunlu hale getirilmiştir. İhtaratın da kanun ve yerleşik içtihatlara uygun olması gerekir. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 15.02.2023 tarih ve 2018/36174 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımın benimsenmesi hak ihlali oluşturacaktır. Yine Dairenin birçok kararında olduğu gibi, 15.01.2025 gün ve 2023/450 E sayılı kararıyla da ihtaratın 1/2 yerine 1/3 oranında yapılarak sanığın yanıltıldığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermek suretiyle sanıklar arasında eşitsizliğe neden olunmaktadır. Yukarıda anlatılanlar karşısında, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, soruşturma aşamasında kamu zararından haberi olmayan ve etkin pişmanlıktan faydalanma imkanı olduğu bildirilmeyen sanığa Yargıtay 19. Ceza Dairesinin bozmasından sonra mahkemesince yapılan ödeme ihtaratında, indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek, sanığın yanıltılması suretiyle 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesi uygulanmadan hüküm kurulması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, yerel mahkemenin kararının düzeltilerek onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.05.2026

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2026/253, K. 2026/5466, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2026-253-e-2026-5466-k-0eea82790e17