Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/4235 E. 2024/10297 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4235
Karar No
2024/10297
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/291 E., 2024/148 K. SUÇ : 1072 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri, fazla ceza verildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. II. GEREKÇE İhbar üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlileri tarafından, içeri girildiğinde tombala makinesi ile kumar oynanmakta olduğu, tombala oynayan 21 kişinin bulunduğu belirlenmiş, tombala makinesini muhafaza altına alınarak sanık hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında; iş yerinde tombala oynandığını ancak kendisinin çalışan olduğunu patronunun isteğiyle kendisinin iş yeri sahibi olduğu belirttiğini beyan etmiştir. Mahkemece tanık olarak dinlenen olay yerinde bulunan müşterilerden M.C.E., tombalayı sanığın oynattığını, tombala oynanacağı zaman kendilerine telefonla haber verdiğini belirtmiştir. Ceza Genel Kurulu'nun 02.12.2021 tarihli ve 2021/8-69 Esas, 2021/606 Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere, Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca 1072 sayılı Kanun'a muhalefet ve kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarının unsurları olan fiillerin birbirinden bağımsız ve ayrı fiiller olduğu, bu nedenle de umuma mahsus veya umuma açık yerlerde 1072 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamında yer alan oyun alet veya makineleri ile kumar oynatılması hâlinde her iki suçun birden oluşacağı cihetle, sanığın cezada kazanılmış hakkı gözetilerek zamanaşımı süresi içerisinde kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Dosya kapsamına göre; tutanaklar, ele geçirilen tombala makinesi ile ekipmanları ve tanık beyanı karşısında sanığın 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 E., 2014/171 K. ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 E., 2017/272 K. sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerekmektedir. Temyiz incelenmesine konu bu dosyada suç tarihi 12.05.2014 olup, iddianame 30.05.2014 tarihinde düzenlenmiştir. Yapılan UYAP sorgulamasında, Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.11.2015 tarihli ve 2014/1369 Esas, 2015/1358 Karar sayılı kesinleşen dosyasında suç tarihinin 06.05.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.09.2014 olduğu görülmüştür. Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suçlara yönelik olduğu gözetilerek, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde 1072 sayılı Kanuna muhalefet ve kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarını oluşturup oluşturmadığının ve kesinleşen cezanın mahsup edilmesi gerekip gerekmediğinin takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. 2. Sanığın kazanılmış hakkı korunurken, hapis ve adlî para cezasının bütün olduğu ve bölünemeyeceği gözetilmeden, kazanılmış hak teşkil eden cezanın yalnızca hapis cezası kısmının dikkate alınması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/4235, K. 2024/10297, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-4235-e-2024-10297-k-58bfb38b48f6