Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3653 E. 2025/10482 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3653
- Karar No
- 2025/10482
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2021/39 E., 2021/922 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN:Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/39 Esas, 2021/922 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b, ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62., 53. ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.05.2025 tarihli ve 94660652-105-55-4631-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB - 2025/66095 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB - 2025/66095 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1-Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/07/2019 tarihli ve 2019/1484 esas, 2019/10301 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 58/4. maddesinde yer alan, "Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz..." şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tâbî tutulmasına karar verilmiş ise de; incelemeye konu suçun sırf askeri suç, tekerrüre esas kabul edilen Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2016 tarihli ve 2015/924 esas, 2016/345 sayılı kararına ilişkin tehdit ve mala zarar verme suçlarının adlî nitelikte suç olması nedeniyle, tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde şartları oluşmadığı hâlde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinde, 2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer olan "(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında; önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanacağı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun ilk hükmün kesinleşmesinden sonra işlenmesi yeterli olup, bu cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmadığı ancak kanun koyucunun tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi şartını aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi hâlinde tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını hüküm altına aldığı, buna göre somut olayda, dosya muhteviyatında bulunan adlî sicil kaydından tekerrüre esas alınan ve sanığın tehdit ve mala zarar verme suçlarına ilişkin olarak 2 yıl 1 ay hapis cezası ile 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2016 tarihli ve 2015/924 esas, 2016/345 sayılı kararının 06/10/2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, incelemeye konu Mahkeme dosyasındaki suçun ise anılan kesinleşme tarihinden önce 02/12/20 15... /08/2017 tarihlerinde işlendiği, dolayısıyla anılan kararın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın başkaca tekerrüre esas olabilecek bir mahkûmiyet hükmümün de bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3-Sanığın 04/10/2015 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmayarak müsnet izin tecavüzü suçunu işlemeye başladığı, 7 günü aşkın bir süre birliğine katılış yapmadığı somut olayda, sanığın eyleminin 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-b maddesinde düzenlenen izin tecavüzü suçunu oluşturduğu, belirtilen suçun 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesi gereğince asker kişi tarafından askerlik hizmetinin yürütülmesi sırasında işlenen askerî nitelikte bir suç olduğu anlaşılmakla;
24/06/2021 kabul ve 30/06/2021 yürürlük tarihli 7329 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı ancak anılan Kanun'un mülga olmasını müteakip, 7329 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na eklenen 17. maddesinde yer alan, "4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, aşağıdaki hâller hariç askerî suç ve cezalar hakkında da uygulanır: a) Sırf askerî bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi. b) Fiilin, disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi. c) Fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi." şeklindeki düzenleme ile; 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Hükmün açıklanmasının geri bırakılması'' başlıklı ek 4. maddesinde yer alan "1- (Ek: 23/6/2016 - 6722/14 md.) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, aşağıdaki hâller hariç askeri suç ve cezalar hakkında da uygulanır: A) Sırf askeri bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi. B) Fiilin, disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi. C) Fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi." şeklindeki, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun ''Cezaların tecili'' başlıklı 47. maddesinde yer alan "1–(Değişik: 23/6/2016 - 6722/9 md.) Türk Ceza Kanununun hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükümleri, askeri suçlar hakkında da uygulanır. Ancak aşağıdaki hâllerde hapis cezaları ertelenmez: A) Sırf askeri suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın üç ay veya daha fazla süreli hapis cezası olması. B) Fiilin, disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi. C) Fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi. D) Daha önce sırf askeri bir suçtan dolayı mahkûm olunması." şeklindeki düzenlemeler ile, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 07/09/2021 tarihli ve 2021/18102 esas, 2021/10905 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Adli sicil kaydında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına engel mahkumiyeti bulunmayan sanığın yüklenen suçu 6722 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen Ek 4/1-A maddesindeki "sırf askeri bir suçtan dolayı 6 ay ve daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı" şeklindeki hükmün yürürlük tarihi olan 14.07.2016 tarihinden önce işlediğinin anlaşılması karşısında; CMK'nın 231/6. maddesi uyarınca kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında HAGB yasağı öngörüldüğü gerekçesine dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,...BOZULMASINA..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nda 23/06/2016 tarihinde yapılan değişiklikler gerekçe gösterilmek suretiyle sanık hakkında
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50... . maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50... . maddelerini uygulanmasına engel bir durum olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE Sanığın atılı suça konu eyleminin, izinden dönmesi gereken 04.10.2015 tarihi ile izin aşımındayken başka bir adli olay sebebiyle ifadesi alındıktan sonra Samsun Merkez Komutanlığına teslim edildiği 15.02.2016 tarihleri arasında gerçekleştiği belirlenmiştir.
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesinde yer alan "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/39 Esas, 2021/922 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Bozma nedeni karşısında (1) ve (2) numaralı istemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.